Bilişim? Evet ama Nasıl?

Bir Bilişim fuarını daha geride bıraktık. Organizasyon açısından oturan yapısıyla Bilişim 99 geleceğe yönelik ümitler verdi. Fakat eksikler yok değildi. (Bu cümlemden sonra okuyan meslektaşların şöyle dediğini duyar gibiyim “Hah başlıyor, bakalım yine neler söyleyecek.”) Biz eleştirilerimizi yapıyorsak, amacımız hep muhalefet olup illada hep olumsuz şeyleri söylemek değildir. Biz yapılan bir işin eksiksiz olması işi yapanların görevidir diye düşünüyoruz. Dolayısıyla olumsuzlukları söyleyerek organizasyonları yapanlara bir sonraki faaliyetleri için yol gösterdiğimizi düşünüyoruz. Yoksa amacımız bir şeyleri karalamak değil. Nitekim Bilişim fuarı ile ilgili olarak bir okurumuzdan gelen aşağıdaki e-postayıda yukarıda söylediklerim ışığında okuyunuz. Ben fuar ile ilgili yorum yapmıyor okurumuza bırakıyorum:

“Merhaba Musa Bey,
Ben Selim Güven. Derginizi beğenerek okuyorum. Geçtiğimiz hafta gittiğim Bilişim 99’la ilgili bir kaç söz söylemek istiyorum. Sizlerin benim gibi dünyanın en büyük bilişim fuarları olan Cebit ve Comdex’i görmüş birisi olarak kıyaslamalı yorumlarımı diğer insanlara aktarmama yardımcı olabilirsiniz, diye düşündüm. Bilişim 99’u, ben profesyoneller fuarı olarak biliyordum. Ben o amaçla gitmiştim. Ama çoluk-çocuk, anlayan anlamayan, bir anlamda yoldan geçen herkes bu fuara gelmişti. Ortalıkta bir poşet kalabalığı ve dediklerine göre kışın yakmak için broşür toplayan insanların kavgasını gördüm. Az daha unutuyordum. Bir mouse pad, bir kupa, bir sticker almak için birbirini yiyenler… Tek kelimeyle profesyonel denen bu fuar için rezalet… Tamam diyelim ki, çocuklarda geldi. Onlarında tabii ki gelmeye hakkı var, yanlış anlaşılmasın. Ramazan, Ramazan; kafeteryalarda yapılan bira satışlarına ne demeli? Avrupa’da ya da Amerika’da çocukların girdikleri fuarda alkollü içki ve sigara satışı yasaklanıyor. Türkiye’de ise alabildiğine serbest, hatta bu bağlamda sanki teşvik var!.. Bir diğer rahatsız olduğum konu ise, ses. Ses kirliliğinin maksimum derecesini bile geçtiği fuar alanından evime gittiğimde kulaklarım duymaz olmuştu. 2-3 gün kendime gelemedim. Bilgisayarın tanıtımıyla disko ritimli müzik ritimlerinin ne alakası var!? Aklıma takılan bir konuda, stand görevlileri. Benim bildiğim bilişim sektörü için iki önemli fuar olan ve benim gidip görme fırsatım olan COMDEX ve CeBIT’de stand görevlileri firmanın genel müdürü, yardımcıları, ürün müdürleri, satış temsilcileri olur. Bizdeyse ne kadar kısa etek giymeyi seven hostes varsa onlar özellikle seçilmiş gibiydi.

Bir standda cep telefonu sordum. Eteği kısa hostes bayana, hemen yanında duran telefonun özelliklerini sorduğumda: “Lütfen yarım saat sonra gelin. Şu anda burası çok yoğun, bende zaten bilmiyorum. Yetkililerde yok zaten dedi.

Bir de, hiçbirşey anlamayan stand görevlileri vardı. Bir standda ilgimi çeken ödüllü yazan tarayıcının özelliklerini sorduğumda, tarayıcının başındaki genç bey bana “Bir dakika bekletebilir miyim?” dedi. Daha sonra şirketin broşürünü getirdi ve burada hepsinin özellikleri yazıyor dedi. Biraz sonra aynı standa gelip merakımı gidermek için başka bir gence “Bu tarayıcının çözünürlüğü nedir?” dediğimde, tarayıcının üzerinde porspektüse benzer bir kağıdı göstererek “Burada yazması lazım, bakabilir misiniz?” dedi. Yani, rezil olduğumu ben hissettim. Yoksa ben mi çok biliyorum diye o günden beri kafamı yercesine düşünür oldum. Türkiye’yi kalkındıracağını söyleyen bilişim sektörünün bu acziyeti benim gelecek konusundaki tüm umutlarımı bitirdi.

Yine dikkatimi çeken çok önemli bir detayda, bizim vatandaşımız Ramazan orucunu ortalıkta yerken, elin İsraillisinin standın arkasında yemek yediğini gördüğümde gerçekten çok utandım!.. 2000’li yılların bir milim ötesinde ve bunca felaketten sonra, biraz daha eli yüzü düzgün ve biraz daha ibret almış olacağını düşünmüştüm herkesin. Ama yanılmışım.

Hayatımda yurtiçi ve yurt dışı fuarlara gittim. İlk kez kendimi bu kadar sorguladım. Türkiye’nin geleceği olan bu sektörden ve dolayısıyla ülkemin geleceğinden endişelendiğim için bu maili sizinle paylaşmak istedim.

İyi çalışmalar dilerim.

Saygılarımla…

Selim Güven”

Bir okurumuzun bu fuar eleştirisiyle ilgili olarak sizi yorumlarınızla başbaşa bırakıyorum.

Size güzel bir haber verelim istiyorduk. Nitekim ekibimizin 7 aydır süren özverili çalışmaları bize birinciliği getirdi. Yaysat tarafından açıklanan Kasım ayı satış rakamlarına göre dergimiz 44.101’lik satış rakamıyla kendi alanında birinci oldu. En yakın dergi ise 42.617 ile CHIP oldu.

Bu arada bir de düzeltme yapmak istiyorum. Aralık sayımızdaki köşemizde şöyle bir cümle sarf etmiştik: “Derken ticari hayatta sıkça rastlanan bir olay meydana geldi ve PC World yayınına Ekim 1998’de ara verdi. Dolayısıyla birincilik bayrağını CHIP devraldı.”

CHIP’in Yazı İşleri Müdürü Ufuk Yamankılıçoğlu bir e-posta atarak cümleden çıkan anlamıyla CHIP’in Ekim 1998’de birinclik bayrağını almadığını gerçekte Ağustos 97’den birinci olduğunu söyledi. Bizde hatamızı ilk fırsatta düzelteceğimizi söyledik. Bu vesileyle eksik bilgilendirmeden dolayı siz sevgili okurlarımızdan özür dileyerek bu hatamızı düzeltelim.

Unutmayın Türkiye’nin en çok satan bilgisayar dergisinin bir okurusunuz artık. Bizlerin tüm çalışması sizler için.

Yeni bin yılın bu ilk günlerinde herkesin hayatı doyasıya yaşaması ve yaşatması dileğiyle.

(Bu yazı 21 Aralık 1999 tarihinde yazılmış ve bir kısmı PC World dergisinin Ocak 2000 sayısında Editörden köşesinde yayınlanmıştır.)

You may also like
Yılın Ürünleri veya nam-ı diğer Bilişim Oscarları
Türkiye’nin 2000 Vizyonu

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: