Tag Archives: Cebit

Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Platformu

Hızla büyüyen küresel toplumumuzda bilgi teknolojileri ile iletişim teknolojilerinin içiçe geçerek geleceği şekillendirdiğine tanıklık ediyoruz. Hizmetlerini daha verimli hale getirmek, faaliyetlerini büyütmek ve maliyetlerini düşürmek isteyen tüm hükümetler ve işletmeler bilişimin dönüştürücü gücünden faydalanıyor.

DEVAMINI OKU

Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Platformu

Hızla büyüyen küresel toplumumuzda bilgi teknolojileri ile iletişim teknolojilerinin içiçe geçerek geleceği şekillendirdiğine tanıklık ediyoruz. Hizmetlerini daha verimli hale getirmek, faaliyetlerini büyütmek ve maliyetlerini düşürmek isteyen tüm hükümetler ve işletmeler bilişimin dönüştürücü gücünden faydalanıyor.

DEVAMINI OKU

CeBIT, yeniden doğuyor

Her yıl Almanya’nın Hannover kentinde Deutsche Messe tarafından düzenlenen CeBIT, bilişim dünyasının kadim ve köklü etkinlikleri arasında yer alıyor. 2001 yılına kadar her yıl takip ettiğim bu fuarın yansımalarını ülkemizdeki aynı ismi taşıyan kardeş fuarından da takip ediyorduk. 2000-2010 arasında internet teknolojilerinin getirdiği yeni yönelimler ile fuar kavramı gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada ciddi bir bocalama yaşadı. Tüm bunların üstüne Türkiye’deki ticari yapının ortakları arasındaki problemler de her şeyin üstüne tuz biber ekti. Tüm bu problemler Almanya’daki isim babası kurumun ülkemizdeki organizasyonu tamamen alması ile sonuçlandı. İyi de oldu. Yeniden yapılanan Türkiye organizasyonu hızla toparlanmaya ve doğru hamleler yapmaya başladı.

Almanya’daki merkezde neler oluyordu? Yenilikler var mıydı? 16-20 Mart arası gerçekleştirilecek bu teknoloji gösterisinde ne gibi yeniliklerle karşılaşacağımızı öğrenmek için yaklaşık 80 ülkeden 100 basın mensubuyla CeBIT Press Preview toplantısına katıldık.

CeBIT Deutsche Messe Basın ve Halkla İlişkiler Yöneticisi Hartwig Von Sass’ın sunumunda basın toplantısına Deutsche Messe Yönetim Kurulu üyesi Oliver Frese, BITKOM Başkanı Prof. Dieter Kempf, Berlin’deki Çin Halk Cumhuriyeti elçisi Shi Mingde ve Çin Uluslararası Ticaret Elektronik ve Bilişim Endüstrisi Alt Konseyi Başkan Yardımcısı Dr. Gong Xiao katıldılar.

Toplantının açış konuşmasında Oliver Frese, dijital ekonomi, ya da kendi verdikleri adla d!conomy’nin hemen hemen tüm katılımcıların ürün ve hizmetleriyle doğrudan bir bağlantısı olduğuna dikkat çekerek etkinlikte bir çok konferans ve forumun ana konusunun “d!conomy” ile ilgili olacağını ifade etti. Bu yıl ziyaretçilerin dijitalleşme ile ilgili inovatif gelişmeleri, hemen hemen her biçim ve seviyede deneyimleyebileceklerini söyleyen Frese, “Dijtal ortama geçmek yeni yazılım, ya da donanım satın almak değildir yalnızca. Stratejik bir karardır ve tüm sektörlerde her şirket için bir kültürel seviye yükselmesidir. CeBIT, ziyaretçilerine onları her daim inovatif kılabilmek ve zirvede kalmalarını sağlamak için her zaman doğru yanıtları sunar.”

Özellikle “Nesnelerin İnterneti” konusunun getirdiği yeniliklerin ve kullanım alanlarının ne kadar geniş olduğunun altını çizen Frese, dijitalleşmenin en önemli getirilerinden biri olduğunu düşündüğü “Nesnelerin İnterneti” teknolojilerinin içinde büyük fırsatlar barındırdığını söylüyor. Bu teknolojilerin yalnızca ağa bağlı ürünler olmadığını belirten Oliver Frese, en sonunda bir değer zincirinin oluşacağına algılayıcılardan, iş ağlarına, analiz araçlarından bilgisayar merkezlerine kadar tüm birimlerin bu zincire bağlanacağını ifade etti. Dokunulmamış hiçbir endüstrinin kalmayacağına, kurumsal sorumluluğa sahip herkesin buradaki fırsatları anlamasına ve getireceği değişikliklerin özümseyeceklerine inandıklarını söyledi.

Akıllı bir buzdolabının “Nesnelerin İnterneti” gibi kapsamı çok geniş bir teknoloji içinde yerinin çok küçük olduğunu düşündüğünü söyleyen Frese, kişisel olarak akıllı bir buzdolabı sahibi olmak istemediğini söylüyor. “Bana süt söyleyen bir buzdolabı beni ilgilendirmiyor…” diyen Frese şöyle devam ediyor: “Çünkü ben alışveriş yapmayı çok seviyorum.”

Bu yıl CeBIT’te inovatif start up şirketlerden sayısı bilinmeyecek miktar ve çeşitliliklerde taze fikirler Hannover’e sel olup akacak. 350 kadar genç şirket 15 sergi salonunda yeni iş modellerini anlatacaklar. “Into the Internet of Things” temalı CODE_n’in Uluslararası Start up yarışmasında finale kalan 50 şirket sunumlar yapacak.

Dünyanın dört bir yanından Bilişim dünyasının ünlü yüzleri de çağrılı konuşması olarak CeBIT’e katılıyorlar. Amerikalı ekonomist Jeremy Rifkin, araştırmacı gazeteci Glenn Greenwald, NATO Genel Sekreter Yardımcısı General Jamie Shea, Samsung’un Küresel Pazarlama Yöneticisi Won-Pyo Hong, Infosys CEO’su Vishal Sikka, Huawei Enterprise Group Başkanı Yan Lida, Çinli mobil telefon üreticisi Xiaomi’nin kurucularından Lei Jun, Better Place kurucusu Shai Agassi, Airbnb’nin Genel Müdürü (Avrupa ve Afrika) Olivier Gremillon, TransferWise kurucularından Taavet Hinrikus ve Alman rock efsanesi Peter Maffay, konuşmalarıyla önemli etki yaratacaklar.

Oliver Frese’ye göre Çin, son dönemde vites yükseltti ve CeBIT’in görmüş olduğu gelmiş geçmiş en güçlü partner ülke haline geldi. Küresel bilişim pazarında lider durumunu korumak için inovasyona sürekli yatırım yapan Çin’den 600’den fazla katılımcı beklediklerini söyleyen Frese, “Bu büyük, çokuluslu şirketlerin arasında Alibaba, Huawei ve ZTE gibi çok önemli kuruluşlar da var. Çin dünyanın en büyük ve en gelecek vaadeden pazarlarını Çinli olmayan şirketlere de sunarken öte yandan pazar liderliğini de sürdürebiliyor.” şeklinde konuştu. Bu yıl partner ülke olan Çin’in devlet düzeyinde üst düzey idarecileriyle basın toplantısında temsil edilmesi de CeBIT’e ne kadar önem verdiklerinin en önemli göstergesi.

Türkiye’deki organizasyonunda gördüğümüz olumlu gelişmelerin merkezin yeni vizyonu ile örtüşdüğünü görme fırsatımız oldu. Gerek Hannover Fair Türkiye’deki gerekse Almanya merkezde yaşadıklarımız bizde “CeBIT yeniden doğuyor” düşüncesini güçlendirdi.

(Bu yazının bir kısmı 1 Şubat 2015 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Nesnelerin interneti CeBIT’e damgasını vuracak @CeBITBilisim @cebit

para_dergisi_14-20_Subat_2016Bu haftaki dergimizde (Para, 14-20 Şubat 2016) Mart ayında Almanya’da yapılacak olan CeBIT Fuarından bahsettik. Bu vesileyle Deutsche Messe’nin CeBIT’ten sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Oliver Frese ile küçük bir röportaj yaptık. Detaylara girmeyeceğim. Dergi alınmalı… Ve… Okunmalı.

DEVAMINI OKU

Öznesi insan, yüklemi teknoloji olan yazılım

Bu yazımda alanım olmadığı halde biraz İK (İnsan Kaynakları) konusuna gireceğim desem de inanmayın. Aslında değineceğim konu İK yazılımları. Yazılım olunca doğrudan alanıma giriyor. Türkiye’nin ilk İK yazılımcısı ile karşılaştım geçenlerde. Böyle deyince birkaç nesil öncesinden söz ediyormuşuz gibi oldu. Türkiye şunun şurasında ne kadar zamandır yazılım üretiyor diyesi geliyor insanın… Belki bizim yaş grubundakiler için dün kadar yakın olduğu için. Fakat dile kolay, 20 yılı aşkın süredir yazılım üreten şirketlerimiz var. Türkiye’de şirketlerin kapanma yaş ortalamasına göre 20 yıldan fazla bir geçmiş, oldukça önemli bir başarı demek. Hele ki yazılım gibi soyut, özellikle şirketlere faydası hala anlatılmaya çalışılan ve hala çoğunlukla oyun, eğlence, iletişim amaçlarıyla kullanılıp iş verimliliğini artırma amacıyla yeterince kullanılamayan bir ürün olan yazılımın üreticisi olarak 20 yıldan fazla ayakta kalabilmek ülkemiz ticari koşullarında büyük başarı…

Yazılımın en niş alanlarından birini kendine kulvar seçmiş Kadri Demir, Poldy İK Yönetim Yazılımları’nı kurarak… Kendi deyimiyle “Türkiye’de bordro hesabını doğru yapan şirket bile az” iken, Poldy İK otomasyon çözümleriyle önemli bir açığı kapatıyor. Kullanıcılarının yarısından fazlasının yabancı şirketler olması ise, hem bir ironi, hem de göğsümüzü kabartıyor…

Poldy Kurucusu Kadri Demir, “Ne yazık ki ülkemizde insan kaynakları bölümleri çalışanların işe girerken ve çıkarken gördükleri bir bölüm. Bunu değiştirmeliyiz. İnsan kaynağını daha etkin yönetmenin, yönlendirmenin ve performans odaklı yöntemlerin arayışı içinde olmalıyız. Teknoloji işte bu noktada İK yönetimine yardımcı oluyor. Çalışanlarla ilgili ne kadar çok bilgi toplayabilir ve bunlardan ne kadar anlamlı sonuçlar çıkarabilirseniz, İK politikanız da o kadar mükemmel olur.” diyor. Yani çalışanla İK’nın iletişimini artırmak için teknolojiyi köprü yapıyor… Öznesi insansa, yüklemi teknoloji olsun ki yapı sağlıklı işlesin diyor… Teknolojinin soğuk değil, sıcak yanını gösteriyor. Bugün birçok şirket bırakın çalışanının doğum gününü kutlamak kadar sıradan bir olayı, sahip olduğu yeteneklerin farkında değil. Birçok sektörde eleman sirkülasyonu had safhalarda, plaza çalışanları mutsuz… Peki teknoloji bu işe çare olabilir mi? Kadri Demir’e göre evet: Yetenek yönetimi, performans yönetimi ve bilgiye dayalı İK süreçleri ile evet!

Nitekim artık performans yönetimi tercih olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor. Yeni iş kanununa göre 30 kişiden fazla çalışanı olan şirketlerin iş güvence kapsamında çalışanları ile ilgili eğitim ve performans değerlendirme süreçlerini takip etmeleri gerekiyor. Yani 30’dan fazla çalışanı olan şirketler, altı ayını doldurmuş personelini performans düşüklüğünü belgelemeden işten çıkaramayacak… Zorunluluk hem piyasa koşulları, hem de yasal olarak oluşmuş durumda, özetle.

Ülkemizde pek çok sektörde olduğu gibi (bana kalırsa hemen hepsinden fazla) yazılım sektöründe fırsat var. Bilgi çağının şirketleri ne yazık ki bilgiden yararlanamıyor. Bazen bilgi yumağının içinde kayboluyor, bazen de ona hiç sahip olamıyor. Bu döngüden çıkış yollarından biri hatta temel taşı, daha fazla 20 yıllık yazılım markaları yaratmaktan geçiyor…

Birazda bizden yani BMD’den (Bilişim Muhabirleri Derneği) bahsetmek istiyorum. Dernek başkanı olmanın ayrıcalığını bu sayfamda kullanmak istiyorum. Derneğimiz geçtiğimiz hafta 11-14 Eylül 2014 tarihleri arasında yapılan Cebit Bilişim Eurasia Fuarının konferansları içinde organize ettiği bir “Medya ve Mobil Ekonomi Zirvesi” ile yer aldı. Dört panelden oluşan zirveyi ilk kez gerçekleştirmemize rağmen oldukça başarılıydı. Zirvemize BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) her türlü desteği verdi. Bu bağlamda başta BTK Başkanı Tayfun Acarer olmak üzere katkı sağlayan tüm BTK çalışanlarına teşekkür ediyoruz. Ayrıca Cebit fuarını organize eden Hannover Fairs Türkiye ile konferansları organiz eden Semor ve özellikle de Nezih Kuleyin, böyle bir etkinlik konusunda acemi olan bizlere yapıcı ve yol gösterici davranarak gösterdikleri sabırdan dolayı BMD adına teşekkür ediyorum.

(Bu yazının bir kısmı 21 Eylül 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

IFA 2014’te dikkatimizi çekenler

Berlin’de (Almanya) yapılan ve alanında dünyanın en büyüğü olan Tüketici Elektroniği Fuarı (IFA) bu yılda oldukça iddialıydı. Bana nedense yine Almanya’da (Hannover) her yıl yapılan CeBIT’in 15 yıl (Bilişim Fuarı) önceki görkemli halini hatırlattı. Bir günde gezmenin imkansız olduğu fuarda yine bir çok ürün tüketiciye burada tanıtıldı. Bizi gururlandıransa tabii ki Türk firmaları oldu.

İki büyük Türk markası fuarda sivrilenler arasındaydı. Bunlardan Vestel, Türk mühendislerce geliştirilen akıllı cep telefonu Venüs’ü tanıttı. Bu telefonu “Venüs X” ve “Venüs V” isimleriyle iki farklı model olarak satışa sunacak Vestel yerel içeriği de unutmamış. Telefonlarda Mevlevi, Nazar Boncuğu gibi özel ara yüzler var. Ayrıca telefon sesleri olarak; çayda çıra, misket, Silifke’nin yoğurdu, Üsküdar’a giderken gibi yöresel melodiler de var.

Venus X keskin, Venus V yuvarlak  hatlı tasarlanmış. Her iki modelde 5.0 inç ve 5.5 inç ekran büyüklükleri ile siyah ve beyaz renk seçenekleri bulunuyor. 5 inçlik telefon, 22 Eylül’den itibaren  649, diğeri ise 899 liradan satışa çıkacak. İsteyenler bu telefonları operatörler üzerinden de alabilecekler.

Diğer taraftan Arçelik Grubu Samsung’dan sonra fuarın en büyük ikinci katılımcısıydı. Arçelik Grubu bu fuara Beko ve Grundig markaları ile katıldı. Beko’nun 2500 metrekarelik standı oldukça ilgi çekiciydi. Fakat Grundig 3500 metrekarelik standıyla ve sergilediği ürünleriyle resmen kendi vatanında yeniden doğuşu yaşıyor.

Mobil telefon pazarına girmek istemediklerini belirten Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik A.Ş. Genel Müdürü Levent Çakıroğlu şunları söyledi: “Dünya beyaz pazarının yarısına denk gelen Avrupa-Ortadoğu-Afrika bölgesinde ikinci büyük beyaz eşya şirketi konumuna yükseldik. 2014 yılının ilk yarıyıl sonuçlarına göre, faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde bu yıl da pazar payımızı artırmamızın yanı sıra, ileri teknolojiye sahip ürünlerimizin satışlardaki oranı ve buna paralel olarak fiyat endeksimizi de yükselttik; markalarımızın konumunu güçlendirdik. Beko, geçtiğimiz beş yıl içerisinde, Almanya’da pazar payını iki katından fazla artırdı ve son yedi yılda Avrupa’nın en hızlı büyüyen markası oldu. Yeni logomuz, Beko’nun her zaman daha iyiye ulaşma yolunda, değişime öncülük hedefiyle sürdürdüğü marka yolculuğunda, yeni bir dönemin başlangıcıdır. Kaynağı neresi olursa olsun, başarı hikayelerimizin her biri, daha iyiyi gerçekleştirmek için sürekli değişme arzumuzdan aldığımız ilham ile başlar. Bu ilhamın temelinde ise insan var. Nitekim 60 yılı aşkın bir süredir insanların davranışları, coşkusu ve enerjisi, dün olduğu gibi bugün de bize esin kaynağı oluyor. Bu ruh, Beko’ya her zaman şevk vermiştir ve vermeye devam edecektir. Grundig ise 2014’ün ilk yedi ayında Almanya TV pazarı sabit kalırken, karlı ve sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda, yüzde 20 büyüme başarısı gösterdi” dedi.

Dikkatimizi çeken bazı ürünler ise şöyleydi. Birçok alanda dayanıklı cihazlar üreten CAT, yeni akıllı telefonu S50’yi tanıttı. Firmanın önceki akıllı telefonları gibi darbelere, suya, toza ve şoka dayanıklı yapıda üretilen S50, Android 4.4 Kitkat sürümünü kullanıyor. CAT S50, 720p çözünürlüklü 4.7 boyutunda bir ekrana, 1.2 GHz saat hızında çalışan 4 çekirdekli Cortex-A7 işlemcisine ve 8 MP kameraya sahip. Telefon, teknik özellikleri ile orta segmente konumlandırılmış durumda ancak S50’yi özel yapan teknik özellikleri değil, neredeyse her türlü dış etkene dayanıklı olması.

Huawei parmak okuyuculu yeni phablet modeli Ascend Mate 7’yi resmen duyurdu. 6 inçlik ekranın kullanıldığı phablette, 1920×1080 piksel çözünürlük ve 367 piksel yoğunluk bulunuyor. Cihaz, 157x81x7.9 milimetrelik tasarımıyla oldukça ince tutulmuş. Akıllı telefonda işlemci tarafında ise sekiz çekirdekli HSilicon Kirin 825 işlemcisi tercih edilmiş.

Alcatel, kalemli telefonu Onetouch Hero 2 ile kendini gösterdi. 6 inçlik full HD ekrana sahip cihazda 2 GB RAM yer alıyor.  3100 mAh batarya ile dikkat çeken telefonda ayrıca 16 GB dahili depolama kapasitesi, 2GHz hızında çalışan MediaTek MT 6592 işlemci, micro SD kart bulunuyor.

Motorola, akıllı saati Moto 360’ı görücüye çıkardı. Kalp aktivitelerini hafızasına alan saat, kişiyi gün içinde ne kadar ve ne sıklıkta egzersiz yapması gerektiği konusunda uyarıyor. Saat, sesli komut özelliğiyle arama yapma, cevaplama, mesaj yollama, internette gezinme ve benzeri imkanlar da sağlıyor.

Fuarın bizim gözümüzden böyleydi.

(Bu yazının bir kısmı 14 Eylül 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

CeBIT’te bir şeyler oluyor

Hepimizin şimdilerde CeBIT Bilişim Eurasia diye bildiği ve her yıl Eylül ayı içerisinde yapılan ülkemizin en önemli Bilişim Fuarında yeni bir şeyler oluyor.

Sizlere uzun uzun ülkemizdeki tarihçesini anlatacak değilim. Şu an dünyanında en büyük bilişim fuarlarını organize eden Alman kökenli Messe’nin ülkemizdeki en önemli ticari operasyonlarından biri konumunda. Ülkemizde bu yıl 11-14 Eylül 2014 tarihleri arasında yapılacak olan bu etkinliği sadece fuar olarak düşünmeyin. Bu yıl neler olduğunu kısaca özetleyelim.

Önce etkinliğin sloganından başlayalım. Etkinliğin sloganı her zamanki gibi yine aynı “Gelecek Bilişim ile Gelecek”. Her yıl aynı slogan olur mu demeyin. Neden değiştirmediklerini öğrendiğinizde hak veriyorsunuz. Çünkü içinde bulunduğumuz iletişim ve bilişim çağında gerçekten “Gelecek Bilşim ile Gelecek”, ve siz gerek birey, gerek ise geleceği bilişim ile teknoloji ile yakalayarak medeniyetler arenasında oyun kurucu olursunuz.  Çağı ve geleceği yakalayamazsanız oyunun dışında kalır ve tahmin bile edemeyeceğiniz bir hızda modern köle durumuna düşersiniz. Dolayısıyla bu slogan tüm bunların farkındalığını vurgulamak için söylenmiş ve gelecekte e güncelliğini koruyacak görünüyor.

Etkiliğin diğer detaylarına gelince bu yıl ki fuar alanında özelikle geçtiğimiz yıl yoğun olarak gördüğümüz katılımcı belediye standları yerini Bilişim, Geleceğin Teknolojileri, Innovasyon ve CeBIT Global Konferans etkinliklerine bırakıyor. Bu yıl ana teması “Innovasyon ve Geleceğin Teknolojileri”. Slogan tabii ki yine aynı.

Katılımcılar ve bunun uluslararası boyutunu etkinliği organize eden Hannover Fairs Türkiye  şirketinin Genel Müdür Yardımcısı Murat Özer şu şekilde özetliyor: “CeBIT Bilişim Eurasia katılımının yaklaşık yüzde 65’i kobilerden oluşuyor. Gerek fuar gerek ise CeBIT Global Konferans etkinliklerinde hem Kobiler için etkinlikler düzenliyor hemde onları destekliyoruz. Üç yıl önce sivil toplum kuruluşları ile birlikte başlattığımız gerek ülkeye gerek ise CeBIT’e yatırım olarak düşündüğümüğz  teknokentlere ve yazılımcılarımıza olan destek bu yıl artarak devam ediyor. Bizim desteğimize ek olarak KOSGEB’ten gelen destek ile de sektörde faaliyet gösteren orta ve küçük ölçekli tüm firmalar, kendini, hizmet ve ürünlerini tanıtma ve dünyaya açılma imkanını çok düşük maaliyetler ile gerçekleştirebiliyor. Bu yıl bu destek halen devam ediyor.

Gerek dünyada gerek ise Türkiye’de CeBIT bulunduğu coğrafyaların her birinde sektör lideri. Bence en önemli özelliği sektöre bağımsız bir bilgi paylaşım platformu sağlamasıdır. Günümüzde bir çok telekom, bilişim ve teknoloji firması kendi etkinliklerini gerçekleştiriyor. Bunlardan bazıları başarılı, bazıları da başarısız oluyor. Fakat netice bu etkinliklerin özünde kendi firmalarının tanıtımını yapmak yatıyor. Kimileri bunu açıktan açığa kimileri de gizliden yapıyor. İçinde bulunduğumuz coğrafyada hem fuarı hem de forum ve konferansları tek çatı altında toplayan bağımsız tek etkinlik CeBIT Bilişim Eurasia ve CeBIT Global Conferans etkinlikleri olmaya devam ediyor.”

Etkinlikle ilgili tüm bilgileri cebitbilisim.com adresinden edinebilirsiniz. Fakat söylemek istediğim bir etkinlik benim içi çok önemli. Kurucu üyesi olduğum ve artık ülkemizin köklü sivil toplum örgütlerinden biri olan Bilişim Muhabirleri Derneği bu yıl CeBIT Bilişim Eurasia bünyesinde öneml bir zirveye ev sahipliği yapacak. “Medya ve Ekonomi Zirvesi” başlıklı etkinlikte Bilişim Muhabirleri Derneği üyeleri çeşitli oturumlara hem evsahipliği yapacak hem de katılımcı olacak.

Ülkemizin en önemli bilişim etkinliklerinden biri olan CeBIT Bilişim Eurasia’ya sadece fuar tarafını gezmek için gelmeyin. Sizleri konferanslara da bekliyoruz.

(Bu yazının bir kısmı 20 Temmuz 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

CeBIT ile toplantı…

image

CeBIT yöneticileriyle Bilişim sektörünün STK başkanları olarak bir araya geldik.

DEVAMINI OKU

CeBIT Global Conferences…

image

Başladı. Bekliyoruz.  😉

DEVAMINI OKU

Bilişim sektörünü bekleyen büyük tehlike

Son yazımızda “Bilişimde yoğun günler” demiştik ve bu haftanın önemine işaret etmiştik.  Sizlerin Pazar günü dergimizi alabilmeniz için bu yazı 6 Ekim Perşembe akşamı yazıldı. Yani Bilişim Zirvesi bitmiş Cebit ve Sinerji Zirvesi başlamıştı.

Zirvelerin hikayelerini geçem hafta yazmıştım. Bu yıl iki tane zirve olması ise kafaları bir hayli karıştırdı. Yıllardır bu işlere öncülük edenler şimdilerde çok büyük kötülük ettiklerini farkındalar mı?

İnterpromedya yönetimi yıllar önce Ute’de bilişim ile ilgili etkinlikleri ve fuarları yapıyorlardı. Sonra Ute ile yolları ayırdılar. Fuarcılık birikimlerini de yanlarında götürdükleri için Bilişim Fuarlarını organize etmeye devam ettiler. Fuarın içine bilişimin filozofisi ve ticari boyuttaki katma değerini artırmak için Türkiye Bilişim Derneği ile birlikte eski adı ile Kurultay yeni adı ile Zirveyi ekledirler. Sonrasında fuar tarafında Alman Messe (Hannover’deki Cebit fuarının organizatörü) ile ortaklık yapılırken nedense Zirve tarafında TBD ile yollar ayrıldı. İnterpromedya’cılar Fuarı Almalar ile ortak düzenlerken Zirveyi tek başlarına organize ettiler. TBD’de Ankara’da Kurultay adı altında kendi Zirvesini yaptı. Bu durum Zirvenin etkisini ve gücünü önemli oranda kırdı. Çünkü kamu tarafı tamamen Ankara’da kalmıştı. Almanya’da Cebit’in babasının ölmesi dolayısıyla Cebit runundan da çok şey götürdü. Cebit ruhunu kaybetmiş Almanların buraya atadığı kırık Türkçeli Alman’ın ülkemizi müstemleke görmesi bir çok iş ilişkisini olumsuz etkileyebilecekken İnterpromedya’cıların yerinde müdahaleleri ile hasarsız atlatılmıştı. Derken Almanların Fuar içinde yapılan Zirveden pay istemeleri ortalığı germiş, hiç Türkçe bilmeyen ve emekli olmadan önce tatilini yapmak için Türkiye’ye gelmiş izlenimi veren yeni yönetici ile sonunda ipler atılmıştı. Nihayetinde Zirve bir kez daha bölünmüş ve bu yıl aynı hafta içinde iki Zirve bir Fuar organize edilmişti.

Tüm bunların üstüne Bilişim sektörünün günlük gazeteden başka bir şey okumayan yöneticilerinin sektör ile ilgili cahillikleri eklenince büyük bir kafa karışıklığı yaşandı. Burada bir parantez açıp Bilişim sektöründeki yöneticilere birkaç laf etmek istiyorum. Söyleyeceklerimden dolayı kızmayın bana Bilişim sektörünün ‘Sayın’ yöneticileri. Çünkü sizler hep almayı bilirsiniz. Hiç vermeyi düşünmezsiniz. Sektörde yayın kalmadı neredeyse. Hangisine destek oluyor veya okuyorsunuz. Sektörünüzdeki yayınları sayın desem kaçınının adını hatırlıyorsunuz. Bana kızmadan önce kendinizi bir hesaba çekin. Başında olduğunuz şirkete daha çok para kazandırmak haricinde sektöre ne verdiniz. Ben söyleyeyim size “Koca bir hiç!”. Bu zamana kadar gördüklerim ve yaşadıklarım siz Bilişim sektörü yöneticilerinin entellektüel alt yapıları hakkında şüpheye düşmeme yol açıyor. Parantezi kapatıyorum.

İkinci bir parantezide PR’cılar için açıyorum. Bilişim firma yöneticilerinin beynini ‘Reklamın önemi yok, haberinizin çıkması daha önemli’ şeklinde yıkadığınız için hepinize kızgınım. Doğrusunu yapsaydınız ve reklam ile haberin birbirinin tamamlayıcısı olduğunu anlatsaydınız ya yöneticilere. O vakit sizi baş tacım yapardım. Fakat siz ne yaptınız. İşin kolayına kaçtınız. Buna sektör yöneticilerinin entellektüel yetersizliğide eklenince sektör bu hale geldi. Parantezi kapatıyorum.

Bilişim sektörü ile ilgisi olan herkese sesleniyorum. Öncelikle de İnterpromedya, Cebit ve TBD yöneticilerini göreve çağırıyorum. Bir an önce şapkanızı önünüze alın düşünün ve kendinize şu soruyu sorun: “Ben kimim? Bu hal neyin nesi?” Sonra da geçmişi bir kenara bırakıp bir araya gelin. Aranıza sektör ile ilgili ne kadar sivil toplum örgütü varsa çağırın. Yıllardır bu işleri kavgasız gürültüsüz yapan ve kendine özgü bir yapısı olan Compex’i de çağırmayı unutmayın. Eminim bir ortak akıl oluşturacaksınız. Şayet bir an önce bunları yapmazsanız birkaç yıl sonra korkarım hepinizi miş’li geçmiş zamanla anıyor olacağız.

(Bu yazı 6 Ekim 2011 tarihinde yazılmış ve sadece burada yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU
1 2 3
EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish