Ben

Hayatın koşturmasında bir kaldırım taşı oldum hep,

Adımları saydım,

Üstüme basıp geçenlerin kilolarını tarttım,

Çok doğru insanda bastı üstüme,

Yanlış adım atan doğru,

Doğru adım atan yanlış insanlarda oldu,

Bazen buz kesildim kaydırdım bilmeden,

Bazen su döküldü ıslandım,

Kazdılar,

Kaldırdılar beni,

Sonra yerli yerine hiçbir şey anlamadan yerleştirdiler…

İşim bir kaldırım taşı olmaktı hep,

Tüm ayıpları gördüm,

Gözümü kapattım…

Üstüme kustular,

Yağmur da yağmadı,

Güneş kuruttu o hastalıkları,

Koktum,

Yağmuru bekledim,

Yağdı,

Ama ya o koku…

O koku çıkmadı hiç,

Ama hiç çıkmadı,

Bir taş olarak çok şey gördüm,

Çok düşünecek zamanım oldu,

İmanım da arttı,

Sabrım da,

Çatlamadım,

Sonunda taş olmama rağmen,

Hareket edebilir oldum,

Beni hareket ettiren

Bir depremmiş meğer,

‘’Ey üstüme basıp geçen yürüyen insanlar’’,

Duracaksınız artık diye haykırdım,

Basmayacaksınız üstüme,

Ezmeyeceksiniz beni…

Çünkü yayalara kapandı bu yol…

Bu taş gam doldu.

(Bu yazıyı ben yazabilmeyi çok isterdim.)

You may also like
Tesadüf…
Güneş uyuyunca ne olur?

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: