Şikayetim var cümle yasaktan…

Sözlerini Sezen Aksu’nun yazdığını ve bir zamanlar Zülfü Livaneli’nin söylediğini öğrendiğim fakat benim ilk defa Mehmet Erdem’den dinlediğim “Hakim Bey” şarkısı bu yazıyı yazarken ki ruh halimi tam olarak yansıtıyor. Yazımızın başlığı da o şarkının ilk cümlesi zaten. Şimdi aşağıda yazdıklarımı okuduktan sonra bu şarkıyı dinlerseniz yazarken yaşadığım ruh halini çok iyi anlarsınız.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde (1 Ekim) ülkemizin önde gelen 20 gazetesi tam boy gazete reklamları ile içeriklerinin diğer internet siteleri tarafından kopyalanmasına savaş açtıklarını duyurmuşlardı. Bilişim gazetecisi olduğum için hem geleneksel medya tarafında hem de internet medyası tarafında tüm süreçleri çok iyi bildiğimi söylememe gerek yok.  Bu ilanları gazetelerde ilk gördüğümde bende oluşturduğu algı şöyleydi: Bazı gazetelerin internet sitelerinin beceriksiz yöneticilerinin hukuk servislerini tabir-i caizse “gazlamasıyla” ortaya çıkmış bir eylem. Geçen süreç içinde bu algımı defalarca kontrol ettim. Yok maalesef. Değişmedi. Dolayısıyla da bu yazıyı yazmak şart oldu.

Benim niyetim ne iğneyi ne de çuvaldızı bir yerlere batırmak değil. Yazdıklarımla ilgili tek söyleyebileceğim şey: “Ben böyle görüyorum.” Nasıl gördüğüme bir de siz bakın.

1.Kopyalama işi hep tek taraflı mı? Dürüstçe bir düşünün. Hep internet medyası mı kopyalayan tarafta. Geleneksel medya siteleri de diğer taraftan hiç mi haber kopyalamıyor?

2.Geleneksel medya bazen iş olsun torba dolsun cinsinden hiç mi haber yapmıyor? YouTube’deki çok tıklanan sevimli bir köpek videosundan “interneti sallayan köpek” cinsinden haberler görüyoruz. Eee… Sonra?..

3. Geleneksel medya tarafı son 10 yıldır ülkemizde ne üzerine kurulu bir baksanıza. Ben size söyleyeyim. Basın bültenleri, AA, DHA, Reuters vb. bilimum ajansların haberleri üzerine kurulu değil mi? Özgün bir haber neden yapılamıyor? Tek cevap maliyetler değil mi? Hep bu kar zarar hesapları yüzünden ülkemizdeki geleneksel medyayı bitme noktasına getirdiğimizi farkında değil misiniz?

4. Geleneksel medyanın İnternet’ten yaptığı kopyalamalar çok kolay yakalanmıyor. Çünkü iyi bir gazeteci her şeyden önce “takla attırmayı” bilmeli değil mi?

5. Bugün, internette kopyacılık var. Çünkü kopyacılar eski basından gelip, yeni medyaya geçenler değil mi? Bunda bir tuhaflık yok. Daha önce yaptığı şeyin aynısını bu tarafta yapmıyor mu?

6. Doğrudur. Genç insanlar site açıyor. Haber kopyalıyorlar. Haberciliğin bu olduğunu sanıyorlar. Fakat bir süre sonra internet yayıncılığının temel esası “sürdürülebilirlik”  ile yüzleşiyorar. En fazla bir yıl dayanıyorlar. Daha fazla dayanabileni var mı?

Daha bir çok şey yazabilirim. Fakat gerek yok. Bu arada yazdıklarım yanlış anlaşılmasın. Ekmek yediğim tabağa tükürüyor değilim. Sadece adil olmaya çalışıyorum. Kopyalama yapan internet sitelerinin yaptıklarını doğru bulmuyorum. Demeye çalıştığım seçilen mücadele şeklinin doğru olmadığı. Doğru şeklin ne olduğu ise ayrı bir tartışma konusu.

Dediğim gibi. En zor yazılarımdan biri oldu. Şimdi beni anlamak için yukarıda bahsettiğim şarkıyı  internetten bir dinleyin.

(Bu yazı 10 Ekim 2012 tarihinde sadece bu blog için yazılmıştır.)

You may also like
Datateknik’te neler oluyor?
Tebrikler Füsun… @fusunnebil

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: