Saklanacak Yer Kalmadı « Musa Savaş

Arşivler

Saklanacak Yer Kalmadı

Gizlilik seviyesi “Hizmete Özel’in” biraz üstünde olan dost sohbetlerinde hep tartışılan bir konudur: “Cep telefonları ile yapılan izleme ve dinleme diğer elektronik cihazlarla da yapılabilir mi?” Bu tartışma konusunun cevabı Glenn Greenwald’ın yeni çıkan kitabında “No Place to Hide” (Saklanacak Yer Kalmadı) çok net veriliyor.

Kitap ile birlikte gündeme gelen bir dokümanda Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) “Terzi Usulü Erişim Operasyonları (Tailored Access Operations – TAO)” bölümünün, hedef aldıkları firma ve kurumlara gönderilecek olan sunucu, router, modem  ve diğer ağ araçlarının içine gözetleme ve takip parçaları taktığı fotoğraflarla gösteriliyor.

Ülkemizin son dokuz aylık gündemine şöyle bir baktığımızda dinleme, kaset, montaj vb. kelimelerden geçilmiyor. Dinleme olaylarında genelde insanlar üzerinde durulurken dikkat edilmeyen tek şey ise kullanılan ekipmanlar. Yani dinleme olayını sadece dinleme yapan insanlar yapmıyor. O insanların kullandığı ekipmanların alındığı ülkenin de ilgili kuruluşları dinliyor. Yani dinleyen haricinde bir de kullanılan cihazları üreten ülke dinliyor. Belki de sormamız gereken ilk soru: “Ülkenin devlet kurumları içine yerleştirilen çeşitli aletlerin ne işler çevirdiği biliniyor mu? Bana göre atlanan asıl noktalardan biri de bu.

Kitapta detaylıca anlatılan ve Truva atları taşıyan bu sistemler, NSA yöneticileri tarafından “TAO’daki en verimli operasyonlar çünkü dünya çapındaki önemli ve zor noktalarda konumlandırma sağlıyor” şeklinde tanımlamışlar. Kitaptaki doküman 2010 yılı Haziran ayına ve NSA Erişim ve Hedef Geliştirme bölümüne ait. İçinde NSA çalışanlarının Cisco router’lar olan bir gönderi paketini nasıl açtıklarını ve içine gerekli olan parçaları taktıklarını gösteriyor.

Bir NSA yöneticisi parça takma operasyonunu şöyle anlatıyor; “Nasıl yapıyoruz? Dünya çapındaki çeşitli hedeflerimize gönderilecek olan bilgisayar ağlarında kullanılacak cihazların (sunucu, router vs) gönderim paketlerini durduruyoruz. Daha sonra onları TAO elemanlarının çalıştığı gizli bir yere gönderiyoruz. Remote Operations Center’ın da desteğiyle, elektronik cihazların içine bazı parçalar ekliyoruz. Cihazlar daha sonra yeniden paketleniyor ve orijinal hedeflerine gönderiliyor. Bunların tamamı TAO’nun teknoloji dâhileri ve istihbarat iş ortaklarımızın desteği ile gerçekleşiyor.”

Amiyane tabirle: “Buyrun buradan yakın.”  şimdilik diyemiyorum. Çünkü şimdi bu olayın en acı kısmını söyleyeceğim. Tabii ki hep böyle olmuyor ama genellikle şimdi yazacağım gibi oluyor. Bu cihazlar, üçüncü dünya ülkelerinde, bu çok uluslu firmaların, yabancı ülkelerde eğitim almış ve onlara hayran kalmış, yerel benzerlerinden daha fazla maaş alan büyük satıcıları, devletin ya da büyük firmaların “yabancılar yapmışsa iyi yapmıştır” mantığındaki (güya) uzmanlarına milyonlarca dolar karşılığında (yani vergilerimiz) satılıyor. Bunun karşılığında ise bazen yurtdışında  bir maça götürülüyorlar. Bazen de iyi bir hediye alıyorlar veya tatile götürülüyorlar. Sonuç mu? Şimdi söyleyebilirim: “Buyrun buradan yakın!”

Bence komedinin zirve yapmış hali. Adamlar bizi dinliyorlar ama bunun karşılığında kendi vatandaşlarımızın ödediği vergilerle paraları biz ödüyoruz. Sonra diyoruz ki; “Vay be! Adamlar şu belgeleri elleri ile koymuş gibi nasıl buldular?” Bu durum trajedi mi yoksa komedi mi, siz karar verin.

Artık başta istihbarat ve güvenlik kuruluşlarımız olmak üzere tüm kamu kurumlarının bu konuda daha bilinçli olmasının zamanı geldi? Bu güzel ülkeyi ve kendinizi düşünmüyorsanız bari bu topraklar üzerinde köle olarak yaşamasını istemeyeceğiniz çocuklarınızın geleceğini düşünün.

(Bu yazı 13 Haziran 2014 tarihinde yazılmıştır.)

Bir Cevap Yazın