Ucuz İnternet hakkımız, söke söke alırız!..

Hiç denk geldiniz mi “Kadrolu Pazar eylemcileri”ne. Yakın arkadaşlarımdan biri olan Cem (bu bizim yayın yönetmenimiz Cem Kıvırcık değil tabii ki…) her Pazar günü Kadıköy’de eyleme katılır. O eyleme katıldıkça ben de ona kinayeli kinayeli takılırım. “Bugün polislerin formları nasıldı?” “Polis seni coplarken neler hissettin?” “Acı var mı, acı?”… gibi.

Cem, bilgisayarla da ilgili biridir. Kendi bilgisayarını rahatça formatlayıp istediği yazılımları kurabilecek kadar aşinadır bilgisayar teknolojisine. Zaman zaman elinde bilgisayar dergisi de gördüğüm olmuştur. Bilişim teknolojilerine olan bu ilgisi hoşuma gitmesine rağmen kendisine hiç belli etmedim. Nedendir bilmiyorum.

Bir cumartesi günü tesadüfen birkaç arkadaş bir arada iken takılmadan duramadım kendisine. “Anarşist kardeş! Yarın Pazar. Dayak konunuz nedir?” diye sordum. “Amerika’nın Irak’ı işgalini protesto edeceğiz” dedi. “Amerika’nın da çok umurundaydı” diye karşılık verip devam ettim, “Yahu kardeşim bir günde şu ülkeye faydalı bir şey yapın. ADSL üzerinden İnternet’e erişim çok pahalı. Bir gün de bunun eylemini yapın.” Beklemediğim bir cevapla karşılaştım: “Biz 40 kişilik bir grubuz. Arkadaşlara söyleyeyim. Uygun görürlerse İnternet için de dayak yeriz.” demez mi? Ben donakaldım. Beklemediğim bir cevaptı. Sadece “Büyüksün be anarşist kardeş” diyebildim.

Kadıköy’de bir öğleden sonra. Önünden geçtiğim büfeden gelen sosis kokuları açlığımı hatırlattı bana. Sosisli almak için büfeye yöneldim. Bir sosisli istedim. Genelde güneydoğulu kadınların başlarını bağladığı gibi başı bağlı, eşarbın üstüne, başka bir eşarbı yuvarlayıp ip haline getirerek alnından dolayarak arkadan bağlamış (Rambo’nun alnına kurdela bağladığı gibi…) bir kadın vardı büfede… Kadın benim siparişimi hazırlarken “Yoğ, yoğğğ. Bu yeni A-De-Se-Le’den heç memmun degilem.” diye bir cümle sarfetti. Bir an afalladım. Fakat büfenin içinde biraz arka planda oturan gençten bir delikanlıyı görünce daha önce başlayan bir konuşmanın ortasına düştüğümü fark ettim. Delikanlı “Niyeki ne? Hızın 512 oldu. Nesini sevmedin?” diye bir cevap verdiğinde kadın sosisliyi bana uzatırken hiç beklemeden “Nesini seveyim ki? Hem pahalı, hem gotalı, hemi de dendigi kadar hızlı degil.” dedi. Delikanlı bunun üzerine “Gotalı tamam, pahalı tamam da, hızını nası ölçtün ki?” dediğinde kadın paramın üzerini bana uzatırken yine beklemeden “Çetim heç hızlanmadı.” dedi. Ben koptum. Ayıp olmasın diye hemen arkamı dönüp gülmemek için dişlerimi sıkarak uzaklaştım.

Ülkemizdeki İnternet erişiminin bir numaralı kaynağı olan Türk Telekom geçtiğimiz yıl özelleşti. Türk Telekom’un yeni hali biz bilişimcileri mutlu etse de beklentilerimiz hala karşılanmadığı için hayal kırıklığına doğru yol almaktayız. Bu beklentilerimizden en önemlisi olan daha ucuz İnternet erişimi konusunda henüz bir gelişme yok. Türk Telekom’un yeni Genel Müdürü Paul Doany’nin İnternet’i ucuzlatacaklarından bahsetmesine rağmen şu ana kadar somut bir sonucun olmaması hayal kırıklığımızı artırıyor. Bugünkü fiyatlara rağmen ADSL abone sayısının 2 milyona dayandığını dikkate aldığımızda, söz konusu rakamın daha yukarılara tırmanmasının önündeki tek engelin bu fiyatlar olduğu açıkça anlaşılıyor.

ADSL sayısının artırılması için gerekli alt yapının kurulması konusunda Türk Telekom’un yeni yönetiminin parasal bir problemi olduğunu sanmıyorum. Ayrıca, Telekom’u alan büyük ortak, yeni yatırımlar için para koymasa bile Türk Telekom’un mali yapısı her türlü yatırımı yapmaya yetecek kadar güçlü. Yeni yönetimin yaptığı ilk icraatlardan biri ADSL hattınızın daha çabuk kesilmesi oldu. Daha önceleri iki fatura ödemediğiniz takdirde üçüncü faturanız düzenlenince hattınız kesiliyordu. Şimdi ise ilkini ödemediğiniz takdirde ikinci faturanın düzenlenmesinin hemen ertesinde ADSL hattınız kesiliyor. Kaba bir hesapla Türk Telekom her ay sadece ADSL’den 100 milyon YTL’ye yakın (eski para ile 100 trilyon TL) bir gelir elde ediyor. Hadi insaflı davranalım. Limitli kullananlar ile artık kullanmayanları da dikkate alalım. O zaman bile bu rakam 50 milyon YTL’nin altına inmiyor. Varın yıllık gelirini siz hesaplayın.

Cem gibi bu dünyanın her konusuna duyarlı arkadaşların bir an önce İnternet konusuna da el atmasını dört gözle bekliyorum. Bir Pazar günü Kadıköy meydanında eylemcilerin şu sloganları atıp dövizler taşıdıklarını bir hayal etsenize…

“Ucuz internet hakkımız, söke söke alırız!..”
“Telekom şaşırma, sabrımızı taşırma…”
“Vur vur inlesin, Telekom dinlesin…”
“Telekom Telekom duy sesimizi, bu gelen halkın ayak sesleri…”
“İnternet hızın düşük dediler, kız vermediler…”
“İnterneti ucuz istemek suç ise, cezamı idam isterim…”
“Hızlanmayan İnternet olmaz / Yatırım için niyet gerek
Ödenmeyen fatura olmaz / İstemeye yüz gerek”

Ucuz internet erişimi konusunda önümüzde maalesef tek seçenek var. Hemen bir Türk Telekom çalışanı olmak. Çünkü 2 Mbps’lik erişim Telekom çalışanlarına aylık 30 YTL. Bize ise 238,66 YTL. Yorumu sizlere bırakıyorum.

Ümit ederim Türk Telekom yetkilileri internetin ucuzlaması konusundaki niyetlerini bir an önce eyleme geçirirler de, bizler “Bilişim Anarşisti” olmak zorunda kalmayız.

(Bu yazının bir kısmı PC Magazine dergisinin Haziran 2006 sayısında yayınlanmıştır.)

You may also like
Vefat
Linux’un adı yok!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: