Tag Archives: TTNet

Türk Telekom’un yeni direktörleri… :) @Turk_Telekom

30 Eylül 2014’te “Direktörler huzursuz…” diyerek başladığımız, 1 Aralık 2014’te “Türk Telekom’da kutu problemi…” diyerek sürdürdüğümüz ve sonrasında daha bir çok yazı kaleme aldığımız Türk Telekom’daki yeni yapılanmanın artık sonuna gelindi.

Sizlerinde bildiği gibi bir süredir bu konuda sessizdim. Sessizliğimin tek sebebi vardı. Kuruma zarar vermemek. Çünkü, Türk Telekom her zaman söylediğim gibi, ülkemizin güzide kurumlarından biridir ve ülkemizin değeridir. Yıllardır Türk Telekom ile ilgili yazdığım yazılarda amacım hiç bir zaman kuruma zarar vermek değildi. Aksine yönetici ve çalışanlarının kuruma zarar vermesini engellemekti. Çünkü bir kurumu çalışanları temsil eder ve o kuruma onlardan başkası zarar veremez. Onların eksikliklerini ve/veya yetersizlikleri sonucu oluşan zararı ise halka biz duyururuz. Yani zarar veren biz değiliz.

Türk Telekom’un bu konusuyla ilgili 16 Ocak 2015’te yazdığım son yazı ise “Yeni Türk Telekom’un yeni teknoloji A Takımı… 😉” başlığını taşıyordu. Bu yazıda sadece beş tane direktörlüğün yeni yöneticilerini yazmıştım. İçlerinden sadece bir ismi doğru bilemedik. 🙁 Neden doğru bilemediğimizin detaylarına girmek ise şu vakitten sonra anlamsız.

Sonuç olarak, 20 Şubat 2015 Cuma günü öğleden sonra yeni direktörlerle ilgili bilgi kurum içinde paylaşıldı. Yeni direktörler ise atamalarını bir gün önce öğrendi. Bense direktörlerden önce öğrendim fakat yukarıda saydığım gerekçelerden dolayı susmayı tercih ettim.

Sözün özü: Gerek yeni direktörlere gerekse de bu yeniden yapılanmayı gerçekleştiren Çoşkun Şahin’e başarılar diliyorum. Fakat şunu unutmasınlar lütfen: Gözlerim her zaman üzerlerinde olacak. Sadece ben değil tüm Türkiye’de onları yakından izliyor olacak. Gerektiği zaman müdahil olmak hakkımızın saklı olduğunu belirterek, şimdi biraz susup, yapacaklarına fırsat vereceğiz.

Cuma günü yapılan açıklamanın Teknoloji Grubu ile ilgili olanların bir kısmı şöyledir:

“- Çekirdek ve Taşıyıcı Şebeke Direktörü olarak Yusuf Kıraç atanmıştır. 
– Erişim Şebeke Direktörü olarak Mehmet Erkul atanmıştır. 
– Bilgi Teknolojileri Direktörü olarak Savaş Şahin vekaleten atanmıştır. 
– Teknoloji Grubu Ürün ve Servisleri Direktörü olarak Cemal Baki atanmıştır. 
– Teknoloji Grubu Operasyon Direktörü olarak Nazım Efe atanmıştır. 
– Kalite Güvence Direktörü olarak Mehmet Ali Ünver atanmıştır. 
– Güvenlik ve Risk Güvence Direktörü olarak Kudret Ay atanmıştır. 
– Teknoloji Grubu Program Yönetimi Ofisi Direktörü olarak Cebrail Taşkın atanmıştır. 
– İlhami Küçüker, NATO TAFICS Direktörü olarak görevine devam edecektir. 
– Kurumsal Bilgi Teknolojileri ve Yönetim Sistemleri Direktörü olarak Murat Ayyıldız atanmıştır.

Atamaları gerçekleşen tüm yöneticilerimiz, TT Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Coşkun Şahin’e raporlayacaktır.

Yeni yapılanma kapsamında Egemen Kurdoğlu ve İlker Kınacı görevlerinden ayrılma kararı almışlardır. Kendilerine bugüne kadar yaptıkları çalışmalar ve değerli katkıları için teşekkür ederiz.”

Türk Telekom Regülasyon Grubunun (yeni yapılanmada regülasyon fonksiyonu grup seviyesine çıkarıldı) yeni şekillenmesi ile ilgili yapılan açıklamanın bir kısmı şöyledir:

“- Regülasyon ve Rekabet Yönetimi Direktörlüğüne Tolga Kılıç atandı.
– Turgut Aykol, Regülasyon ve Rekabet Uyum ve Yayılımı Direktörlüğüne atandı.
– Dr. Oğuzkan Güzel, Regülasyon ve Rekabet Hukuku Direktörlüğüne atandı.
– Dr. Faruk Güven, Regülasyon Ekonomisi Grup Müdürlüğüne atandı.
– Nejat Yavuz, Kurumsal Ürünler Eko-sistemi Regülasyon Koordinatörü olarak görev yapacak.
– Olgu Dinçoğlu, TV eko-sistemini etkileyen regülasyon konularından sorumlu olmak üzere Regülasyon Koordinatörü olarak görev yapacak.
– Türk Telekom, Avea ve TTNET’in tüzel kişiliklerini mevcut şekilleri ile muhafaza etmeye devam ederek ve tabi oldukları mevzuat ve regülasyonlara uyarak, Türk Telekom Regülasyon Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ramazan Demir, grup seviyesinde Regülasyon fonksiyonunun liderliğini üstlenecek.

Nejat Yavuz ve Olgu Dinçoğlu, Regülasyon Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ramazan Demir’e raporlayacaklar. Yeni organizasyon 1 Mart 2015 tarihi itibari ile geçerli olacaktır.”

DEVAMINI OKU

Cep telefonu almayı düşünüyorsanız

Mobil operatörlerin kendi markalarıyla cep telefonu üret(tir)meye ve bunu müşterilerine satmalarına karşıyım. Fakat son dönemlerde operatörlerin bu konudaki çalışmaları benim fikirlerimi bir hayli etkilemeye ve dönüştürmeye başladı.

Önce neden karşı olduğumu söyleyeyim. Ben herkesin kendi yaptığı ve iyi bildiği işle uğraşmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Operatörsen o işi en iyi yap. Platformunu geliştir ve büyüt. Müşterilerinin kesintisiz ve her zaman ulaşılabilir olması için ne gerekiyorsa yap.  Yatırım maliyetlerini başa baş noktasına getirdiğinde buradan doğacak avantajı müşterilerine daha düşük faturalar olarak yansıt. Bu ve bunlara benzer birçok şey. Benim operatörlerden beklediğim budur. Dolayısıyla cep telefonu operatörlüğü ile cep telefonu üreticiliği kesin çizgilerle ayrılmalı. Ayrılmalı ki müşteri memnuniyeti daha fazla dikkate alınabilsin.

Biz bunları söylerken operatörler kendi markaları ile cep telefonu çıkardılar. Önce hangisi çıkardı hatırlamıyorum ama Turkcell, Vodafone, Avea hatta son dönemde TTNet bile çıkardı. Cep telefonu ile kalmadılar tablette çıkardılar. Mevcut tarifenize ek bir fiyatla vadeli olarak vermeye başladılar. Aslında ben bunu haksız rekabet olarak yorumlasam da ek fiyatla cep telefonu verme işini sadece kendi markalarına yapmadılar. Neredeyse tüm marka cep telefonlarını operatörlerden taahhüt ve ek ücret karşılığı alabiliyorsunuz. Dolayısıyla satış pazarlama tarafında haksız rekabet yaptıklarını söylemem doğru olmaz. Satış konusunda tek haksız rekabet bu yılın başında uygulamaya giren ve halen de yürürlükte olan, pazardaki telefon satıcılarının cep telefonlarının satışında kredi kartına taksit yapamamaları şeklindeki ilgili kurumun kararı oldu.

Üretim tarafında ise haksız rekabet yaptıkları şeklindeki düşüncem devam ediyor. Fakat ilginç olan son dönemde Avea ve Turkcell’in kendi markaları ile çıkardığı iki telefon fikrimi değiştirmeye başladı. Avea’nın inTouch3 Large ve Turkcell’in T50’si beni gerçekten şaşırttı.  Gerek tasarımları, gerek fiyatları, gerekse de sahip oldukları teknik özelliklerden çok etkilendim.

Bu telefonları karşılaştıracak değilim. O benim işim değil. Eminim internette yayın yapan teknoloji siteleri bunu yapacaklardır. Şunu söylemek istiyorum. Bu telefonlar sadece operatörlerin markası basılmış standart cihazlardan değil. Gerçekten üzerinde ciddi bir Ar-Ge ve inovasyon var. Türk mühendislerin bu cihazların üzerine ekledikleri katma değeri ise söylemem gerek bile yok.

Turkcell’in T50’sinin üç şeyi dikkatimi çekti. Birincisi tasarımı ve hafifliği, ikincisi ses kalitesi, üçüncüsü 4G’li oluşu. Tasarımı çok şık ve göz okşuyor.  Kaç gramdır bilmiyorum ama elinize aldığınızda abartı tabirle hissetmiyorsunuz bile. Oldukça da hafif.  Bulunduğunuz ortamdaki sesleri engelleyen bir teknolojisi var. Sesiniz karşıya gayet net gidiyor. 4G ise henüz ülkemizde yok ama bu telefonda var. Yol haritasında bir değişiklik olmazsa 2016 başında 4G teknolojisini ülkemizde kullanıyor olacağız.

Daha önce Samsung ve iPhone telefonlarının maliyetlerini ve ülkemizdeki fahiş fiyatlardan satışlarını yazmıştım. Dolayısı ile cep telefonlarına tonlarca para ödenmesine sıcak bakmıyorum. Her ne kadar tamamını henüz üretemesek de operatörlerin kendi markaları ile cep telefonu üretimi, bu pazarda taşların yerine oturması açısında faydalı olacak diye düşünmeye başladım.

Bu yazıyı okuyunca eminim ki benim hangi telefonu kullandığım konusunda çeşitli geyikler dönecektir. Onu da söyleyeyim. Ben Avea inTouch3 Large kullanıyorum. Bundan sonra da operatör telefonlarını kullanmayı düşünüyorum. Yeni telefon almayı düşünüyorsanız operatörünüzün verdiği kendi markası olan telefonu bir deneyin derim.

(Bu yazının bir kısmı 8 Haziran 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

TTNET’in yeni Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya ile ilk karşılaşma :-)

image

TTNET’in yeni vizyonunun ismi “TTNET 360”.

DEVAMINI OKU

Derbi zamanı… Galatasaray-Beşiktaş… Türk Telekom Arena… TTNet Locası…

image

image

Dk. 28. Galatasaray:1 – Beşiktaş:0

DEVAMINI OKU

Yemek tarifi siteleri Ramazan’da tıklanma rekoru kırdı

Eskilerimiz demiş “Ramazan berekettir” diye. Görünen o ki Ramazan her açıdan bereketli oluyor. İşimiz teknoloji olunca doğal olarak Ramazan ayının bizim sektörü nasıl etkilediğini de merak ediyoruz. İnternet konusunda geçen yıl olduğu gibi bu yılda TTNet kendi verilerini açıkladı. Pazardaki hakim konumunu da dikkate alınca bu verilerin kesinlik payı tartışılmaz hale geliyor.

TTNet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, geçen yıl TTNet verilerine göre yüzde 7 olan Ramazan’da veri trafiği artış oranının bu yıl yüzde 10 olarak gerçekleştiğini söyledi. Ramazan ayında, internet kullanım alışkanlıklarının değiştiğini söyledi. Sosyal ağlar, video ve oyunlara Ramazan öncesine göre daha yoğun ilgi gözlenirken, yemek tarifi siteleri ise tıklanma rekoru kırdılar.

Yılmaz’ın açıklamalarına göre, TTNet aboneleri Ramazan’dan önce interneti yoğun olarak gün içinde 14:00-16:00, akşamları da 21:00-23:00 saatleri arasında kullanırken, Ramazan’da yoğunluk tıpkı geçen yıl olduğu gibi 15:00-17:00 saatleri arasına kaydı.

Türkiye genelinde, Ramazan öncesine göre veri kullanımında yüzde 10 artış meydana geldi. Geçen yıl bu oran yüzde 7 idi. Geçen yıl yüzde 8.7 olan hafta sonu kullanım artışı ise bu Ramazan’da yükselerek, yüzde 11 olarak gerçekleşti.

Veri kullanımı en çok artan iller arasında Kırklareli başı çekiyor. Kırklarelilerin internet trafiği yüzde 15.23 oranında arttı. Onu yüzde 15.21 artışla Yalova ve yüzde 15.14 artışla Edirne takip ediyor. İnternet trafiğinde en fazla artış görülen diğer iller ise sırasıyla; yüzde 14.44 ile Sinop, yüzde 13.99 ile Balıkesir, yüzde 13.68 ile Tekirdağ, yüzde 13.57 ile Sakarya, yüzde 13.42 ile Aydın, yüzde 13.41 ile Çanakkale ve yüzde 12.98 artışla Bilecik oldu.

iller

Geçen yıl internet trafik artışı açısından ilk üç il; yüzde 12.6’lık artışla Çanakkale, yüzde 12.1’lik artışla Edirne ve yüzde 12’lik artışla Sinop idi.

Sosyal medya cephesinin amiral gemisi olan Facebook ile ilgili verilerde açıklandı. Ramazan’la birlikte Facebook’taki tıklamalarda geçen yıl yüzde 10.3 olan artış oranı, bu yıl yüzde 15.5 olarak gerçekleşti. Geçen yıl Ramazan’da video kullanımı yüzde 6.5 oranında artarken, bu yıl artış oranı yüzde 10 oldu.

Görünen o ki Ramazan’da internette çokça oyun oynamışız. Adresinde “oyun” geçen sitelerin tıklamasında yüzde 21.5 oranında artış oldu.

Online sohbete ve internet üzerinden sesli ve videolu görüşmeye de ilgi yükseldi. Anlık mesajlaşmalarda geçirilen süre, Ramazan’la beraber yüzde 15 oranında arttı.

tarif

Ramazan’la beraber internet kullanıcılarının lezzete olan düşkünlüğü de arttı. Adresinde “yemek” geçen sitelere yüzde 50, adresinde “tarif” geçen sitelere ise yüzde 141 oranında daha çok girildi.
yemek

Neden böyle oldu diye uzun uzun düşünmeye gerek yok. Bu sonuçlar Ramazan ayının ruhuna gayet uygun görünüyor. Normal zamanda öğünleri geçiştiren bizler Ramazan ayı gelince yiyemesek bile çeşit açısından oldukça zengin sofralar kurmayı tercih ediyoruz. Çeşitli sebeplerden dolayı oruç tutmasak bile iftar sofrasına oturmak istiyoruz ve oturuyoruz.

veri

Geçen yıldan bu yıla yüzde 3 oranında bir gelişme gösteren Ramazan’da internet trafiği halen devam eden fiber alt yapı yatırımlarının da tamamlanmasıyla öyle sanıyorum ki önümüzdeki yıl yüzde 15’leri zorlayacaktır. İnternete yatırım yapmayı düşünenlerdenseniz yemek sitelerini öneririz.

(Bu yazının bir kısmı 26 Ağustos 2012 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Bulutun yükselişi

Bu yılın Ocak ayında iki yerli şirket Bulut Bilişime (Cloud Computing) yaptıkları yatırımla gündeme gelmişlerdi. Bunlardan birisi Türk Telekom diğeri Anadolu Bilişim Hizmetleri bünyesinde Cloudturk idi. Sonraki aylarda başka bazı şirketlerde bu alana girdiklerini duyurdular. Yanlış hatırlıyor olabilirim ama sanki Fujitsu’nun adı geçti. Gerçi yurt dışında bu alanda çok iyi işler çıkarttıkları ülkeler var. Fakat ülkemizde bu hizmeti verdikleri konusunda emin değilim. Başka bazı şirketlerde çeşitli açıklamalar yaptılar. Onlardan aklımda kalan ise Turkcell oldu. Tüm bunların hepsinin ortak yönü kurumsal hizmet vermeyi tercih etmeleri. Yani bireysel olarak buralardan Bulut Bilişim hizmeti alamıyorsunuz.

Bunlardan hangisini tercih edelim, hangisi başarılı olur derseniz, işte orada biraz durup düşünmek gerekiyor. Çünkü ben asıl işine odaklı ticari yapıların başarılı olacağını düşünüyorum. Demek istiyorum ki herkes asıl işini yapmalı. Mobil operatörsen sadece o işi yapacaksın. Bulut Bilişimin müşterilerine sunacağın hizmete katma değer katacağını düşünüyorsan bu yapıyı ayrı ve bağımsız bir şirket olarak yapılandırıp karar mekanizmalarına etki etmeyeceksin. Hele donanım işine (cep telefonu, tablet vb. dahil) hiç girmeyeceksin. Aynı şey diğer işlerle uğraştıkları halde bu alana giren şirketler içinde geçerli. Örneğin; Türk Telekom’un Bulut Bilişimi. Türk Telekom’un sunduğu sayısını bilmediğim hizmetlerinden biri. Bu alanda başarılı olmak istiyorsa o hizmeti özgürleştirmeli.

Beni en çok ilgilendirense Bulut Bilişimin bireysel tarafı. Yukarıda bahsi geçen şirketler kurumsal hizmetler veriyorlar. Diyorlar ki; bireysel hizmet vermek isteyenler boşuna yatırım yapmasınlar, gelip bizden hizmeti alıp, bireylere dağıtsınlar. Kendi bakış açılarına göre haklılar fakat tüketici eğilimleri açısından o kadarda haklı değiller. Şöyle bir örnek vereyim. İnternet güvenlik yazılımı satan firmalar (Symantec, AVG, Avast, Trend Micro, Comodo, vb.) ürünlerini bireylerde kullansın diye neden ücretsiz sürümler dağıtıyorlar. Cevabı basit kullanıcıda alışkanlık oluşturmak. O ürünü evinde ücretsiz kullanan bir tüketici belki bir kurumun önemli bir noktasında bu konularda karar vericidir. Bulunduğu kurum ürün alırkende kendi aşina olduğu üründen yana tercihini kullanmasını kim yadırgayabilir.

Bireysel tarafta Bulut Bilişim konusunda hizmet veren bildiğim tek yerli şirket ise TTNet. TTNet Bulutu ismini verdiği hizmetini bireyler kullanabiliyor. Fakat sadece TTNet aboneleri. Herkese açık olmayan bu hizmetin işleyiş yapısıda verilerinizi bulundurmaktan ziyade bilgisayarınızı yedeklemeye yönelik. Bu da bana göre diğer bir eksik tarafı.

Küresel firmalar bu konuda ne yapıyor diye baktığımızda, bireysel tarafta Bulutun yükselişinin başladığını görüyoruz. Bu ay içerisinde birbiri arkasına güzel haberler geldi. Benimde favorim olan ve tüm cihazlarımda kullandığım Dropbox, davetinizle gelen arkadaş kullanıcılarınız için size verdiği 250 MB’lık ekstra hediyeyi bir anda 500 MB’a çıkardı. Size 16 GB’a kadar ücretsiz yer kullanma imkanı sağladı. Üstelik bunu geçmişe yönelikte kullandırdı. Dropbox’ın bu hareketi aslında sonradan olacakların habercisi gibiydi. Birkaç gün sonra Microsoft’un SkyDrive’ı bambaşka bir yapıyla çıktı karşımıza. 7 GB yer veriyordu. Eski kullanıcları küçük bir onay ile bir anda 25 GB yerin sahibi oluyorlardı. Üstelik yeni yapısı ve bilgisayarınıza kuracağınız uygulaması ile Dropbox’ı nerdeyse aratmıyordu. Aradan çok geçmedi Google’ın Docs diye bildiğimiz hizmeti bir anda Google Drive’a dönüştü. Tarayıcı üzerinden kullanmak istemeyenler için o da bilgisayar uygulamasını kullanıma sundu. Bunlardan hangisi başarılı olur derseniz benim düşüncem tabii ki Dropbox. Çünkü asıl işi bu. Google derseniz onunda başarılı olacağını düşünüyorum. Çünkü Google’ın kendi aslında bulut. Microsoft’un ise başarılı olmasını gönülden arzu ediyorum. Fakat içimde tekleyense Microsoft’un da asıl işinin Bulut Bilişim olmadığı düşüncesi.

Bulut Bilişim altın çağının başlangıcında. Özellikle de bireysel tarafta. Ümit ederim yerli şirketlerde bu alana ilgi gösterir. Ben hangisini kullanıyorum diye soracağınızı tahmin ediyorum. Onu da söyleyeyim. Favorim Dropbox. Asıl olarak onu kullanıyorum. Yaptıkları bu son değişikliklerden sonra SkyDrive ve Google Drive’da kullanmaya başladım. Tüm cihazlarıma hepsi kurulu. TTNet Bulutunu ise çok istememe rağmen maalesef abonesi olmadığım için kullanamıyorum.

(Bu yazının bir kısmı 6 Mayıs 2012 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Kalbime dokundunuz @Tahsin_Yilmaz @L_EbruCokisler

Uzun zamandır aklımda ama ancak şu an vakit bulabildim. Şayet bunları yazmazsam içim rahat etmeyecek.

Yaklaşık üç hafta önce TTNet, Tivibu ile ilgili bir etkinlik yaptı. Etkinliğin ana konusu Tivibu’nun abone sayısının 100 bini geçmesiydi. Zaten o günlerde tüm medya mecralarında bu konuyla ilgili irili ufaklı bir çok haber çıktı. Herhangi bir arama motorundan neler olduğunu kolayca bulabilirsiniz. Bahsetmek istediğim konu bunlar değil. Sonuç itibariyle, gerek organizasyon, gerekse de sonuçlarının yansımaları açısından benim kanaatim başarılı bir etkinlik olduğu yönünde.

Bahsetmek istediğim konu insanlardan kolay etkilenmeyen biri olan beni TTNet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz’ın etkilemesiydi. Kendisini uzun zamandır tanımama rağmen ilk defa kendisinin yönetim anlayışından etkilendim. Şöyle ki; topluca yenen akşam yemeği esnasında masamızı ziyaret eden Tahsin bey, benim, TTNet ve bağlı olduğu grupla ilgili can sıkıcı öngörülerimi sabırla dinledi. (Bazen insanların ve kurumların üstüne fazla gittiğimi kabul ediyorum ama gazetecilik söz konusu olunca rahatsız bir ruh haline bürünüyorum.) Sohbetimiz esnasında TTNet Müzik hizmetinin tüm cep telefonlarından (TTNet abonesi olmasanız bile) dinlenebilmesinin çok doğru bir hizmet olduğundan bahsettik. Bu esnada ben kişisel bir problemimi ilettim. Android işletim sistemine sahip cep telefonumdan müzik dinlerken, çağrı geldiğinde hizmetin devam etmediğini ve uygulamayı tamamen kapatıp, yeniden açmam gerektiğini söyledim. Hepsi bu. Sohbet esnasında edilen normal tonda bir kaç cümle. Sonrasın da sohbete devam ettik.

Cumartesi akşam İstanbul’a döndük ve Pazar sabahı saat 11:00 civarı telefonum çaldı. Açtım. TTNet Çağrı Merkezinden gayet kibar bir arkadaş TTNet Müzük ile ilgili bir problemim olduğunu söyledi. Bir an şaşırdım ama kendimi çabuk toparladım. Hani derler ya “jeton düştü”. Çağrı Merkezindeki arkadaşla problemi detaylı bir şekilde paylaştım. Problemi çözme konusunda çalışacaklarını ve bana döneceklerini söyledi. Kapattık. Yaklaşık bir saat sonra TTNet’in PR ajansından aradılar. Onlarla da aynı problem üzerine konuştuk. Çağrı Merkezi tarafından bilgilendirileceğimi söylediler. Sonra ki süreçlerde de gayet net bir şekilde bilgilendirildim. Problem benim cep telefonumda yüzde 80 oranında çözüldü. Bu bile, fazlası ile yeterli bir sonuç benim için.

İşte bu olay. Etkilendim. Hem de çok. Sohbet esnasında gayet sıradan bir konu şeklinde bahsettiğim aslında benim için çok elzem olmayan bir problemi ciddiye alıp hemen akabinde çözdüren Tahsin bey bu hareketiyle resmen kalbime dokundu. İnsanların kalbine girebilirsiniz ama dokunamazsınız. Aylar önce yazdığım fakat hiç bir yerde henüz yayınlamadığım “Kalbime dokunan markalar” başlıklı yazımda bahsettiğim gibi “Bu yüzyılda artık müşteri sadakati, müşterinin kalbine dokunmaktan geçiyor.”

DEVAMINI OKU

Altı milyon abonesi ile TTNET dünyada kaçıncı?

image

TTNET altı milyon abonesi ile dünyada 10. sırada.

DEVAMINI OKU

Gökte bulut, sen bunu unut

Bulut bilişim kavramı hayatımızın her yerini artık iyice sardı. Gündelik yaşamımızı da iyice kavradı. Bulut üzerinde insanlara çeşitli hizmetler sunuluyor. Bunlardan en yaygın olanı e-posta hizmetleri. Ayrıca çeşitli uygulamaları da bulut üzerinden kullanabiliyoruz.

Diğer bir önemli hizmette dosya yedekleme ve paylaşımı. Sizleri bilmem ama benim için çok önemli bir hizmet. Yurt dışında gerek bireylerin gerekse de KOBİ’lerin yaygın olarak kullandığı bu hizmetin örneklerini ülkemizde de görmeye başladık. Ne yalan söyleyeyim. TTNet’in TTNet Bulutu diye verdiği hizmeti öğrenince çok heyecanlandım. Benki uzun zamandır bu hizmeti yurt dışından Dropbox isimli bir firmadan alıyordum. İnternet trafiğinde ülkemiz aleyhine bir durum olmasına rağmen ihtiyacımdan dolayı hani derler ya içim kan ağlayarak kullanıyordum.

Dediğim gibi TTNet Bulutunu duyunca çok heyecanlandım. Hemen denemeye karar verdim ve denedim. Sonuç mu? Bende hayal kırıklığına yol açtı. Bu benim Dropbox’ta edindiğim alışkanlıklarımdan olabilir. Sİz de bir deneyin. Belki sizin ihtiyaçlarınıza cevap verir.

Ben ne yapıyordum? Neden cevap vermedi? Sorularınıza şöyle cevap verebilirim. Ben Dropbox’a her türlü istediğim dosya ve klasörü yükleyip ihtiyacım olduğunda her yerden kullanabiliyorum. Ev, iş, cep telefonu, tablet fark etmiyor. Her cihazımdan istediğim dosyaya erişip istediğim düzenlemeyi yapabiliyorum. Üstelik istediğim dosya veya klasörü istediğim herhangi biriyle paylaşabiliyorum. O kişi de istediği zaman paylaştığım dosyalar erişip istediği düzenlemeyi yapabiliyor. 2 GB’ye kadar herkese ücretsiz. İstediğiniz kişiyi davet edebiliyorsunuz. Davet ettiğiniz kişilerin katılımıyla aldığınız bonuslarla 8 GB’ye kadar ücretsize çıkabiliyorsunuz. Daha yukarısı çeşitli tarifelerle sağlanıyor.

TTNet Bulutunu ise sadece aboneleri kullanabiliyor. TTNet kullanıcısı ve şifresi gerekiyor. TTNet kullanmayan birini davet edemiyorsunuz. Bence eksiklerden biri bu.

Diğer bir eksik ise sadece istediğiniz kadar bilgisayarı yedekleyebiliyorsunuz. Sistemi bir “File Server” olarak kullanma imkanınız yok. Oysa bu imkan olsa KOBİ’lerin bir çoğu ofislerindeki bir fazla bilgisayardan kurtulacaklar.

Saydığım bu eksik önemli mi diye soracak olursanız cevabım iki kelime: “Çok önemli!”

Yıllar önce (yanlış hatırlamıyorsam 1995-2000 arası idi) Oracle firması NC (Network Computing) diye bir mimari duyurmuştu. İşte o mimari bugünkü Bulut Bilişimin babası.

NC’yi kabaca şöyle anlatayım. Kullandığımız bilgisayarlar sadece internete bağlanıp işlem yapma yeteneğine sahipler. Tüm uygulamalar internet üzerinde server’larda tutuluyor ve buralardan çalıştırılıyor. Aynı şekilde uygulamalarla üretilen dosyalarda internet üzerindeki server’lara kaydediliyor. Yani o dönem ülkemizde yaygın olan kanaat her mahalleye bir server kurulacak olayı.

Fakat NC o dönemin teknolojik şartları ve insanları tüketim eğilimlerinden dolayı tutmamıştı. Hem internet hızları çok düşüktü. Hem de herkes kendi verilerini kendi bilgisayarlarında tutmak istiyordu. Bugünkü gözlükle bakınca o zamanlara bize garip gelecek kadar veri muhafazakarlığı vardı insanlarda. Oysa şimdi hepimiz gözümüzü kırpmadan her şeyimizi yüklüyoruz bir yerlere veya paylaşıyoruz birileriyle. Yani kısacası NC zamanından erken çıkan bir teknoloji olarak maalesef hüsranla sonuçlandı.

TTNet’ten tek ricam bu güzel hizmetini güncelleyerek bizlerin ihtiyacına uygun hale getirmesi. Yoksa bu hizmetin geleceği için başlıkta yazdığım tekerleme geçerli olacak.

(Bu yazının bir kısmı 18 Aralık 2011 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Bilişim’de yoğun günler

Bilişim sektöründe yoğun günler 3 Ekim’de Bilişim Zirvesi ile başlıyor. Hemen arkasından 6 Ekim’de Cebit Fuarı ve Sinerji Zirvesi geliyor. 9 Ekim’de bu üç büyük etkinlik bitiyor ama onların yaptığı başlangıca Kasım ayının sonu gibi gelen Compex desteği  ile sektörde yaz tatiline kadar sürecek bir hareketlilik başlıyor.

3-5 Ekim tarihleri arasında İnterpromedya tarafından düzenlenen etkinliğin programı oldukça yoğun. Aynı şekild 6-9 Ekim’deki Cebit Sinerji Zirvesi de aynı yoğunluğa sahip. Detaylarını internet sitelerinden edinebilirsiniz. Çeşitli görüşmelerde ve dost sohbetlerinde bana çok sık sorulan bazı sorulara topluca ve kısaca cevap vereceğim.  Sorulan soruları teke indirdiğimizde kabaca sorulan şey: “Neden iki zirve var?”

İnterpromedya uzun yıllardır Bilişim Fuarını düzenliyordu.  Sonrasında bu fuarın içine Bilişim Zirvesini ekledi. Derken Almanya’da Cebit’i düzenleyen Messe geldi ortak oldu. Devamında çoğunluğu aldı. Fuarın ismi Cebit oldu. Son birkaç yıldır da zirve yüzünden İnterpromedya ve Messe arasında anlaşmazlık vardı. Derken ipleri kopardılar. Cebit Fuarı ve içindeki zirve Messe’de kaldı. Messe zirvenin ismini Cebit Sinerji Zirvesi koydu. İnterpromedya’da yıllardır zirve düzenlemenin verdiği tecrübe birikimi ile ICT Summit Eurasia – Bilişim Zirvesi ismiyle yepyeni bir etkinliğe başladı. İşte sorumuzun cevabı kısaca bu.

Aslına bakarsanız bilişim sektörü Eylül başı itibariyle hareketlendi. Fakat dediğim gibi bu etkinlikler hareketlenmeyi ciddi sıçramalara dönüştürecek. Sektörde neler oluyor? Baktığımızda bir sürü bilgi ortalıkta uçuşuyor. Bu bilgilerin hangisi haber hangisi değil? Hangisi doğru, hangisi yanlış? Ayıkla ayıklayabilirsen. Ben size bazı konuşulanlardan bahsedeyim.

Fatih projesinin yürürlüğe girecek olması sektörü hareketlendirdi. 15 milyon adet tabletinde içinde olduğu 8 milyar TL’lik bir proje. Tablet 15 milyon adet olunca önümüzdeki aylarda bir çok yeni tablet markası ile karşılaşacağız. Sakın şaşırmayın. Bir dönem cep telefonunda yaşadığımız marka furyası tablette de başımıza gelecek. Hazırlıklı olun. Yahut paranız çoksa siz de tablet üretim işine yatırım yapın. Duyduğumuza göre HP ve Exper tablet konusunda birlikte hareket etme kararı almış. Çorlu’daki Foxcon fabrikasının kapısını çalıp gel üçümüz bu işi yapalım demişler. Yine öğrendiğimize göre prensipte anlaşmışlar. Doğru olup olmadığını yaşarsak göreceğiz.

Yıl sonunun geliyor olması dolayısı ile bir çok şirket CEO veya genel müdürünün değişeceği dedikoduları da başka fenomen. Kimler gitmiyor ki? Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv her yıl olduğu gibi bu yılda gidiyor. TTNet CEO’su  Tahsin Yılmaz ve Avea CEO’su Erkan Akdemir’de gidenler arasında. Gidenler nereye gidiyor veya yerlerine kimler geliyor? İsimler ve yerler saymakla bitmez. Fakat bu üç isim de işlerini iyi yapan kişiler. Yönettikleri şirketlerde ülke ekonomisinin resmen incileri. Dolayısı ile herkes bir hesap peşinde. Biz de konuşulanları duyabilme peşindeyiz.

Diğer taraftan geçtiğimiz aylarda Vodafone, Biri’ni satın almıştı. Derken Turkcell, Ülker grubunun Global İletişim’ini satın aldı. Gerçi henüz resmen duyurmadılar diye biliyorum. Yoksa duyurdularda benim haberim mi olmadı?

Ülker grubundan satışlar devam ediyormuş. Son dedikoduya göre Acer, Exper’e talip olmuş. Bir hayli görüşmüşler ama bir sonuç çıkmamış deniyor. Yani anlayacağınız Exper satılık. İlgileniyorsanız bence bir görüşün.

Daha neler mi var? Aslında çok şey var ama bildiklerimi kesinleştirmeden sizlerle paylaşmak bana kendimi kötü hissettiriyor. Burada yazdıklarımda doğrulanmış bilgiler değil. Kendimi kötü hissediyorum. Fakat nedense bunları sizlerle paylaşmak istedim.

(Bu yazının bir kısmı 2 Ekim 2011 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU
1 2
EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish