Category : HAYATIMDAN

İnsan sevdiğinden neden vazgeçer? 


İnsan, hata ve yanlışlar yüzünden değil, umudunu yitirince sevdiğinden vazgeçer. 

DEVAMINI OKU

Kaybettiğim her şeye…

Konuşmanın hiçbir şeye değmediği anların olduğunu fark ettiğimde lisedeydim. İşte o günden sonra yazmaya başladım. Çünkü Cesare Pavese’nin dediği gibi; “Ben, hiçbir zaman dünyayı umursamadan hayatın tadını çıkarabilen rahat bir insan olamadım. O yürek yok bende…”

Unutmadan…

Aptallar yalnızlığa pek katlanamaz ama akıllılar bir nimet olarak görür. “Asla yalnızken yalnız değilim.” der Schiller.

Ben mi?..

Öylesine güzel ki yalnızlığım, kaybettiğim her şeye değer. Ve… Öylesine güzel ki yalnızlığım, vazgeçtiğim her şeye değer.

DEVAMINI OKU

Yaşama sebebim…

“Hadi bir şeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun / İçinden git diyorsun, duyuyorum gülüm / Gideceğim son olsun.” diye söze başladı Ahmet Kaya. “Söyle bana güzel kadın / Her şey yerli yerinde mi? / Bırakıp gittiğin gibi / Deniz mavi, gök yeşil mi?” diye devam etti Haluk Levent.

Unutmadan…

“İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.” diyerek son noktayı koydu Sabahattin Ali.

Ben mi?..

Yaşama sebebimi çocukluğumdan beri biliyorum ve bugüne kadar ondan taviz vermeden yaşadım. Yaşıyorum. Yaşayacağım. Ya siz?

DEVAMINI OKU

Yaşamak için güzel bir gün…

“Yaşamak için güzel bir gün…” diyerek her sabah çadırlarından çıkar Kızılderililer.

Unutmadan…

Yılın 365 günü aynı sözü duyunca itiraz eder Beyazlar: “Hadi güneşli havaları anladık da yağmurlu ve karlı havalar nasıl güzel bir gün oluyor?” diye sorarlar. Kızılderililerin cevabı: “Yaşamak isteyene her gün güzeldir.” şeklinde olur.

Ben mi?..

Nazım Hikmet’in dediği gibiyim: “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine, / bu hasret bizim…”

DEVAMINI OKU

İstanbul…

İstanbul

Yıllar sonra, aynı yerde

Kalp yerinde, ‘us’tan eser yok ‘ser’de.

Bu şehri yaşanmaz kıldınız ya bana

Uykunuza huzur vermesin Allah.

DEVAMINI OKU

Yılın en ‘aşk’sız günü

Sevgililer Günü

Sevgisizliğin kol gezdiği bir dünyada ‘Sevgililer Günü’nü sorgulamıyorsak, gün gelir insansızlığın kol gezdiği bir dünyada ‘İnsanlar Günü’nü kutlarsak şaşırmayalım.

Unutmadan…

Günümüz insanı, aşık falan aramıyor. ‘Ben’cil duygularına köle arıyor. Köle buluyor ama aşkı bulamıyor. Çünkü Ferhat değil ki Şirin ile karşılaşsın. Şirin değil ki Ferhat ile karşılaşsın.

Ben mi?..

Vech-i mutlâk ki… Arayanlar yazı yazar, bulanlar şarkı söylermiş. Hakikat-i mutlâk ki… Arayanlar aşkı yazar, bulanlar aşkta yanarmış.

DEVAMINI OKU

İstanbul…

Fotoğraf: Cem Kıvırcık

Adını yüreğime, umutlarıma yazdığım… Adını kasırgalarla diyar diyar gezdirdiğim… Kara sevdam… İstanbul. Bana durup durup gel deme. Maksadın beni görmek değil. Bana kendini göstermek.

Unutmadan…

Yağmur yağınca hâlâ uykum geliyor. Ve… Ağlayarak uyuyorum bir başıma. Bırak, hayalin düşlerimde kalsın. Beyoğlu ben olmasam da aydınlık.

Ben mi?..

Sevdiğim başka, sevenim başka. Geçtim düşler sokağından, bir gece vaktiydi. Düş sattım ihanet ettiklerine.

DEVAMINI OKU

Avare kuşlar…

Avare kuşlar

Çok uykum vardı. Gözlerimden uyku akıyordu. Kaç gündür az uyuyordum. Zaten en son gecenin 3:30’unda yatıp sabahın 7:00’sinde kalkmıştım. Sabah önemli bir görüşmem vardı. Ondan sonra gider yatarım diyordum. Fakat, bugün hava biraz farklıydı. Bu kış gününde Ankara’da, güneş bugün yüzünü göstermişti. Az da olsa ısıttı, belki de akşam doğacak olan dolunayın hatırına.

Dedim ya… Uykum var. Fakat bir o kadar da ruhum huzursuz. Gidip yatsam uyuyamayacağım. Attım kendimi yalnızlığımla baş başa kaldığım mekanlardan birine. Yalnız kalmak istiyorum. Öyle güzel ki yalnızlığım, vazgeçtiğim her şeye değer. Neresi mi? Boşverin. Dedim ya, yalnız kalmak istiyorum. Fakat size ortamı anlatabilirim. Bir teras kat. Karşımda bir gölet. Sağım solum hep yaşlı teyze ve amcalarla dolu.

Aldım bir “Ankara Simidi” bir de çay, tabii ki limonlu. 🙂 Oturdum göleti gören bir masaya. Daha simidi yeni bölmüş ve ağzıma bir parça atmıştım ki… Fakat o da ne? Birden onlarca serçe geldi, avare kuşlar misali. Terasın pervaz demirlerine kondular. Sonra çevre güvenliğini sürekli kontrol ederek, bir düzen içinde masaya gelip, simitten paylarına düşeni aldılar. Simidi gagalamak için önce masaya geçiyor sonra da yine çevre güvenliğini kontrol ederek sırasıyla simidi gagalayıp, aldıklarıyla pır diye uçuyorlardı. Sanki ben yoktum onlar için.

Bu düzen ve cesaretleri bana, “O kadar kolay değil vatanı bölmek, / Ve o kadar zor değil uğruna ölmek.” düsturuyla dağ tepe demeden, sınır mınır tanımadan, avare kuşlar gibi dolaşırken kaybettiğim arkadaşlarımı hatırlattı bir anda. Nereden aklıma geldi bilmiyorum ama her sırası gelipte simidi gagalayana kaybettiğim bir arkadaşımın adını verdim. O arkadaşlarım ki, gün geldi bir kumanyayı bölüştük, gün geldi birbirimizi sırtımızda taşıdık, gün geldi birbirimizi yaşatmak için ölüme yürüdük.

İşte o an, içime gömdüğüm tüm isimleri saymaya başladım. Hüseyin, Aysun, Selami, Mehmet, Fatma, Fehmi, Erdi, Hatice, Kadir, Deniz… Kaç isim saydım hatırlamıyorum. Fakat kuşlar bitti… İçime gömdüğüm isimler bitmedi.

DEVAMINI OKU

TNB KEP toplantısında e-imzayı öğreniyoruz

TNB KEP’in toplantısında Genel Müdür Abdullah Raşit Gülhan’ı dinliyoruz. Siz hâlâ e-imza kullanmıyor musunuz?

DEVAMINI OKU

Ruh ve Nefs

Nefs: “Her canlı ölümü tadacak.”

Ruh: “Doğru fakat sadece bazı canlılar hayatı tadacak.”

DEVAMINI OKU
1 2 3 50
EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish