Bilişim adası…

Bundan yaklaşık 3 yıl kadar önce Türkiye’deki gazetelerde Kıbrıs (Türkiye’de halk arasında KKTC böyle ifade edilir) bilişim adası olacak haberleri yayınlandı. Haberlerin kaynağı olarak da bilişimin bağlı olduğu ilgili bakanlık gösteriliyordu. Bu habere ne kadar çok sevindiğimi tahmin edersiniz.

Geçen yıl Haziran ayının son haftasında o dönem Başbakan olan Sayın Derviş Eroğlu İstanbul’daydı. Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfının davetlisiydi. Tabii ki her politikacı gibi zamanı çok kıymetli idi. Dolayısı ile yoğun görüşmeleri arasında Türkiye’deki bazı yayınlarda vardı. Ben Samanyolu Haber TV, Zaman gazetesi ve Para dergisinden gazeteci arkadaşlarla yaptığı tüm görüşmelere bizzat şahit oldum. Özellikle Para dergisine söyledikleri arasında KKTC’nin bilişim ile kalkınmada ciddi bir ivme yakalayacağı yönündeki konuşmaları dikkatimi çekti. Söyledikleri üç yıl önceki haberleri destekleyici nitelikteydi. O dönem Başbakandı. Şimdi ise Cumhurbaşkanı. Dolayısı ile öncelikleri bir hayli değişmiştir.

Benim asıl merak ettiğim, bir dönem “bilişim adası olacağız” şeklinde söylemleri kuvvetle dillendiren devlet yetkilileri hala aynı düşüncedeler mi? Yoksa birkaç tane Teknopark açtık problemi çözdük şeklinde mi düşünüyorlar? Türkiye’deki mantıkla açılan Teknoparklar ne kadar başarılı? Nitekim Türkiye’de neredeyse her üniversitenin bir tane Teknoparkı var. Fakat bunlar Ar-Ge falan yapmıyorlar. Devletin teknoloji firmaları için sağladığı bazı teşviklerin, bu Teknoparklarda yer alan özel sektör şirketleri üzerinden Üniversiteye aktarılması gibi bir durum söz konusu. Yani Teknoparklar, Üniversitelerin yeni altın yumurtlayan tavuğu. Şirketlerde seslerini çıkarmıyorlar. Çünkü neticede ceplerinden para çıkmadan en azından mekan problemini çözmüş oluyorlar. Kıbrıs’taki Teknoparkların da bunlardan farkı yok. Farkı olduğunu iddia eden birileri varsa, bekliyorum. Bana anlatsın.

Türkiye’de bilişim ve teknolojiyi geliştireceğiz diye kaynakların bir kısmı maalesef heba ediliyor. Ülkenin büyüklüğünden dolayı da bu rakamlar devasa boyutlarda. Kıbrıs’ın ise zaten sınırlı olan kaynaklarını heba etmek gibi bir lüksü olmamalı.

Bizler geleceğin dünyasında yer almak için tamamen teknolojiye odaklanmamız gerekirken, sendikaların bana göre anlamsız eylem ve hareketleri ile uğraşıyoruz. Yıllardır el birliği ile büyütüp bugünlere getirdiğimiz ekonomik kriz ile boğuşuyoruz. Kasım ayında Başbakan değişecek mi değişmeyecek mi? Değişecekse kim olacak? Sorularının cevaplarını arıyoruz. Bu zamana kadar gerek Türkiye yönetimlerinin gerekse de KKTC yönetimlerinin birlikte çözmeleri gerekirken, karşılıklı yaptıkları hatalar yüzünden bugünlere getirip yığdığı yüzlerce problemle uğraşıyoruz.

Görünen o ki bu yılın sonu ile birlikte KKTC’nin geleceği ile ilgili çok ciddi gelişmeler olacak. Ne olabilir diye uzun uzadıya düşünmeye gerek yok. KKTC’nin tüm dünya nezdinde tanınması için ciddi çalışmalar yapılıyor. O çalışmaların meyveleri toplanacak. Ümit ederim kendi ayakları üzerinde duran bağımsız ve güçlü bir KKTC’yi görebiliriz.

(Bu yazının bir kısmı 28 Temmuz 2010 tarihli Star Kıbrıs gazetesinde yayınlanmıştır.)

Bu yazılar da ilginizi çekebilir
Basılı medyanın geleceği
Duyarlı operatörün hali başka

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: