Tag Archives: TÜİK

Türkiye’de ARGE ve Girişimcilik Yükseliyor

2013 başında, Antalya’daki bir girişimci konferansına katıldıktan sonra, Wall Street Journal’de “Türk Girişimciler Baydı” başlıklı yazı yazan Ben Rooney gibi kötümser düşünenler de var ama biz böyle görmüyoruz. Tabii ki her şeye pembe gözlüklerle de bakmıyoruz. Çünkü öncelikle, bu iş “bugünden yarına hemen oldu” denecek bir şey değil. Kültür değişikliği ve inanç gerektiriyor.

90 yıllık Cumhuriyet tarihinde, en büyük ARGE hamlesi AKP zamanında başladı. Ben kendi sektörümde olduğu için belirteyim, bunun bir tarafında kesinlikle BTK Başkanı Dr.Tayfun Acarer var. 3G ihalesi adeta bir milat oldu. BTK, Ulaştırma Bakanlığını desteğini de alarak, mal satacak olan firmaların ve mal alacak olan operatörlerin gözünün yaşına ya da baskılarına aldırmadan, 3G’ye yatırım şartı koydu.

Diğer yandan, yine bu dönemde, ARGE ile ilgili kanun ve mevzuattaki geliştirmeler çok olumlu diye düşünüyoruz. Gerçi daha geliştirilmesi gereken bir şeyler var. Ama bunların da zaman içinde gelişmesi beklenmelidir.

Savunma sanayinde de önemli bir yaklaşım var. Bir süredir alım yaparken “offset” denilen yöntemi uyguluyorlar. Yani ben malını alırım ama sen de ihtiyacın olan malların bir kısmını Türkiye’den alacaksın diyorlar.

Hep konuşulan; devlet teşvik vermeli konusunda da; AKP hükümetinin büyük bir çabası ve desteği oldu. İnkar edilemez.

Bunlar devlet tarafı; ama başta GSM firmaları olmak üzere TEB gibi bankalar ve Özyeğin gibi Üniversiteler de girişimciliği destekleyen programlar yapıyorlar. Bu ülkedeki kültürün değişmesi açısından çok faydalı. Başta da dediğim gibi sonuçlarını önümüzdeki yıllarda görüyor olacağız.

Ama en önemlisi gençler. Y nesli dediğimiz bu gençler arasından ilginç projeler çıkıyor. Bugün temizleyici, tamirci, araba bulmak, bozuk yolları görmek gibi akla hayale gelmeyen ama çok yararlı projeler üretenler var. Yetmez diyenler için belirtelim; firewall teknolojisi geliştirip 20 ülkeye satan firmalarımız ya da 3D Printer geliştiren gençlerimiz var.

Bunlar bir bütünün parçaları, devletin bu konudaki farkındalığı, Y nesli gençler ve internetin getirdiği olanaklar ve firmaların destekleri. Bugünden yarına değil ama yakın gelecekte, bu gelişmelerin meyvalarını göreceğiz.

Perşembe günü de, TÜİK 2013 yılına ait ARGE rakamlarını açıkladı. Rakamlar heyecan verici. Yılllarca “bizde ARGE yok ki” dedikten sonra bakıyoruz, son 5-6 yılda, ülkemizde müthiş bir atılım başladı. 2013 rakamı yüzde 10 yılda ARGE harcamalarının 2’ye katladığı ortaya çıkıyor. Bu da çok anlamlı bir rakam.

ARGE araştırmasında önemli hususlara da göz atalım, Ülkedeki ARGE harcamalarının yüzde 47,5’unu özel sektör yapmış. yüzde 42,1’ini Yüksek Öğretim ve yüzde 10,4’ünü ise kamu gerçekleştirmiş.

ARGE’nin finansmanını ise yüzde 26,6 kamu, yüzde 20,4 üniversiteler, yüzde 48,9’unu özel sektör ve kalanını diğer kaynaklar sağlamış.

ARGE’de “Tam Zaman Eşdeğeri (TZE)” cinsinden çalışan sayısı ise 2013 için 112,969 kişi olmuş. Bu rakam önceki yıla göre yüzde 7,5 artış anlamına geliyor. Çalışanların yüzde 51,7’si ticari kesimde, yüzde 37,7’si yüksek öğretimde, yüzde 10,6’sı ise kamuda yer almış.

En fazla ARGE personeli yüzde 22,2 olarak İstanbul’da istihdam edilirken, Tüm ARGE çalışanlarının yüzde 30,3’ü kadın olmuş.

ARGE harcamalarının yüzde 25’i ise Bilgisayar Programcılığı alanında yapılmış.

Yeterli mi? Tabii ki yetmez. Bu rakamları daha yukarı taşımalıyız.

(Bu yazının bir kısmı 14 Aralık 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Taksitlerin kaldırılması cep telefonu satışlarına nasıl etki yaptı?

Geçen yılın son günü, Resmi Gazetede BDDK’nın bir yönetmeliği yayınlandı. Buna göre telekomünikasyon ürünlerinde kredi kartına taksit satışları kaldırılmış durumda.

DEVAMINI OKU

Çirkin ördek yavrusu büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) ilk kez açıkladığı meslek gruplarına göre işsizlik araştırmasına göre; 178 bin bilgisayar eğitimi alan kişinin 98 bini çalışıyor, 25 bin bilgisayar mezunu işsiz. Geriye kalan 55 bin ise sektör içerisinde iş aramadığını belirtmekte.

Diğer taraftan Ulaşım Şurasında, Bakan Binali Yıldırım tarafından açıklanan bilişim hedefi. Yanlış duymadıysak “Türkiye’nin hedefi 2023’de 160 Milyar USD ile bölgenin bilişim ihracatı lideri olmak.” Hepi topu şimdilik ciro büyüklüğü olarak 30 milyar dolara yaklaşmış bilişim sektörünün 2023’te 160 milyar dolara ulaşması ihtimaller dahilinde. Mümkün mü? Mümkün görünüyor.

Bugünkü rakamların içinde yazılım sektörünün ciro büyüklüğü 1,5 miyar dolar civarında. Yazılım sektörünün sağladığı katma değerin 1’e 15 olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor. Tek büyük maliyet kalemi ise istihdam ettikleri insanlar. Yani yazılımcılar.

Ülkemizde iyi yazılımcı var mı? Bu sorunun cevabını bulmak için birilerine sormaya gerek yok. Bakmasını bilirsek göreceğiz ki hayatımızı kolaylaştıran bir çok yazılımın arkasından şöyle veya böyle Türk yazılımcılar çıkıyor. Yazılım sektöründe çalışanlarla konuştuğumuzda yazılım konusunda bilgi birikimi ve tecrübe konusunda bir sıkıntılarının olmadığını fakat yeni insan kaynağı konusunda ciddi sıkıntılarının olduğunu dile getiriyorlar.

Yazılım firmaları, ülkemizdeki üniversitelerin ilgili bölümlerden sayı anlamında yeterli insanın mezun edildiğini fakat bu mezunların mesleki kalitesi ve iş ahlakı konusunda ciddi eksikleri olduğunu belirtiyorlar. Dolayısı ile işe alacakları kişileri mümkün olduğunca eksiksiz istiyorlar. Elemanlarının sosyal formasyonları ile çokta fazla uğraşmak istemiyorlar.

Büyük ölçekli yazılım projelerine ihtiyacı olan bankalar gibi kurumların yazılım desteği aldıkları firmalar ise çeşitli sebeplerden dolayı Hint’li yazılımcı kullanıyor. Bizim yazılımcılarımız dururken neden Hint’li kullandıklarını ise “Hint’liler hem kaliteli hem de daha ucuz” şeklinde cevaplıyorlar. Bu duruma objektif olarak baktığımızda Hint’li yazılımcıların daha ucuz olduğu bir gerçek fakat daha kaliteli olduğu ise tartışmaya açık bir konu. Neticede ticaretin olmazsa olmaz kurallarından biri olan “Minimum maliyet” burada da kendini gösteriyor. Fakat olan bu ülkenin parasına oluyor. Hindistan’a gidiyor.

Bu konuda hatalı birini bulmak cevabı kolaylaştıracaksa hatalı kim? İstenilen seviyede yazılımcı yetiştiremeyen üniversiteler mi? Bunları sosyal eksiklikleri ve yüksek maliyetlerinden dolayı çalıştırmak istemeyen yazılım firmaları mı? Yazılım firmalarına iş verirken yerli yazılımcı şartı getirmeyen büyük firmalar mı? Yoksa kamyoncuların dertlerinden fırsat buldukça bilişim ile ilgilenen Ulaştırma Bakanlığı mı?

Benim kanaatime göre iş yine gelip siyasi otoriteye dayanıyor. Siyasi otoritenin bilişim konusunda iyi niyeti var. Fakat bu işi bağladıkları kurumun çok fazla zamanı yok. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım geçen süre zarfında bilişim konusuna bir hayli vakıf oldu. Güzel işlerde yaptı. Fakat artık ciddi bir ekonomik büyüklüğe erişen bu sektörü Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde tutarak hem Binali Yıldırım’a haksızlık yapılıyor hem de sektöre. Çünkü bilişim, ulaştırmaya bağlı olan hava, kara ve denizcilikten yapı ve iş yapma modeli olarak çok farklı bir sektör. Geldiği büyüklük itibari ile artık onu özgürleştirmek gerekiyor.

Bir takım şansızlıklardan dolayı ördek ailesi tarafından yetiştirilen kuğunun hikayesini hepiniz bilirsiniz. Küçükkken çirkin ördek yavrusu diye çağrılan yavru artık büyüdü. Güzel bir kuğu oldu. Ördek ailesine ait olmadığı da gün gibi ortada. Özgürleştirin artık şu sektörü.

(Bu yazının bir kısmı 4 Nisan 2010 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

İnterneti gazete dergi okumak için kullanıyoruz

TÜİK’i duymuşsunuzdur. Türkiye İstatistik Kurumu olan TÜİK’den bahsediyorum. TÜİK, “2008 Yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları” isimli bir araştırma yapmış. Araştırma 2008 yılı Nisan ayı içerisinde yapılmış.

Hanehalkı, bilgisayar kullanımı ve internet kullanımı diye iki başlıkta incelenmiş. Hanelerin yüzde 24,5’i internete bağlanıyor. İnternete bağlı hanelerin yüzde 82,1’i ADSL üzerinden bağlanıyor. İnternete bağlanmayan hanelerin yüzde 29,6’sı evden internete bağlanmama nedeni olarak İnternet kullanımına ihtiyaç duymadıklarını belirtmişler.

Araştırma sonuçlarına göre 16-74 yaş grubundaki hanehalkı bireylerinin bilgisayar ve internet kullanım oranları sırasıyla yüzde 38,1 ve yüzde 35,8.

2008 yılı Ocak-Mart döneminde 16-74 yaş grubu hanehalkı bireylerinin yüzde 32,2’si internet kullanmış olup, bu bireylerin yüzde 59,7’si her gün internet kullanmış. Aynı dönemde internet kullanan bireylerin yüzde 55,2’si evinde, yüzde 38,4’ü işyerinde, yüzde 24,2’si internet kafede internet kullanmış.

Bilgisayar ve internet kullanımına yaş gruplarına göre baktığımızda oranın en yüksek olduğu yaş grubunu 16-24 olarak görüyoruz. Bu grubu 25-34 yaş grubu izliyor. Bilgisayar ve internet kullanım oranı tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksek. Eğitim durumuna göre en fazla bilgisayar ve internet kullanım oranları sırasıyla yüzde 87,9 ve yüzde 87,2 ile yüksekokul, fakülte ve lisansüstü mezunlarında. Bunu yüzde 67,2 bilgisayar ve yüzde 64 internet kullanımı ile lise ve dengi okul mezunları takip ediyor.

Hanehalkı bireyleri niçin interneti kullanıyor diye baktığımızda yüzde 76’sının gazete ya da dergi okumak için kullandığını görüyoruz. Yüzde 74’ü e-posta gönderme alma, yüzde 69,7’si anlık ileti gönderme (yani chat için), yüzde 65,2’si müzik indirme ya da dinleme için İnterneti kullanıyor.

İnternet kullanımına e-ticaret açısından baktığımızda ise karşımıza umut verici bir rakam çıkıyor. 2008 yılı Ocak-Mart döneminde internet kullanan hanehalkı bireylerinin % 7,2’si internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi vermiş ya da satın almış. Bu oran üç ay ile bir yıl öncesi internet kullanıcılarında % 2,7 bir yıldan uzun süre önce internet kullananlarda ise yüzde 1,7 olarak belirtilmiş. Araştırmada, yapılan bu e-ticaretin kategori detayları da unutulmamış. Nisan 2007-Mart 2008 dönemini kapsayan son 12 ayda İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan hanehalkı bireylerinin yüzde 30,4’ü internet üzerinden elektronik araçlar almış. Bunu yüzde 25,2 ile ev eşyası, yüzde 23,4 ile kitap, dergi, gazete, yüzde 18,2 ile giyim, spor malzemeleri takip ediyor. İnternet üzerinden hiç mal veya hizmet siparişi vermeyen ya da satın almayan hanehalkı bireylerinin oranı ise yüzde 88,4’tür.

Araştırma, yüzümüzü güldürecek geleceğe güvenle bakmamızı sağlayacak sonuçlar içeriyor. Özellikle e-ticaret sitelerinin bu araştırmayı iyice incelemesini öneriyorum.

 

 

 

 

 

(Bu yazının bir kısmı 31 Ağustos 2008 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Üç bilinmeyenli denklem turşusu

Liseden hepimiz hatırlarız iki bilinmeyenli denklemleri. Matematik hocalarımız bize bu bilinmeyenli denklemleri öğretmek için az çaba sarf etmediler. Biz büyüdük denklemlerde büyüdü. Şimdi yazacağım konu üç bilinmeyenli denklem gibi.

DEVAMINI OKU
EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish