Tag Archives: TBD

TBD Kurultayının yeni yüzü

6-9 Kasım tarihleri arasında Ankara’da “Sayısal Gündem 2020” başlığıyla gerçekleştirilen, Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Bilişim Kurultayı, bir rekor kırarak 10 bakanlığın desteğini aldı. Kamudan aldığı bu güçlü destekle Bilişim Kurultayı kapsamında Avrupa Birliği Komisyonunun bilişim-telekom hedeflerini Türkiye’ye taşıyacak paneller ve çalıştaylar gerçekleştirildi. TBD, TBV, Tübisad ve Tesid’in de üye olduğu Dijital Türkiye Platformu’nun başlattığı çalışma geçen yıl “uzmanlık” başvuruları almış ve bu yıl da, Ekim ayında yayınlanan “durum raporu” uzantısında çalışmalarını sürdürüyor.

Kurultayın bu yılki dikkat çeken taraflarından biri ise Ankara’da ilk defa gerçekleştirilen bilişim fuarı oldu. Kurultayla aynı binada ve aynı zamanda yapılan CITEX furarı da bilişim sektörünün en büyük müşterisi olan Ankara için bir ilkti. Kamu firmaları ağırlıklı fuarda dikkat çeken ürünler e-sandık, Pardus ve kömür madenlerinde kullanılan teknolojilerdi.

Açılışta yer alan Peter Levin, bir zamanlar Obama’nın teknoloji danışmanı olarak bilinen bir kişiydi. BTK Başkanı Tayfun Acarer ise bilişim sektörünün tüm etkinliklerine destek vermesiyle, bilişim sektörünün teşekkürlerini aldı.

Kurultayın önemli panellerinden birisi STK’larla, siyasetçileri biraraya getiren paneldi. Bilişim Muhabirleri Derneği olarak bizlerinde katıldığı panel karşılıklı olarak, işbirliklerinin ve iletişimin arttırılması şeklinde bir fikir ile tamamlandı.

Kurultayın ağırlıklı konularından birisi “siber güvenlik”ti. Siber güvenlikte yaşın öneminin olmadığını 14 yaşındaki siber güvenlikçi Emrah Gül herkese gösterdi. Emrah henüz çok genç ve bilgi düzeyi de daha sınırlı olmasına karşın, bu konulara duyduğu merak ve verdiği cevaplarla ilgili odağı oldu, bir de ufak sunum yaptı. Diğer bir genç ise 12 yaşındaki iOS Programcısıydı. Bu gençler bize gösterdi ki; artık gençler bilişime küçük yaşta gönül vermeye başlıyorlar ve üretici olabiliyorlar.

Kurultayın önemli bir bileşeni ise uzmanlarıydı. Ülkemizde ilk defa bilişim konusunda “bilinçli uzman çalışması” başlatılıyor. TBD’nin geçen yılki kurultayında çağrı yaptığı “uzman”lar, bu kurultaya damgalarını vurdular ve çeşitli çalıştaylarda bilgilerini konuşturdular. Önümüzdeki yıllarda, bu uzmanların etkisini göreceğiz. Zaten TBD Başkanı Turhan Menteş de bunu “Türkiye bilişim tarihi artık değişecek” ifadesiyle belirtti.

Menteşin belirttiği bir konu da, “Bilişime Katkı Endeksi” oldu. Bilişim Yayınları ile ortak yapılacak olan bu çalışma, ülkemizde faaliyet gösteren firmalar açısından ak koyun-kara koyunun ortaya çıkacağı bir değerlendirme olacak gibi görünüyor.

(Bu yazının bir kısmı 30 Kasım 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Yazılım, devletin işi midir? @TCSanayi @dkavranoglu @TBDEtkinlik @tubitakiletisim

Uzun zamandır meslektaşlarla aramızda tartıştığımız bir konudur: Devlet bilişimin neresinde? Vardığımız sonuçsa: Devlet bilişime gölge etmese daha iyi olacak. Fakat ilginçtir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu’nun, TBD’nin (Türkiye Bilişim Derneği) Antalya’da gerçekleştirdiği Kamu-BİB konferansında yaptığı konuşmada 2023 hedeflerinden bahsederken; “Bu hedeflere eski Türkiye’nin sistemiyle varılamaz. Türkiye’nin gelişmiş, kalkınmış bir ülke olmasına giden çabası, bilimden, teknolojiden, bilgiden, inovasyondan geçer. Hiçbirimiz 500 milyar dolar ihracat hedefine bugün sattığımız mallardan daha fazla satarak, miktarı artırarak varacağımıza inanmıyoruz. Daha fazla domates, hıyar, fındık, limon satarak bu hedeflere varamayız.” demesi benim tüm ayarlarımı değiştirdi.

Kavranoğlu, sektörün içinden gelen bir kişi olduğu için olayın mantığını da iyi çözmüş durumda. Devletin bilişim sektöründe iddialı olmaya çalışması, bir noktada; “Ne güzel para harcamıyoruz, kendi ihtiycamız olan yazılımı geliştiriyoruz” gibi bir mantıkla düşünülse de, aslında öyle değil.

Neden değil derseniz; birincisi, devletin ya da yerel yönetimlerin asli işi vatandaşlarına hizmettir. Bu hizmeti yaparken de araçlar kullanır. Bu araçlar bazen bir belediye otobüsü, bazen bir baraj, bazen de bir yazılım olabilir.

Devlet nasıl, “belediye otobüsü üretmek” ya da “baraj kurmak” konusunda kendisini uzman ellere bırakıyorsa, yazılım, donanım konusunda da aynısını yapmak, hem daha gelişmiş bir araç elde etmek açısından, hem de tasarruf açısından daha kârlıdır. Her ne kadar “para harcamamak” tasarruf gibi zannedilse de değildir. Asıl tasarruf, o aracı geliştirme yolundaki deneme, yanılma yöntemlerinin ya da daha gelişmiş aracın getireceği verimlilikle yapılır.

Tüm bunlardan daha önemli bir husus var ki, AKP hükümeti öncesinde, hiçbir zaman hedeflenmemiş ve gözönüne alınmamış olan husus şudur; devlet yazılım ve donanım konusunda, işi uzmanlarına bıraksın darken, ülke içinde “ortak akıl” kullansın yani bunu geliştirmeye çalışanların yolunu açsın. Bu destek, zaman içinde ülkeye “döviz” olarak dönecektir. Asıl tasarruf buradadır.

Zaten Kavranoğlu da buna işaret ediyor; bakın ne diyor; “Kamu kuruluşlarının asli görevlerinin yanında (sağlık hizmeti vermek, savunma ve güvenlik hizmeti vermek, tapu-kadastro hizmeti vermek, cenaze hizmetleri vermek, çöp toplamak,… vs) yanında Bilgi Teknolojileri konusunda çok uzman ve yeterli bir ekip bulundurmalarını beklemek herhalde hayatın normal akışına aykırıdır. Dolayısıyla, bir kamu kuruluşunun kendi asli ihtiyacının ne olduğunun yanında Bilgi Teknolojileri konusundaki ihtiyaçlarını kendi bünyesinde değerlendirmesi, belirlemesi, bunu teknik şartnameye dönüştürmesi, ihale yapması ve sonrasında bunu sürdürmesi ne kadar doğrudur, ne kadar akla uygundur?

Bunun çaresi ise bizim Tübitak-Bilgem ve Havelsan gibi kamuya ait Bilgi Teknolojileri konusundaki uzman kuruluşlarımızın, Bilgi Teknolojilerinde yazılım ve donanım hizmeti vermeyi bırakmaları; bunun yerine daha da güçlenerek bütün kamu kuruluşları ve ihtiyaç duyan her kuruluşa danışmanlık şirketi gibi hizmet vermeleridir. Böylece herhangi bir kamu kuruluşunun asli ihtiyaçlarından, bilgi Teknolojileri ihtiyaçlarının belirlenmesi ve oradan teknik şartname ve projenin teknik olarak hayata geçirilmesi mümkün olacaktır. Böylece en uygun teknoloji ile ve o kamu kuruluşunun en verimli çalışmasını temin edecek sistem hayata geçerken; diğer taraftan kamu kuruluşlarının ürettiği data standartları bir diğeri ile uyumlu olacaktır.

Bu dönüşümün sektöre de çok büyük faydası olacak, Kamunun Bilgi Teknolojileri şirketleri özel girişimci şirketler ile rekabet etmeyecek; tam aksine onlara iş akışını düzgün bir şekilde sağlayan bir konuma oturacaklardır. Böylece yazılım ve diğer hizmet şirketlerinden oluşan bir eko-sistem ortaya çıkacaktır.

Fabrikalar ve kurumlardaki terzihaneler gitti ama yerlerine Bilgi Teknolojileri terzihaneleri geldi. Bizim, analoji ile TÜBİTAK Bilgem’i moda ve tektsil danışmanı olarak kullanıp bütün kamuya en ucuz, en güvenli, en yakışan elbiseleri giydirmemiz sizce de iyi olmaz mı?

Tabii bunu yaparken Bilgem’in bir yandan kendisinin de tekstil üretimi yapması ve diğer şirketlerle yarışması ne kadar doğru olur? Böyle olursa, doğal olarak her zaman kendi fabrikasının elbiselerini tavsiye etmez mi?

Biz devlet olarak tekstile de teknolojiye de aynı temel prensip ile yaklaşmamız gerekiyor. Sen üretme, standartları belirle, adil bir düzen kur, denetle. Bırak özel sektör üretsin, gelişsin, büyüsün!, oradan hizmet al.”

Davut Kavranoğlu’na sonuna kadar katılıyorum. Bütün bilişim sektörü de yıllardır bunu söylüyor. Bugün bilişim sektörümüz sığ kaldıysa, bunun bir tarafında devletin yaklaşımının da payı var. Ama sevindirici olan, bu konuda Kavranoğlu gibi yöneticilerimizin olayın farkına varmış olmasıdır.

(Bu yazının bir kısmı 2 Kasım 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Kamu Entegre Veri Merkezleri geliyor

Hafta başında Antalya’da gerçekleştirilen TBD Kamu-BİB yani Kamu Bilgi İşlem Yöneticileri Konferansı’nda yapılan önemli bir sunum e-devlet ve kamu veri merkezleri konusundaydı. Bu sunumdan bazı önemli notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kamu Entegre Veri Merkezleri fikri, kamu bilgi işlem süreçlerinin ve e-devlet çalışmalarının yükselmesi yani bir anlamda günümüzün moda deyimi ile devletin ‘big data’ (büyük veri) sahipliğinin artması ile birlikte gündeme geldi. Her bir kurumda bulunan veri depolama faaliyetlerinin ayrı ayrı sunucu ve donanım, ayrı eleman, ayrı yazılım maliyetlerini düşündüğümüz zaman, bu tür bir çalışmanın son derece akıllıca olduğunu söylemek isterim.

Sunumda bu çalışmaların geldiği son aşamayı öğrenmiş olduk. Kamu Entegre Veri Merkezleri projesinin Türkiye bilişim tarihinde, Fatih’ten sonraki en büyük ikinci proje olacağını da not etmek lazım.

Sunumda, Kamu Entegre Veri Merkezleri konusunda, bakanlık ve BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) çerçevesinde gerekli kararların alındığı ve bütün kurumlardan görüş alınarak hazırlanan kanun taslağının, Bakanlar Kurulu’nda görüşülmek üzere Başbakanlığa gönderildiğini öğrendik. Anlayacağınız Kamu Entegre Veri Merkezleri ile ilgili çalışmalar başladı ya da başlamak üzere.

Çalışmalar derken, bu çalışmaların kapsamlı ve zor bir iş olduğuna da işaret edelim. 10 adımlık bir yol haritası hazırlanmış durumda. Öncelikle komisyonların oluşturulması ve fizibilite çalışmaları, daha sonra kamu kurumlarındaki envanterle ilgili çalışmalar yapılacak. Bu yolla kapasiteler, teknik ya da inşaat anlamında ortaya konulmuş olacak.

Projenin yürütülmesinde bir sıkıntı olmaz ise, plana göre çalışmaların 2015 yılının ilk çeyreğinde başlaması öngörülüyor. 2016 ortalarında ise veri merkezi inşası başlatılmış olacak. 2017 başlarında yapılacak olan geçiş planlamaları sonrasında, 2017 ortasında aday kurumların hizmet almaya başlaması planlanıyor. Ancak ondan sonra da taleplerin adaptasyonu ve “Hizmet Katalogları” gibi ek çalışmalar olacak. Sonuç olarak Kamu Entegre Veri Merkezleri Projesi 2018 sonunda tamamlanmış olacak.

Sunum sırasında, kanunun çıkması sonrasında bilişim STK’ları, üniversiteler, özel şirketlerle proje kapsamı hakkında çalıştaylar yapılmasının planlandığını da öğrendik.

Türksat önceki kalkınma planında “Felaket Kurtarma Merkezi” kuracaktı ama 2009’dan bu yana geçen sürede bu merkezi kurmadı. Kamu Entegre Veri Merkezi Projesi aynı akıbete uğramaz.

(Bu yazının bir kısmı 26 Ekim 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Bir gün herkesin bir KEP’i olacak

İnternetin sektörlerin tamamını değiştirdiği gibi, şimdilerde de Noter’lik mesleğinin en önemli fonksiyonlarından birini değiştiriyor. Şirketlere ya da kişilere yapılan tebligatlar artık elektronikleşiyor.

Geçtiğimiz hafta Ankara’da düzenlenen TBD 30’uncu Bilişim Kurultay’ındaki konulardan birisi buydu. Düzenlenen panellerden birisinde konuşulan Adalet Bakanlığı verilerine bakılırsa, 2013 verilerine gore şirketlere 8 milyon, kişilere 24 milyon tebligat yapılıyor. Bu tebligat olayı basit bir konu değil. Bugün ülkemizde sonuca ermeyen ya da yıllarca süren davaların en önemli nedenlerinin başında, tebligatların yapılamayışı ya da geç yapılışı geliyor.

Tabi yanlış ya da sahte tebligatlar da başka bir konu. Örneğin boşadığı karısının yerine tebligatı kendisi imzalayanlar gibi konular da mevcut.

Dolayısıyla, elektronik tebligatın yararı çok fazla; şöyle ki, bundan sonra tebligatı aldım, almadım, şu gün aldım, bugün aldım, Ahmet almıştı, Kaynanam almıştı gibi bahaneler tarihe karışacak.  Kurulan sistemde, elektronik tebligatın ne zaman sizin sunucunuza ulaştığı, ulaştıktan sonra ne zaman okuduğunuz gibi pek çok bilgi detayları ile kaydedilmiş oluyor.  Kaçış kalmıyor.

Yanısıra, kağıt tasarrufu, işgücü tasarrufu, davaların daha hızlı görülmesi, davalardaki haksız ve yanlışlıkların giderilmesi gibi yararları da cabası.

Elektronik tebligatlar, açılımı “kayıtlı elektronik posta” olan KEP’ler vasıtasıyla alınacak. Şirketlerin KEP alması zorunlu. KEP için yetkilendirilmiş hizmet sağlayıcı (KEPHS) 3 firma var. Eskiden beri tebligat konusunun paydaşları olan PTT ve Noterler Birliği, yanısıra sadece bu konu ile ilgili kurulan TürkKEP firmaları mevcut.

Kişiler ya da firmalar bu firmalardan birisinden KEP mail adresini aldıktan sonra, adresine gelen tebligatları takip etmek zorunda. Aksi takdirde belirli sürelerin sonunda bu tebligatlar ulaşmış Kabul ediliyor.

Bugünlerde çeşitli kurumlar, kendilerine bağlı şirketlere bu adresleri almaları için uyarı yapıyor. Örneğin BTK gönderdiği uyarı ile telekom firmalarının KEP temin etmelerini istedi. Bu hafta RTÜK de yayıncı kuruluşları KEP almaları için uyardı.

Ama henüz önemli bir sorun var. O da bu üç firma arasında entegrasyonun sağlanamamış olması. Yani birisinden KEP almışsanız, diğerinden KEP’i olana tebligat gönderemiyorsunuz. Umarız en kısa zamanda sorun halledilir. Elektronik Tebligat konusunda ise henüz ilgili kanun çıkmadı. Onu da bekliyoruz.

(Bu yazının bir kısmı 8 Aralık 2013 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Büyük ülke olma yolunda Bilgi İşlemcilerin rolü nedir?

Geçtiğimiz günlerde Bilişim sektöründe iki önemli etkinlik yapıldı. Tarihlerinin kısmen çakışması talihsizlikti fakat maksat hasıl oldu diye düşünüyorum. Umarım ilerleyen zamanlarda bu tür etkinlikler hiç çakışmaz.

Etkinliklerden ilki TBD (Türkiye Bilişim Derneği) tarafından yapıldı. TBD değil sektörümüzün, ülkemizin en büyük sivil toplum örgütlerinden birisi. TBD’nin her yıl düzenlediği Bilgi İşlem Yöneticileri Konferansının 20cisi “Bilişim Nakittir” başlığı ile gerçekleştirildi. Konferansın konuları arasında bu yıl ilk defa “Offset Anlaşmaları” gibi gittikçe önemli hale gelen konular olduğu gibi, son yılların önemli sorunu “Büyük Veri”, “İstanbul Finans ve Bilişim Merkezi Olacak mı?”, “Güle Güle Nakit” gibi ufuk açıcı konular ve firma sunumları vardı.

TBD Başkanı Turhan Menteş konuşmasında, Bilgi Teknolojilerinin Ülke Ekonomisine katkısının anlamını ve önemini şu sözlerle belirterek başladı : “Geçen yıl 2023 ile ilgili çok önemli çalışmalar yaptık ve sözler söyledik. Olgunlaşmanın sonucunda 2023 için Türkiye için konulan Dünyanın ilk 10 ekonomisine girme amacına uygun olarak bilişim olarak ne katkıda bulunuruz diye baktık. Ülkenin geleneksel ekonomik aktörlerle düyadaki 10 ekonomi arasına girme hedefi çok uzak duruyor. Çünkü % 8,5 büyüme yakalamamız lazım. Oysa son 10 yılda % 4 büyüme yakalamışız. Yani % 8 üstü büyüme hayal gibi gözüküyor. Ama bunu yapan ülkeler var. Onların yaptığını yapabilir miyiz. Bu büyümeyi yakalayan ülkelerin nasıl büyüdüğünü incelediğimizde hepsi ‘bilişim’ ile bunu yakalamış.”

Diğer etkinlik ise Amerika merkezli olan IDC firmasının Türkiye ayağı tarafından CIO Summit ismiyle gerçekleştirildi. Teknoloji tedarikçileri ile bilişim teknolojilerini yoğun kullanan CIO’ların fikir ve örnek uygulamalar konusunda görüş alışverişi yaptıkları etkinlikte çok ilginç konular ele alındı. Bütçelerdeki kesintiler, vasıflı eleman açığı, bulut bilişim, büyük veri gibi konular bunlardan bazılarıydı.

Konferans IDC Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları  ve Ortadoğu, Afrika ve Türkiye’den sorumlu Bölge Genel Müdürü Jyoti Lalchandani’nin konuşmaları ile açıldı. Daha sonra “Dönüşüm için Yenilik; İş Yerinin Pazar Değişimine Adapte Edilmesi” başlıklı panelde IDC İçgörüler ve Dikey Sektör Uygulamaları Direktörü Mark Walker ilginç bir araştırmadan veriler sundu: “CIO Magazine tarafından yapılan 2013 araştırmasına göre; günümüzde CFO’ların yüzde 75’inin IT yatırımlarında karar verici durumuna geldi. Bilişim teknolojileri, gitgide daha fazla işlerin içine gömülüyor. Eskiden ‘satın al – kur – işlet’ formülü ile çalışan IT yatırımları, bugün iş servisleri yönetimine haline geldi, dolayısıyla da ‘mimari seçimi ile iş dönüşümü’ çevrimine dönüştü. Bilişim teknolojilerinde ‘maliyet’ ve ‘risk’ sorunları önemli. Veri miktarı ve uç kullanıcı sayısı hızla artarken, bütçeler ve bilişim elemanları aynı oranda artmıyor. Bugün karar vericiler teknolojiye göre değil, iş ihtiyaçlarına göre karar veriyorlar.”

Daha sonra konuşan Turkcell’den Orçun Özalp, “Yeni BT Hizmetleri Sağlayıcısı olarak telekom firmaları başlığı altında Turkcell’in olaya bakış anlattı ve bulut bilişim konusunda diğerlerinden farklarını şu sözlerle dile getirdi: “Bulut servis sağlayıcılar ikiye ayrılıyor. Birincisi global oyuncular. İkincisi yerel telekom operatörleri. Bulut üzerindeki veriler, Türkiye’nin verileri Türkiye’de kalsın diyoruz ve çıkmasının soruna neden olabileceğini düşünüyoruz. Diğer ülkeler de aynı şekilde düşünüyor. Yerel verilerini dışarıya çıkarmıyorlar. O nedenle bizim bir avantajımız yerel olmak, diğeri telekom şirketi olmak. Tek bir havuzda telekom – bilişim yönetiliyor. Turkcell teknoloji firması ve öyle devam edecek. Superonline altyapısını da Ortadoğu’ya götürdük. Veri merkezimiz bu yolun üstünde oturuyor. Amacımız Avrupa ile Ortadoğu arasında köprü ve bölgenin bulut sağlayıcısı olmak. Lokal yazılımları hem bölgeye hem Türkiyeye açmak istiyoruz.”

Budur. İşte budur. Görmek istediğimiz misyon budur. Söylenenlerin takipçisi olacağız. Diğer taraftan söylemeden geçemeyeceğim. Patronunuzun veya şirketinizin yabancı olmasının hiç bir önemi yok. Şayet ülkemizde var olan ve çalışan bir şirketteyseniz önceliğiniz bu ülkeye karşı sorumluluklarınız olmalıdır. Gerisi laf kalabalığıdır.

(Bu yazının bir kısmı 21 Nisan 2013 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Atılım İçin Bilişim

Başlığımızı Türkiye Bilişim Derneği (TBD) tarafından her yıl düzenlenen Ulusal Bilişim Kurultay’ından ödünç aldık. Bu yıl 29’uncusu yapılan ve kısaca Bilişim 2012 diye adlandırılan kurultayın ana teması “Atılım İçin Bilişim”  idi. Her zamanki gibi Ankara’da yapıldı.

Daha önceki kurultaylarıda takip eden biri olarak şunu baştan söyleyeyim. TBD bu sefer çok iyi bir iş çıkarmış. Gerek kurultay programı gerekse de ilgi önceki yıllara göre oldukça fazlaydı. Görünen o ki TBD kurultayları yeniden eski gücüne ve ihtişamına dönecek. Hiçbir kâr macı gütmeden böyle bir organizasyon gerçekleştirdikleri için TBD Başkanı Turhan Menteş ve ekibini kutlamak gerekiyor. Ayrıca bilişim sektörünün firmalarına bir tavsiyemiz olacak. Bilişim Kurultaylarına destek olmak için geç kalmayın. Sonra bunun faturası size çok ağır olur. Benden söylemesi.

Gelelim kurultayda dikkatimizi çekenlere. Her zamanki gibi açılış konuşmaları mesajların verildiği yerdi. Nitekim açılış konuşmalarında dikkatimizi en çok çeken Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın internet alt yapısının yoğun kullanılmasına sebep olan Google, Facebook, Twitter vb. internet siteleri ile ilgili konuşmalarıydı. Tayfun Acarer konuşmasında internet alt yapısının yoğun kullanılmasına sebep olan internet sitelerinin (Google, Facebook, Twitter, D-Smart, Digitürk, Tivibu, vb.) bant genişliğini artırmak için yapılacak alt yapı çalışmalarına katılmalarını sağlayacak düzenlemeler üzerinde çalıştıklarını söyledi. Sayın Acarer, sizler bu düzenlemeyi yapınca Google ve diğer yabancı firmalardan para tahsil edebileceğinize inanıyor musunuz? Bence kuruş alamayacaksınız. Çünkü o firmalar Türkiye’de böyle bir düzenlemeye uyarlarsa bu tüm dünyaya örnek olacak ve bir çok ülke benzer yasalar çıkaracak. Bu durumda bu firmaların sonu olacak. Siz yapacağınız bu düzenlemeyle ancak yerli firmalardan para tahsil edebileceksiniz. Tabii onları batırma riskiniz olduğunu da unutmayın. Bu düzenleme konusundaki mantığınızı doğru kabul edersek yollar için araba üreten tüm firmalardan da Karayolları Genel Müdürlüğünün para tahsil etmesi gerekir. Hele bir de havayollarını düşünürsek bir elin parmakları kadar bile olmayan uçak üreticisi firmaların kapılarına kilit vurmaları gerekir. Nitekim sizden sonra konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’da yukarıda yazdıklarımız doğrultusunda sözler söyledi. Dikkate almanızı şiddetle öneririz. Teknoparklarla ilgili söylediklerinizde ise haklısınız. Bu konuda sonuna kadar yanınızdayız.

Diğer taraftan Sayın Acarer, her ne kadar bizlerle (Gazeteciler) karşılaştığına memnun olmadığını dürüstçe yüzümüze söylesede biz yine de görevimizi yapacağız. Size naçizane bir önerimiz olacak. Bizi muhalefet gibi görmeyi bırakıp bir de ayna gibi görmeyi deneyin. Her sabah baktığınız aynaya ne kadar sitem edebiliyorsanız bize de o kadar sitem etmenizi isteriz.

Kurultay; ülkemizin bilişim sektörü ile ilgili devlet, kamu, iş dünyası, medya ve akademisyenlerini bir araya getirdi. TBD-TÜBİSAD Yaşam Boyu Hizmet Ödülleri töreninin ardından, Bilişim 2012 Oyun Maratonu tema duyurusu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım tarafından “Atılım” olarak duyuruldu. Brookings Enstitüsü Teknoloji Direktörü, Amerikalı yazar ve siyaset bilimci Darrell West; Populer Science’ın “Tüm Dünyada 2012 Yılının En Parlak 10 Bilim Adamı” olarak gösterdiği Prof. Dr. Aydoğan Özcan ile Bilgi Üniversitesi MBA ve e-MBA programlarında ders veren Levent Erden’in konuşmaları da “Bilişim 2012” etkinliği çerçevesinde gerçekleştirildi.

Bilişim 2012, 29. Ulusal Bilişim Kurultayı 3 gün sürdü. Tüm herşey burada yazdıklarımızdan ibaret değil tabiiki. Etkinlik kapsamındaki tüm program, kurultay, kongre, seminerler, çalışma grupları, sunumlara www.tbd.org.tr adresi veya detaylı program için www.bilisim.org.tr adresini ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

(Bu yazının bir kısmı 25 Kasım 2012 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Bilişim sektörünü bekleyen büyük tehlike

Son yazımızda “Bilişimde yoğun günler” demiştik ve bu haftanın önemine işaret etmiştik.  Sizlerin Pazar günü dergimizi alabilmeniz için bu yazı 6 Ekim Perşembe akşamı yazıldı. Yani Bilişim Zirvesi bitmiş Cebit ve Sinerji Zirvesi başlamıştı.

DEVAMINI OKU

YouTube, Binali Yıldırım’ı fıtık etti

Acar gazeteci gözüyle bu yazıyı sizlerin okuması için bir başlık ancak böyle atılır. Araştırmacı gazeteci gözüyle başlık atacak olsaydık “Binali Yıldırım’ı YouTube’mu fıtık etti?” dememiz gerekirdi. İşin gazetecilik boyutu bir tarafa, Binali beye geçmiş olsun diyerek konumuza gelelim.

YouTube uzun zamandır kapalı. Artık ne zaman kapatıldığını da unuttuk. Sadece kapatma dediğimizde aklımıza gelen ilk isim olmayı sürdürüyor.

YouTube’un sahibi Google bu kapatma konusunu lehine kullanmaya devam ediyor. Gerçek fanatiklerimi yoksa “duygusal” fanatiklerimi olduğunu bilmediğimiz insanlar, her fırsatta hem Ulaştırma Bakanlığına hem de hükümete veryansın ediyorlar. Oysa bilmiyorlar ki Google’ın Türkiye’deki yetkisiz yetkilileri YouTube konusunu habire Ulaştırma Bakanlığı ile görüşüyor. Bakanlık yetkilileri bu görüşmeleri kamuoyu ile paylaşmak istiyor ama nedense Google’cılar her görüşmeden önce gizlilik sözleşmesi yaparak bunu engelliyorlar. Bana bu durum tuhaf geliyor. Google görüşmelerini neden gizlemek istiyor ki?

Diğer tuhaf gelen durum ise bir ticari şirketi doğrudan bakanlığın muhatap alması. Bu devlet gelenekleri ve teamüller açısından doğru değil. Doğru olan tüm gelişmiş ülkelerdeki gibi bizde de konuyla ilgili bir sivil toplum örgütü veya kurulun bu işe el atıp, ticari şirket ile bakanlığı bir araya getirmesidir. Bu işi yapabilecek sivil toplum örgütü Türkiye Bilişim Derneği (TBD), kurul ise İnternet Üst Kurulu’dur. Fakat gördüğüm kadarıyla Google ile bakanlık arasındaki görüşmelerin doğrudan başlaması, bakanlıktakilerin bir an önce bu işi çözelim demesinden kaynaklanıyor. Her ne olursa olsun bakanlık devlet kurumu olmanın ağırlığı ile davranmalıydı. Bu şekilde davranarak kendine bağlı olan İnternet Üst Kurulunu etkisizleştirmiş olmadı mı?

Google ile bakanlık arasında YouTube için yapılan son görüşmede bakanlık tarafı ciddi adımlar attı. Dedi ki “Biz mahkeme kararıyla kapatılan YouTube’un açılması için kanunlarda gerekli düzenlemeleri yapmaya hazırız. Bunları tartışalım ve bir karar verelim. Sonra da harekete geçelim.” Fakat Google tarafındaki yetkisiz yetkililer “Bizim bir ABD’deki merkeze sormamız gerekiyor.” şeklinde cevap verdiler. Bunun üzerine bakanlık yetkilileri şunları söylediler: “Bir daha ki toplantıya sizin adınıza kim karar veriyorsa o gelsin bu işi bitirelim” dediler. Ben de yakın takibimi sürdüyorum. Kimin geleceğini merakla bekliyorum. Fakat gelecek olan da bakanlığa karşı net olamaz ve “ben bir sorayım” derse, korkarım bakanlığın biten sabrından dolayı YouTube hiç açılamaz hale gelecek.

YouTube’un bu başına gelenler aslında Google gibi büyük bir şirketin çatısı altında olmasından kaynaklanıyor. Google dev yapısının getirdiği doğal bir yavaşlık içinde. Merkezdeki karar vericiler, tüm dünyayı küresel olarak tek bir pazar olarak görseler de yerel olaylarda doğru tepkileri veremiyorlar. Bunun çaresi ise yerel yönetimlerine daha fazla yetki devrinden geçiyor. Fakat her güç sahibi gibi onlarda da güç sahipleri bunu paylaşmaya yanaşmıyorlar. Bu şekilde devam ederlerse hiçkimsenin öngöremediğim bir yerden başlayacak çatlak tüm Google’ı alt üst edecektir.

Diğer taraftan herkese hatırlatmak istediğim bir konu var. Türkiye’de bir siteyi kapatmak isterseniz mahkemye baş vurmanız yeterli. Kapatılan site bir şekilde suçsuz olduğunu ispat ederse hakim verdiği kararı kaldırıyor ve site açılıyor. Fakat siteyi kapattıranlar bu seferde başka bir yerin mahkemesinden tekrardan karar aldırabiliyorlar. Bu süreç böyle kör topal bir şekilde sürüp gidiyor. Bakanlığın uzun süredir üzerinde çalıştığı torba bir kanun paketi var. Ümit ederim tüm bu süreçleri de bu pakette dikkate almışlardır.

Öyle sanıyorum ki her şey yolunda giderse 2011 yılında internette daha yasaksız bir ülkeye geçmiş olacağız. Sabırla bekliyoruz.

(Bu yazının bir kısmı 26 Eylül 2010 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Bilişimde hareketli günler başlıyor

Bakmayın siz ocak ayının ilk ay olduğuna. Aslında ilk ay Eylül ayıdır. Her şey bu ayda başlar. Romantikler Eylül ayını içinde bulunduğu Sonbahar mevsimininde etkisi ile ayrılık ayı diye tanımlasalarda aslında Eylül her şeyin başladığı aydır.

Bir düşünün okullar bu ay içinde açılır. Dolayısı ile tüm tatillerin bittiği ilan edilmiş olur. Herkes evine ve işinin başına döner. Diğer bir deyişle sezona başlar. Bilişim sektörü de tabii ki bu trende uyar. Sektör için önemli dört etkinlik birbiri arkası sıra gerçekleşerek çalışanlara ayrı bir dinamizm getirecek.

İlk etkinlik TBD’den (Türkiye Bilişim Derneği). 27. Ulusal Bilişim Kurultayı 22-25 Eylül tarihlerinde Ankara’da yapılacak. Her yıl bir ana tema çerçevesinde yapılan etkinliğin bu yıl ki konusu “Sosyal Dönüşüm”. Etkinlik içinde 13. BTIE Bilişim Teknolojileri Işığında Eğitim, Özürlüler ve Bilişim, E-Aşırma, Liderler Forumu, Sanat, Siyaset, Mizah, Medya, Hukuk ve Sivil Toplum Hareketleri gibi konular var.

Yurtiçi ve yurtdışından konusunda uzman konuşmacıların davet edildiği etkinlik, kamu ve özel sektörün yönetici ve çalışanları, sanayici ve iş adamları, akademisyenler, girişimciler, öğrenciler ve teknolojiyi yoğun kullananların kaçırmadığı ve kaçırmaması da gereken bir Bilişim olayı. Detaylı bilgiye www.bilisim.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

İkinci etkinlik Bilişim Zirvesi. Zirvenin ana teması “Oyun Yeniden Başlıyor. Bu yıl 10. kez yapılacak olan Bilişim Zirvesi 4-5 Ekim 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak. Daha önceleri CeBIT Bilişim Eurasia Fuarı ile aynı tarihlerde ve aynı mekanlarda yapılan zirve bu yıl sürpriz bir şekilde fuardan ayrıldı.

Seçkin fikir ve tecrübelerin, uzmanlıkların paylaşıldığı, teknolojik gelişmeler ve iş çözümlerindeki son gelişmelerin aktarıldığı bir platform olma özelliğini sahip zirvenin detaylarına www.bilisimzirvesi.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Üçüncü etkinliğim kısaca CeBIT diye adlandırdığımız fuar. CeBIT Bilişim Eurasia Uluslararası Bilgi ve İletişim Teknolojileri Fuarı bu yıl Bilişim Zirvesinin hemen ardından 6-10 Ekim tarihlerinde 11. kez düzenleniyor. CeBIT Bilişim Eurasia fuarında bu yıl, “İş Dünyası” ve “Dijital Yaşam” ana bölümlerinin yanı sıra, “Kamu Sektörü” ve “Medya & Özel Sunumlar”  adında iki yeni ana bölüm yer alıyor. Katılımcı firmaların Anadolu’dan ve çevre ülkelerden satın almacılar ve karar vericilerle birebir görüşme yapmasına imkân veren “B2Fair Matchmaking Aktivitesi” de fuarda öne çıkan bir diğer yenilik olacak.

Broadcast, Cable & Satellite Uluslararası Fuar ve Konferansı da aynı tarihler arasında fuara paralel olarak düzenlenmeye devam ediliyor. CeBIT fuarlarına geçtiğimiz yıl 22 ülkeden 1.224 katılımcı ile 75 ülkeden 146 bin 572 ziyaretçi katıldı. Fuar ile ilgili detaylara www.cebit.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Yılın son etkinliği Compex 35. Uluslararası Bilgisayar ve Tüketici Elektroniği Fuarı. Kasım ayında yapılacak olan fuarın en önemli özelliği son kullanıcıları firmalarla doğrudan buluşturması. Bu özelliğiyle bilişim tutkunları için ayrı yere sahip olan fuar bilgisayar, iletişim teknolojileri ve tüketici elektroniğinin günlük hayattaki yeri ve kullanımını gözler önüne seriyor. Paneller ve aktiviteler ile renklendirilen fuar, sektörel yöneticileri, bilgi işlem yöneticilerini, satın alma yöneticilerini aynı çatı altında topluyor. Fuar ile ilgili detaylara www.compex.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Bu dört etkinlik ile yola başlayacak olan Bilişim sektörünün iyi bir sezon geçirmesini diliyorum.

(Bu yazının bir kısmı 19 Eylül 2010 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

TBD’nin nazik cevabı

Geçen hafta “Sosyal medya dedikleri” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yazımda Türkiye Bilişim Derneğinin (TBD) düzenlediği BİMY’17 (Bilgi İşlem Merkezi Yöneticileri Semineri) etkinliğinden hareketle sosyal medya kavramını anlatmıştım. TBD Başkanı Turhan Menteş yazımdaki eksikleri tamamlamak için samimi bir cevap göndermiş. Ben de bu seminerle ilgili bana herhangi bir davetin gelmediğini ve bendeki telefon numaralarından kendisini aradığımı fakat ulaşamadığımı belirtme gereği duyarak hocamızın cevabını kelimesi kelimesine yayınlıyorum.

“Sevgili Musa,

Para dergideki yazını okudum. TBD yi ve beni çok iyi tanıyan kişi olarak duyduğun bir şeylerin yanlış olabileceğini düşünüp beni arayabilseydin yazmadan önce bir şeyleri düzeltme şansım olurdu. Ama sağlık olsun.

Bir açıklama yapma zorunluluğu nedeniyle hızlıca bu yazıyı sana yazıyorum. Amacım polemik yaratmak değil. Sadece samimim düşüncelerimi senle paylaşmak.

Sevgili Musa,  bir kere basına kapalı etkinlik yapma diye bir kararımız hiçbir zaman olmadı ve bundan sonra da olmayacak. TBD nin böyle bir lüksü yok, yaklaşımı yok. BİMY ile ilgili alınan tek bir karar var o da bu etkinliğe özellikle Ulusal Basın temsilcilerinin çağrılmasıdır. Yönetim Kurulu kararı olarak alınan bu karar birçok nedene dayanıyor. Sadece bir tanesini senle paylaşayım. Geçen sene sektör basın temsilcilerinin de aralarında  olduğu  basın temsilcilerinin de çağrılmasının sonucunu sana iletsem çok gülersin. 23 kişi çağrıldı 3 kişi bu etkinlikle ilgili yazı yazdı bunlardan biri de sensin. Bu sene bütçe kısıtları nedeniyle etkinliğe 10 basın temsilcisi seçilerek çağrılmasına karar verildi. Bu kişilerden biri de sensin. Bunlarda sadece 4 ü programlarını ayarlayıp katılabildi. Bu konuda yapılan hataları ayrıca sana bir sohbet ortamında anlatırım. Bu konudaki sitemini kabul ediyorum bilesin.

Diğer konu ise kim aktardıysa ters aktarmış. Biz “Sosyal Dönüşüm” konusunu Ocak ayında “Bilişim 2010” Etkinliğinin ana teması olarak seçtik ve buna hazırlık olması açısından bu konuda bir alt oturum BİMY de  yapma kararı da çok önce alınmıştı. Bir alt konu olarak da “Sosyal Ağlar” için de  bir sosyal ağ sorumlusu da davet edildi.

Toplantıya bloggerların davet edilmesi ilgili sosyal ağ sorumlusunun önerisidir doğru. Ancak bu süreç karşılıklı görüşmeler sonucunda olmuş ve bu bizim yabancı olduğumuz konuda bir yaklaşım sağlamıştır. Bu davetin Basın mensuplarının daveti ile yakından uzaktan bir ilgisi de yoktur. Bu BİMY de bu konuda yapılan blogları görseydin eminim sende çok beğenirdin.

Bizim TBD olarak herhalde hiçbir  medya türünü abartacak bir görüşümüzün olmadığını olamayacağını biliyorsundur. Bu sadece onları tanıma, nedir ne değildir sorularının açığa çıkması amacıyla yapılan bir panelin bir alt başlığıdır. Bu oturumda ayrıca emniyetten temsilci dahil olmak üzere 4 konuşmacı vardı.

TBD deki akıl tutulması sözünün kastı aşan bir söz olduğunu düşünüyorum. Hele “dolmuşa binme” yaklaşımının TBD için kullanılmasının çok uygun olmadığını da  belirtiyorum.

BİMY de yapılan yedi  oturumun sadece bir oturumunun bir alt konusunun bu şekilde yorumlanmasının cidden haksızlık olduğunu samimiyetine güvenerek sana iletiyorum.

Bu arada çok yoğun olan iş programımım nedeniyle  arayamadığım için kusura bakma. En kısa zamanda görüşme ümidiyle..

Sevgi ve saygılarımla

Turhan Menteş”

(Bu yazının bir kısmı 9 Mayıs 2010 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU
1 2
EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish