İnternet’te işler değişiyor mu? Google para ödemeye başladı.

Fransızlara sempatim olduğunu söyleyemeyeceğim fakat duygularım Fransız basınını takip etmeme engel değil. Fransızca bilmem ama çeviri programlarını iyi kullanırım. Geçen hafta Fransa basınında üstüste iki ilginç haber yayınlandı. Her ikisi de Google ile ilgiliydi. Biliyorsunuz Google günümüzdeki dev şirketlerin başında geliyor. 1998 yılı Eylül ayında kurulduğunu düşünürsek halk diliyle “Yeni Ergen!” diyebiliriz.

Fransız basınındaki haberlere dönelim. Haberin ilki Google’ın (başta YouTube olmak üzere)  kendi portallarından dolayı Fransız ve Afrikalı internet kullanıcılarının harcadığı bantgenişliği için Fransız Telekom firması Orange’a para ödemeyi kabul ettiği şeklindeydi.

İkinci haber ise, aynı Google’ın Fransız medyasına (haber siteleri), arama motorunda indekslediği yerel içerik karşılığında 50 milyon Euro önerdiği şeklindeydi.

Bunların anlamı, internette bir dönemin kapandığı, başka bir dönemin açılmaya başladığıdır. Çünkü son beş yıldır hem içerik hem de telekom firmaları, kendi sağladıkları kaynakları kullanarak inanılmaz paralar kazanan internet devlerine savaş açmışlardı. Bu son durum yeni döneme geçilmeye başlandığını gösteren en somut örnek.

Çünkü, bunu bir nevi “derenin kuşunu o derenin taşı ile vurmak” şeklinde tanımlayabiliriz. Fransa örneğinden bakarsak, Fransa’daki Orange abonelerinin YouTube’u artan oranda seyretmesi için Orange yatırım yapıyor ama bu videoların seyredilme miktarına bağlı olarak kazancı artan Orange olmuyor. Tamam. Orange kullanıcıları bir ücret ödüyorlar. Fakat bu ücretlerden elde edilen kazança karşılık gelen Orange’ın yüklendiği külfet birbirini karşılamıyor. Arada kazana Google oluyor.

Aynı şekilde Fransız içeriği arayan Fransızların kullandığı  arama sayfasındaki Fransız ürünlerin reklamlarını da Fransız medya kuruluşları kazanmıyor. Google kazanıyor. Yani ABD kazanıyor.

Google_kazanclar

Ek olarak, bu olaylar nedeniyle Google Fransa’nın vergi kazançlarına ya da istihdamına katkıda sağlamıyor.

Biz konu Google ve Fransa olduğu için devamlı onları örnek veriyoruz ama bu konu Facebook, Twitter veya diğer benzer şirketler ve de ülkemiz için de geçerli. Avrupa’nın krizle boğuştuğu bu dönemde bu konu yani Avrupa’dan Amerika’ya kaçan gelir daha önemli bir konu haline geldi. Hele bu şirketlerin bir kaç yüzmilyar doları bulan değerleri ve onlu milyar dolarlı kazançları ortaya konuldukça. Şöyle somutlaştıralım. Google’ın 2012 yılı son çeyrek geliri 14,42 milyar dolar. Dikkatinizi çekerim. Çeyrek, yani son üç aylık geliri. Bizim en gözde şirketlerimiz Türk Telekom ile Turkcell’in yıllık gelirini üst üste koyun bakalım bu kadar ediyor mu?

Bu vergi, telif hakkına ödeme gibi konular; ilk gününden bu yana bedava ve sınırları olmayan internette bazı kullanıcılara “özgürlüklerin yok olacağı” şeklinde bir mesaj gibi geliyor. Oysa son 10 yılın internet servislerine  Amerikalıların yorumu farklı “Ortada para ödediğiniz bir ürün yoksa, ürün sizsiniz” şeklinde.

Bu gelişmelerle ve özellikle davranış temelli reklam denilen olayla birlikte kişisel gizlilik ve güvenliklerin daha çok dile gelmesi de olayın diğer bir boyutu. Çünkü iş modelleri yokmuş, pek çok özellik sanki paradan uzak gözükse de, öyle değil. Artan rekabet, “kullanıcıyı çek, o kullanıcıyı kullanarak para kazan ya da premium servise para al” modelini zorladığından internet böyle gelişti.

Halen de böyle devam ediyor ama YouTube üzerinde 1,2 milyar kere izlenen Gangham Style Videosu için Google’un kazandığı paranın 8 milyon dolar olduğu hesaplanıyor. Peki Güney Kore’li Gangham’cının kazancı nedir? Belki şöhret ve belki de bir kaç yüzbin dolar para. Peki Google üzerinde yayınlanan videodan da pay alması gerekmez mi?

Son beş yılın sorusu bu ve görünen o ki artık cevaplanma vakti geldi.

(Bu yazının bir kısmı 27 Ocak 2013 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

You may also like
Bankalar için yeni bir dönem
İnternetimiz ne kadar hızlı?

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: