Microsoft Kanada’ya taşınacak mı?

Kasım ayının PC World’ünde yazdığım editörden de bahsettiğim bir konuyla ilgili bir hayli e-mail aldım. PC World aylık bir yayın olduğu için bende topluca ve de hızlıca Computerworld’den cevap vereyim dedim.

Peki ben PC World’de ne demişim? “Microsoft genel merkezini Kanada’ya taşıyacak. Yani Microsoft bir Kanada firması olacak. Bu taşınmasının sebebi birinci maddedeki gerekçe değil tabii ki. Amerikan hükümetinin açtığı davalarla boğuşmaktan bıkan Bill Gates böyle radikal bir çözümle herkesi şaşırtacak.”

Gerekçe herkese mantıklı geliyor. Dolayısıyla Bana e-mail atanlar gerekçeyi değil bu bilgiyi nereden aldığımı veya nasıl ulaştığımı soruyorlar. Ben de anlatayım o zaman.

Bir gün arkadaşlarla yemeğe giderken Microsoft’un Amerikan Hükümetinden nelere çektiğini konuşuyorduk. Bir arkadaşımız dediki: “Yahu bu Microsoft çok zengin bir şirket. Bir çok ülkenin ekonomisinden daha büyük bir ekonomik büyüklüğe sahip. Sürekli Amerikan Hükümetinin davalarıyla uğraşıyor. Ne gereği var. Bir ada satın alıp kendi ülkesini kursa ya”. Oldukça mantıklı gelen bu açıklamayı ben şu cümlelerle tamamladım: “Düşünmediğini ne biliyorsun? Bu zamana kadar yapmadığına göre demek ki yapabileceği birşey değil. Fakat başka bir ülkeye taşınabilir.”

Arkadaşlarımın hepsi birden “Nasıl yani?” diye cevap verdiler. Ben de o an aklıma gelenleri söyledim: “Arkadaşlar Seattle denen yer Amerikan’nın kuzey batısında yer almaktadır. Dolayısıyla Kanada ile komşudur. Bill Gates Microsoft kampüsünü belki taşımaz ama Genel Merkezini 100 mil kuzeydeki Kanada topraklarına taşıyabilir. Microsoft bir Kanada firması olursa Amerika hükümeti ne yapabilir?”

Tabii ki arkadaşlar dumur oldular. Bilgiyi nereden aldığımı sordular. Bense tahmin ettiğimi söyledim. Fakat bu bilgini kaynağını şimdi söyleyeyim.

Bizlerin çok sevdiği hepimizin abisi büyük üstad Hakkı abi (Hakkı Öcal) depremden sonra Voice of America adına Türkiye’deydi. Kendisiyle beraber deprem bölgesine giderken arabada konuşmuştuk. Hakkı abiden almıştım bu tüyoyu. Gerçi bir gazeteci kaynağını açıklamazmış ama bir gazetecinin kaynağı başka bir gazeteciyse bunu açıklamakta bir sakınca yoktur. Yani bu tahmin bana değil Hakkı abiye aittir. Ben kendisinin tecrübesine ve kaynaklarının güvenilirliğine inandığım için “Abi nereden aldın bu bilgiyi?” diye kendisine sormadım.

İşte böyle arkadaşlar bu bilginin kerameti bende değil Hakkı abide.

(Bu yazı 8 Kasım 1999 tarihinde yazılmış ve bir kısmı bu tarihi takip eden ilk Pazartesi günü dağıtılan Computerworld dergisinde Editörden köşesinde yayınlanmıştır.)

Bu yazılar da ilginizi çekebilir
D’Artagnan’ın hastalığı ve Üç Silahşörlerin durumu
Daha çok aydınlık

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: