Tag Archives: ADSL

Bilişim yatırımında yeni eğilimler

Bilişimde eğilimler yani moda deyimi ile trend, satın alma yerine kiralamaya doğru yön değiştiriyor. “Bulut bilişim” başlığı altında değerlendirilen bu model ile hem bireyler, hem de şirketler İnternet üzerinden çok ucuza bir bilgi işlem altyapısı kiralayabiliyor. Bulut bilişim, maliyet avantajının yanı sıra, kapasite esnekliği sağlıyor ve karmaşık bilişim sistemlerine ihtiyaç bırakmayarak operasyonel yükü de hafifletiyor.

İnternet olan her yerden kendi kiralık alanınız bulunan dev sunuculara bağlanarak burada tutulan verilerinize erişebiliyor, ortaklaşa ve uzaktan yazılım kullanabiliyorsunuz. Böylelikle sunucu alımı, yazılım kurulumu, güncelleme, yedekleme gibi birçok maliyet ortadan kalkıyor. Kullandığınız kadarını ödüyorsunuz. İsterseniz ADSL ya da elektrik faturası gibi aylık ödeme yapıyorsunuz.

Bu yöntem ile Türkiye’de kopya yazılım kullanan milyonlarca küçük ölçekli girişimciye de önemli bir fırsat tanınıyor. Bulut bilişim kapsamında “yazılımın kiralanması”, İngilizce’deki “Software as a Service” tanımından “SaaS” olarak kısaltılmış. SaaS, yazılımı lisanslı ve güvenli şekilde kullanmanın en uygun maliyetli yolu olarak görünüyor. Son birkaç yıldır da oldukça rağbet görüyor.

Bulut pazarında kullanıcıların yüzde 60’ı şimdilik Amerika’daysa da, Türkiye’de de bu yöntemle erişilebilen uygulamaların sayısı hızla artıyor. Öte yandan 10 yıl içinde tüm şirketlerin kiralanabilen yazılım modeline geçeceklerini beklemek de yanlış olur. Çünkü kiralama yönteminin de, satın alma yönteminin de kendilerine göre farklı avantajları var. Bunları şirketlerin ihtiyaçlarıyla karşılaştırıp karar vermek gerekiyor. Tıpkı bir araba satın almak yerine taksi kullanmak gibi! Nasıl ki kendi arabanız olmasının farklı, yolu çok iyi bilen bir şoförün kullandığı taksiye binmenin farklı avantajları varsa, yazılımın kiralanmasında da durum böyle. Yani işletmenizin teknoloji ihtiyacını bu yöntemle karşılamayı düşünüyorsanız çok iyi bir fayda/maliyet analizi yapmanız gerekiyor.

Ülkemizde bu konuda örnekler var mı diye baktığımızda karşımıza birkaç örnek çıktı. Fakat bunlar içinde en dikkat çekici olanı NetLite.Net idi. IBM ile Netsis’in iş birliği ile ortaya çıkan çözüm, küçük ölçekli işletmelerin mali süreçlerini takip edebilecekleri bir bilişim alt yapısına ayda yalnızca 27 TL ödeyerek sahip olabilmesini sağlıyor. Çözüm, Netsis’in SaaS modeline yaptığı toplam 7 milyon TL’lik ar-ge yatırımının ilk ürünü oldu. Çalışmalarda 120 Türk mühendis görev aldı. Netsis, bu alanda TÜBİTAK’ın da desteğiyle ar-ge çalışmalarını sürdürüyor ve yakında orta ölçekli işletmelere de kiralanabilen çözümler sunmayı hedefliyor.

Yazılım işiyle uğraşan firmalar tavsiyem bu iş modeline burun kıvırmasınlar. İyice bir incelesinler. Çünkü Gartner’ın verilerine göre; yazılım servisi (SaaS), platform servisi (PaaS) ve altyapı servisi (IaaS) bileşenlerinden oluşan bulut bilişimde, 2014 yılında pazar 148 milyar dolara çıkacak. Bu rakam sizce küçük bir rakam mı?

Benim tahminim bu iş modeli 2014’ten sonra son kullanıcıya da inecektir. İnmeli de. Ülkemizdeki işletim sistemi savurganlığını bir düşünsenize. Son kullanıcının satın aldığı bir bilgisayar ile birlikte gelen işletim sistemi tüketicideki yanlış algı yüzünden yine o bilgisayarın hurdaya çıkması ile birlikte hurdaya çıkıyor. Yani bozulması mümkün olmayan bir yazılımı da çöpe atıyorsunuz. Oysa işletim sistemleri de kiralanabilse ne kadarlık bir kaynak heba olmaktan kurtarılır varın siz hesaplayın.

Kısacası bulut, dünyada tüm  şirketlerin ihtiyacına yanıt verebilen dev bir makina olmaya doğru gidiyor…

(Bu yazının bir kısmı 12 Haziran 2011 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Yalın ADSL, olmasın Yalan ADSL

Yalın ADSL konusu, ADSL teknolojisi hayatımıza girdiği günden beri tartıştığımız bir konudur. Fakat yıl 2010 oldu hala bir sonuca bağlayamadık. Son gelişmelere bakılırsa bu yıl bir sonuca bağlanacak gibi görünüyor.

Önce bilgilerimizi bir tekrarlayalım. Yalın ADSL nedir? Şöyle cevaplayabiliriz. Herhangi bir sabit telefon aboneliği zorunluluğu olmadan sadece ADSL hizmeti almaya yalın ADSl denir. Yani size çekilen hattan ses taşınmayacak sadece veri taşınacak.

Bunun vatandaşa faydası nedir diye bakarsak pratikte iki ayrı fatura ödemekten kurtulacağını söyleyebiliriz. Bildiğiniz gibi bugünkü uygulamada ADSL hizmeti almak istediğimizde önce bir sabit hat almamız gerekiyor. Sonrada bu hat üzerinden ADSL hizmeti alabiliyoruz. Dolayısı ile almış olduğumuz o hattın tarifesinin gerektirdiği ücreti (hiç kullanmasak bile mevcut sabit ücreti) her ay Türk Telekom’a ödüyoruz. Diğer taraftanda ADSL faturasını ayrıca ödüyoruz. Yalın ADSL uygulanmaya başlandığında Türk Telekom’dan almak zorunda kaldığımız sabit hatta gerek kalmayacak. Bu da ADSL hizmeti aldığımız hattın maliyetinin düşmesi anlamına geliyor.

Her şey böyle olacak mı? Olacaksa ne zaman olacak? Bu sorularının cevabını bizde merak ediyoruz. İlerleyen zaman içinde nasıl gerçekleştiğini göreceğiz. Fakat edindiğimiz duyumlar ve olayların gidişatına baktığımızda Yalın ADSL bizler için Yalan ADSL olacak gibi görünüyor.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) kamuoyunun görüşünü almak için bir taslak yayınladı. Bu taslakta Türk Telekom’un tekliflerini esas aldı. Türk Telekom tarafından teklif edilen “Yalın ADSL” ücreti “ADSL kullanım ücreti” ve “Yalın ADSL erişim ücreti” olarak iki ücretin toplanması ile elde edilmiş. Yani başka bir deyişle Türk Telekom, hattan aldığı sabit ücreti Yalın ADSL erişim ücreti adı altında Yalın ADSL faturasının içine sokmak istiyor. Bu istek aslında çok yersiz değil. Neticede hattan veride geçse o hat Türk Telekom’un hattı ve bir maliyeti var. Burada itiraz ettiğimiz nokta Yalın ADSL erişim ücreti için istenen meblağ. Bu meblağ 19,3 TL. Yani sizin Türk Telekom’a ödediğiniz sabit ücret biraz zamlanmış olarak yine size dönecek.

Tüm bunları rakamlarla anlatalım. Diyelim ki mevcut hattınız HesaplıHatt tarifesinden. Siz hiç konuşmasanızda vergiler dahil bu hat için 9,33 TL her ay ödemek zorundasınız. ADSL hattınızda 1Mbps limitsiz olsun. Bunun ücreti de 45,31 TL. Sizin aylık toplam ödemeniz 54,64 TL. Yalın ADSL’e geçtiğinizde 9,33 TL’lik Türk Telekom ödemesini yapmayacaksınız. Fakat 45,31 TL’lik ADSL faturanıza Yalın ADSL erişim ücreti olarak 19,3 TL eklenecek. Yani toplam faturanız 64,61 TL olacak. Aylık toplam ödemeniz 10 TL artacak. Bunun adını ben koyamıyorum. Size bırakıyorum.

Tüm bunları niye yazdım. BTK, bunlar tartışılsın diye taslağı yayınladı. Bizde tartışalım istedim. Şu an yürürlüğe girmiş bir şey yok. Neticede Yalın ADSL ücret ve koşulları BTK tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek. Eminim ki BTK’nın yetkilileri bu konuları tartışırken Yalın ADSL erişim ücretinin diğer ülkelerde nasıl uygulandığını inceleyeceklerdir. Bu rakamın ortalama 5 TL civarında olduğunu  onlarda göreceklerdir.

BTK yetkilileri gayet iyi biliyordur. Fakat ben yine de yazayım. Yalın ADSL hizmeti AB ülkelerinde zorunlu. AB ülkeleri içinde bu işi başarıyla yapanlar olduğu gibi eline yüzüne bulaştıranlarda var. BTK’nın bu işi 2010 yılı içinde başarıyla sonuçlandıracağına olan inancımı koruyorum.

(Bu yazının bir kısmı 7 Şubat 2010 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

TTNet’i neden bıraktım?

İnternet hayatımıza girdiğinden beri internet kullanıcısıyım. Süreç içinde önceleri Türk Telekom daha sonra ise TTNet kullanıcısı oldum. Hatta bu yılın Eylül ayında da paylaşımlı 8MB kullanıcısı oldum. Bir şikayetim var mı diye soracak olursanız şu ana kadar internet erişimden herhangi bir problemle karşılaşmadım. Sadece Türk Telekom çalışanlarının greve gittiği dönemde bazı problemler yaşamıştım. Fakat o dönemde herkes bir sürü problem yaşıyordu zaten.

Dediğim gibi TTNet’i kullanırken bir problemim olmadı. Hatta hizmet kalitesini bir hayli yükselttilerde. Tarife değişikliğini internetten anında yaptım. Hemen uygulamaya girdi. Faturanızı ödemediğiniz için hattınız kesildiğinde, internete bağlanmak istediğinizde ekranınıza kredi kartı ile ödeme yapabileceğiniz bir site sayfası geliyor. Oradan ödemenizi yaptıktan kısa bir süre sonra internetiniz hemen açılıyor. Bunların hepsi kullanıcı dostu ve müşterinin hayatını kolaylaştırıcı iyileştirmelerdi. Fakat, bende için için batan bir şeyler vardı. Bunların ne olduğunu Superonline çalışanlarını sitemizde görene kadar sorgulamadım. Sorguladığımda ise iki basit cevap buldum. Aslında görünen fakat dikkat etmediğimiz iki cevap.

Birincisi başkalarını aramak için neredeyse şahsen benim hiç kullanmadığım Türk Telekom hattına her ay vermek zorunda olduğum ücret. İkincisi aynı ücrete daha yüksek hızda hizmet alabiliyor olmak.

Bunları biraz açayım. Birincisinin sebebi yalın ADSL denen hizmetin henüz ülkemizde nedense uygulanmıyor oluşu. Evinize ADSL almak istediğinizde önce Türk Telekom’dan bir telefon hattı almanız gerekiyor. Bu hattında her ay sabit bir ücreti var. Yani hala basılı fatura kullanıyorsanız adresinize iki ayrı fatura geliyor. Biri Türk Telekom’dan diğeri TTNet’ten. Benim gibi basılı fatura kullanmıyorsanız ve otomatik ödeme talimatı vermediyseniz, hattınız kesilince borcunuz olduğunu öğreniyorsunuz. Sonra topluca bir para yatırıyorsunuz. Para ödemek şu ekonomik koşullarda zaten can sıkıcı bir durum ama topluca para ödemek daha da can sıkıyor.

İkincisi, TTNet’ten aldığım hizmetten daha hızlısını ve paylaşımsız olarak daha ucuza alabiliyorum. Şöyle ki; TTNet’ten 49 TL’ye kullandığım 8MB paylaşımlı kullanımı Süperonline’dan aynı fiyata paylaşımsız ve 10 MB olarak alabiliyorum. 2MB için değer mi diye düşünüyorsanız size paylaşımlı kelimesinin anlamını açayım. Ay içindeki internet kullanımınızda şayet 15GB veriyi bir şekilde bilgisayarınıza indirme yönünde kullanmışsanız erişim hızınız otomatikman 512KB ye düşüyor. Yani 512KB’ye düştükten sonra bir sonraki fatura dönemine kadar internette dolaşırken kasılıyorsunuz.

Bu durumda görüne o ki TTNet’in bir an önce yalın ADSL olayını gerçekleştirmesi lazım. Fakat gördüğüm kadarıyla o konuda biri Türk Telekom diğeri BTK olmak üzere iki büyük değişken var. Yani TTNet’in elinde fazlaca bir hareket alanı yok. Çünkü TTNet’in sahibi olan şirket Türk Telekom. Dolayısı ile bu problemi çözmesi gereken de o gibi görünüyor. Diğer taraftan tarifelerde indirimler yaparak fiyat rekabetiyle bu eksiğini kapatabilir mi diye baktığımızda o da zor görünüyor. Çünkü regülasyonlardan dolayı yeni fiyat belirlemelerde BTK onayı gerekiyor. Bu  onayın süresi bazı durumlarda bir hayli uzayabiliyor. Gördüğüm o ki TTNet’in elinde çok fazla bir şey yok. Her şeyin çözümü büyük abisi Türk Telekom ile BTK arasında gerçekleşecek görüşmelerde.

Servis sağlayıcımı değiştirme kararından sonra içimde sızlayan bir şeyler var mı diye düşündüm. Hani insan yıllardır birlikte olduğu bir arkadaşından mekan değişikliğinden dolayı ayrılırken içinde  burukluk olur ya. İşte öyle bir burukluk hissettim. Fakat, neticede rasyonel bir tüketici davranışı gösterdiğimi düşünüyorum. Yarın bir gün TTNet ile yeniden bir araya gelebilirim. Yeterki tüketici davranışlarını doğru tahlil edebilsin.

(Bu yazının bir kısmı 27 Aralık 2009 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

İnternet kafeler, YASAD ve yazılım sektörü

İnternet kafelere en az bir kez de olsa gitmeyen yoktur herhalde. Ben de birkaç kez gittim. Hatta bu gidişlerimden biri, o haftaki yazımı dergiye göndermek içindi. O dönemde Türk Telekom’da grev vardı. Benim hatlar arızalanmıştı.

Arıza kaydı vermemize rağmen uzunca bir süre ilgilenen olmamıştı. Biz de kendi ilişkilerimizle halletmiştik. Fakat bir yazımı göndermek için semtimizdeki internet kafelerden birine gitmiştim. İnternet kafeler hakkında çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Hatta belli düzenlemeler yapıldı. Gerçi ADSL’in yaygınlaşması ve bilgisayar satışlarındaki artışların yakın bir gelecekte internet kafeleri bitireceği beklentisi şimdilik boş çıktı. Gidin bakın. Hala doluluk oranlarında büyük bir azalma yok. Bu durumun nedenlerini işin uzmanları incelemeli.

İnternet ortamında www.internetcafeciler.net isimli bir forum sitesi var. Orada bir bakıma bu meslek grubu örgütlenmiş. Birbirlerine yardımcı oluyorlar. Bu sitede okuduğum bir çığlığı sizinle paylaşmak istedim. Bir internet kafe sahibi şunları yazmış. Sadece imla hatalarını düzelterek aynen aktarıyorum:”….Bu sabah şöyle bir olay yaşadım. Daha önce başına gelen veya konu hakkında bilgisi olan arkadaşlardan yardım bekliyorum. Sabah 2 polis görevlisi, 2 avukat, 1 de bilirkişi olmak üzere 5 kişi kafeme geldi. Polisler ve avukatlar kimliklerini göstererek beni masamdan kaldırdılar. İlk başta CD çantam olmak üzere bilgisayarlarımı tek tek incelediler ve buldukları Microsoft ürünlerini not aldılar. Daha sonra çeşitli makinelerden toplam 5 adet harddisk’i sökerek el koydular. Sonra da ‘Size bir uzlaşma önereceğiz’ diyerek kafemi terk ettiler. Şimdi merak ettiğim birçok konu var.

‘Bizden cevap gelmeden herhangi bir işlem yapmayın. Makinelerinizi siler, format atarsanız onun da ayrı bir cezası var’ dediler. Elim kolum bağlı beklemek istemedim ve hemen Microsoft Türkiye’yi aradım ve bu konuda ne yapabileceğimi sordum. Onlar da beni hemen lisans alabileceğim bir kuruma yönlendirdi. 50 makinem var. Hepsi için lisans almam gerektiğini, aldığım takdirde harddisk’lerin iade edileceğini, hakkımdaki suçlamanın düşebileceğini beyan ettiler.

Ama tanıdığım bazı kişiler de bu işin böyle olmadığını, BSA’nın uzlaşmasını beklemem gerektiğini söylüyor. Bunları söyleyen de yine bilgisayar satışı üzerine sayılı firmaların yetkilileri. Bu durumda ne yapmalıyım? Sadece lisanları alsam dahi 17 bin TL tutuyor. Bu kriz ortamında bu para aklıma geldikçe çıldıracak gibi oluyorum. Sizden ricam bu konuda bilgisi olanların bana hangi yolu izlemem gerektiğini göstermesi…”

Böyle olayların yaşanmaması için ne yapılabilir?

En köklü ve radikal çözüm önerimi söyleyeyim: Yerli yazılıma destek verilmeli. Bu cümleme YASAD’cılar (Yazılım Sanayicileri Derneği) kızacak ama ben yine de söyleyeyim. Türk yazılımı yıllardır sahipsiz. Sahipsizlik sektörün kendi içinde değil. Karar vericiler olan siyasi otoriteler nezdinde sahipsiz. Ülkemizdeki hangi siyasi veya bürokrat yazılıma verdiği desteği söylemden çıkarıp eyleme döktü? Benim hatırladığım bir örnek yok. Gerçi Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım konulara çok aşina ama telekomdan başını kaldırıp da bir türlü BT (bilgi teknolojileri) ile ilgilenemedi. Bu nedenle TK’nın adının BTK’ya dönüştürülmesi çok önemli bir adımdı.

Nitekim BTK’nın ilk icraatlarından olan 3G konusunda yabancı firmalardan ve bu firmaların politik figürlerinden gelen tüm baskılara rağmen Ar-Ge ve 500 mühendis mecburiyeti koydular. Ülkemiz adına çok büyük bir kazanımdı bu. BTK ve Başkanı Tayfun Acarer’den şimdi aynı çabayı “yazılım” alanında da bekliyoruz. Türk yazılımını da desteklemenin zamanı gelmedi mi artık? Bu destek sadece Ar- Ge kanunu ya da teknopark yapmakla olmuyor. Vergi avantajı beklentileri de dertlere çare değil. Yazılım sektörümüz 1.5 milyar dolar oldu diye övünmeyelim.

Bunun ne kadarı yerli yazılım bilen var mı? Ciddi bir “yazılım politikamız” var mı? Milli işletim sistemimiz denen Pardus’u yedek oyuncu olarak tutmaktan vazgeçip, ne zaman oyuna sokacağız? Ülkemiz insanının yasal olmayan şekilde yazılım kullanması hırsızlık gibi görünse de “paramız yurtdışına gitmesin” bilinçaltı dürtüsünün doğal sonucu, yani bir nevi pozitif ayrımcılıktır.

Nitekim bu, hukuki bazı tanımların mutlak doğru olmadığı ender durumlardan biridir. Yazılım sektörümüzü ne kadar yerlileştirirsek, ben inanıyorum ki insanlarımız da o kadar yasal yazılımları tercih edecektir.

(Bu yazının bir kısmı 26 Temmuz 2009 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Dünyadan genişbant manzaraları

ADSL hayatımıza gireli beri en çok duyduğumuz kavramlardan biri de genişbant internet erişimi oldu. “Biz de genişbant dünyada ne durumda” diye küçük bir araştırma yaptık. Ortaya ilginç sonuçlar çıktı.

Önce ortalama indirme (download) hızlarına bir bakalım… Ortalama download hızları; İtalya’da 3.2, Almanya’da 6.4 Mbps şeklinde. Hız Güney Kore’de 7.2, İsveç’te 8.8, Japonya’da ise 16.7 Mbps’ye kadar çıkabiliyor. Başkan Obama’nın her yerden erişim hayalini kurduğu ABD’de ise download süresi 5.2 Mbps ile ortalarda bir yer ediniyor.

Uzmanlar, fiberoptik altyapıya ciddi yatırımlar yapan Güney Kore, Japonya ve İsveç gibi ülkelerle kıyaslandığında, ABD’deki internet hızının sanıldığı kadar kötü olmadığını düşünüyor. Peki fiyatlar ne durumda? Amerika’nın hayli arkadan geldiğini görüyoruz. Japonya’da 150 Mbps genişbant hizmetinin aylık ücreti 60 dolar. ABD’de kullanılan en yüksek hız olan 50 Mbps geniş bant hizmetin aylık fiyatı 90 ile 150 dolar arasında değişiyor. Londra’da 9 dolara 8 Mbps, New York’ta ise 20 dolardan başlayan ücretlerle 1 Mbps hızlı aylık paket satın alınabiliyor…

Hanelerin genişbanda erişiminde ise Amerika’nın kat etmesi gereken bir hayli yol var. Örneğin, İzlanda’da evlerin yüzde 83’ü genişbant imkanına sahip. ABD’de bu oran yüzde 59. Seçim kampanyalarında genişbant internete ağırlık vereceğini belirten başkan Obama’nın nasıl bir strateji izleyeceğini ise önümüzdeki günlerde göreceğiz. Obama, Beyaz Saray resmi web sitesi aracılığıyla Amerika’nın genişbant penetrasyonunda ve internet erişiminde dünyaya örnek olması gerektiğini duyuruyor. Buna paralel olarak son ekonomik pakette, yüksek hızlı internetin daha erişilebilir olması öne çıkıyor.

Fiberde ise ABD’nin geleceği umut veriyor. ABD’de, 2008 yılı itibariyle 4.1 milyonu aşkın hanede fiberoptik kablo üzerinden internet erişimi sağlanabiliyor. Japonya’da ise bu rakam 8.2 milyonu buluyor. Amerikan telekomünikasyon devi AT&T’nin de U-Verse isimli hizmetiyle, kullanıcılarına genişbant internet, TV ve VoIP telefon hizmetlerini bir bütün olarak sunmak için şebeke çalışmaları yürüttüğü ifade ediliyor. Bu amaçla AT&T, semtlerde 25 Mbps ve üzerinde hızları destekleyebilecek santraller kuruyor.

Diğer servis sağlayıcı Verizon da boş durmuyor. Verizone’un altyapısının yarıya yakını, internet-telefon-TV hizmetlerinin bir arada sunulduğu FiOS sistemine uygun. Uzmanlar, halen 50 Mbps hızı destekleyebilen şebekenin, gelecekte çok daha yüksek hızları da kullanıcılarına sunabileceğini ifade ediyorlar.

“Ülkemizde genişbant ne durumda” diye sormayın bana. Evinizden veya işyerinizden internete nasıl ve hangi hızda internete bağlanıyorsanız genişbantımız o kadar işte.

(Bu yazının bir kısmı 22 Mart 2009 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Nihayet!

Geçtiğimiz günlerde televizyonda, Hükümet Sözcüsü ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek’in Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamayı seyrettim. Çiçek, “Üç tane kanun tasarısı görüştük. Birincisi bankacılık kanununda değişiklik yapılması ile ilgili.

Diğer görüştüğümüz konu ise terör suçundan hüküm giyenlerin banka kuramayacağı hakkında. Son olarak da gelir vergisi kanununda bazı değişiklikler yapılmasına dair kanun tasarısını görüştük. Amaç ekonomide rekabet gücünü artırmak ve istihdamı teşvik etmek. Yeni kanunla vergi kaçağının önlenmesi amaçlanıyor.

Bunların amacı istihdamı teşvik etmek, kayıt dışılığı ortadan kaldırmak. İnternet iletişiminden alınan vergi de indirilecek? açıklamasını yaptı. Bu son cümleyi duyunca dudaklarımdan “Nasıl yani?” kelimeleri döküldü. Uzun zamandır alınmasını istediği oyuncağının nihayet alınacağını duyan çocuk nasıl sevinirse biz de öyle sevindik. Fakat birkaç dakika sonra gazeteci dürtülerim birçok sorunun kafamda uçuşmasına yol açtı.

Dayanamadım ve Ankara’da bu konuyla ilgisi olduğunu düşündüğüm ne kadar bürokrat varsa hepsini aradım. Detaylarla ilgili bir sürü sorum vardı. Eminim ki sizler de detayları merak ediyorsunuzdur. İşte en önemli detaylar: Bakanlar Kurulu, sabit ve mobil internetten alınan Özel İletişim Vergisi’ni (ÖİV) yüzde 5’e indirmeyi görüşmüş. Yapılan toplantı sonunda da kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmetinden alınan ÖİV’nin yüzde 5’e, diğer telekomünikasyon hizmetlerinden alınan ÖİV’nin ise yüzde 15’e düşürülmesi kararlaştırılmış.

Beklenen internet vergi indiriminin gerçekleşmek üzere olduğunu Hükümet Sözcüsü Bakan Cemil Çiçek müjdeledi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın daha önce duyurduğu vergi sayesinde hem sabit hem de mobil internet’te vergi yüzde 5’e düşecek.

Peki, bu indirim biz kullanıcılara nasıl yansıyacak? Fikir vermesi açısından bazı bilgiler vermek istiyorum. Bu yazının yazıldığı tarih itibari ile henüz hiçbir operatörden açıklama yapılmadığını belirtelim. Dolayısı ile vereceğimiz rakamlar bizim öngörülerimizdir.

ADSL bağlantı fiyatlarına 10 puan olarak yansıyabilecek indirim ile ÖİV yüzde 15’ten yüzde 5’e düşebilecek. Bu durumda TTNet’in tarifeleri şöyle olacak: Diğer yandan ÖİV indirimi mobil internette 20 puan.

Yani ÖİV yüzde 25’ten yüzde 5’e düşecek. Mobil operatörlerden Turkcell’in tarifelerini baz alarak yaptığımız hesaplamalar bize bu sonuçları verdi. Bu tarifelere de KDV dahil ve ÖİV hariç olduğunu ekleyelim.

(Bu yazının bir kısmı 1 Şubat 2009 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

İnterneti gazete dergi okumak için kullanıyoruz

TÜİK’i duymuşsunuzdur. Türkiye İstatistik Kurumu olan TÜİK’den bahsediyorum. TÜİK, “2008 Yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları” isimli bir araştırma yapmış. Araştırma 2008 yılı Nisan ayı içerisinde yapılmış.

Hanehalkı, bilgisayar kullanımı ve internet kullanımı diye iki başlıkta incelenmiş. Hanelerin yüzde 24,5’i internete bağlanıyor. İnternete bağlı hanelerin yüzde 82,1’i ADSL üzerinden bağlanıyor. İnternete bağlanmayan hanelerin yüzde 29,6’sı evden internete bağlanmama nedeni olarak İnternet kullanımına ihtiyaç duymadıklarını belirtmişler.

Araştırma sonuçlarına göre 16-74 yaş grubundaki hanehalkı bireylerinin bilgisayar ve internet kullanım oranları sırasıyla yüzde 38,1 ve yüzde 35,8.

2008 yılı Ocak-Mart döneminde 16-74 yaş grubu hanehalkı bireylerinin yüzde 32,2’si internet kullanmış olup, bu bireylerin yüzde 59,7’si her gün internet kullanmış. Aynı dönemde internet kullanan bireylerin yüzde 55,2’si evinde, yüzde 38,4’ü işyerinde, yüzde 24,2’si internet kafede internet kullanmış.

Bilgisayar ve internet kullanımına yaş gruplarına göre baktığımızda oranın en yüksek olduğu yaş grubunu 16-24 olarak görüyoruz. Bu grubu 25-34 yaş grubu izliyor. Bilgisayar ve internet kullanım oranı tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksek. Eğitim durumuna göre en fazla bilgisayar ve internet kullanım oranları sırasıyla yüzde 87,9 ve yüzde 87,2 ile yüksekokul, fakülte ve lisansüstü mezunlarında. Bunu yüzde 67,2 bilgisayar ve yüzde 64 internet kullanımı ile lise ve dengi okul mezunları takip ediyor.

Hanehalkı bireyleri niçin interneti kullanıyor diye baktığımızda yüzde 76’sının gazete ya da dergi okumak için kullandığını görüyoruz. Yüzde 74’ü e-posta gönderme alma, yüzde 69,7’si anlık ileti gönderme (yani chat için), yüzde 65,2’si müzik indirme ya da dinleme için İnterneti kullanıyor.

İnternet kullanımına e-ticaret açısından baktığımızda ise karşımıza umut verici bir rakam çıkıyor. 2008 yılı Ocak-Mart döneminde internet kullanan hanehalkı bireylerinin % 7,2’si internet üzerinden kişisel kullanım amacıyla mal veya hizmet siparişi vermiş ya da satın almış. Bu oran üç ay ile bir yıl öncesi internet kullanıcılarında % 2,7 bir yıldan uzun süre önce internet kullananlarda ise yüzde 1,7 olarak belirtilmiş. Araştırmada, yapılan bu e-ticaretin kategori detayları da unutulmamış. Nisan 2007-Mart 2008 dönemini kapsayan son 12 ayda İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan hanehalkı bireylerinin yüzde 30,4’ü internet üzerinden elektronik araçlar almış. Bunu yüzde 25,2 ile ev eşyası, yüzde 23,4 ile kitap, dergi, gazete, yüzde 18,2 ile giyim, spor malzemeleri takip ediyor. İnternet üzerinden hiç mal veya hizmet siparişi vermeyen ya da satın almayan hanehalkı bireylerinin oranı ise yüzde 88,4’tür.

Araştırma, yüzümüzü güldürecek geleceğe güvenle bakmamızı sağlayacak sonuçlar içeriyor. Özellikle e-ticaret sitelerinin bu araştırmayı iyice incelemesini öneriyorum.

 

 

 

 

 

(Bu yazının bir kısmı 31 Ağustos 2008 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Beş milyon ne zaman oluruz?

Hatırlarsanız bundan iki ay evvel eksik bir bilgilendirme ile karşı karşıya kalmıştık. ADSL abone sayımız beş milyon oldu diye bir basın bülteni geçilmiş ve kaynak olarak da Point Topic firması gösterilmişti. Biz de bahsedilen firmanın sözü edilen raporlarına ulaşmış ve öyle olmadığını söylemiştik.

Point Topic firması 2008 yılının birinci çeyreği ile ilgili raporunu da açıkladı. Maalesef çok yaklaşmamıza rağmen hala beş milyon olamadık. ADSL abone sayımız 2007’nin son çeyreğinden 2008’in ilk çeyreğine yüzde 10,63’lük bir artış göstererek 4.953.000’ e ulaşmış. ADSL olmayan geniş bant kullanıcılarımızın sayısı maalesef 33 binde kaldığı için toplamda 4.986.000 gibi bir rakama ulaşmışız. Görünen o ki 2008’in ikinci çeyreğinde beş milyonu aşacağız.

Peki DSL abone sayımız en fazla kaç milyona ulaşır dersiniz? Birlikte akıl yürütelim. Türk Telekom’un toplam abone sayısı 18 ile 20 milyon arası. Bunun 10 milyona yakını Standart Hatt abonesi. Bunu özellikle belirtiyorum. Çünkü Türk Telekom şayet değiştirmedi ise ADSL abonesi olmak için Standart Hatt abonesi olmak gerekiyor. Mevcut rakam beş milyona dayandığına göre ADSL abone sayımız taş çatlasın sekiz milyon olur. Hiçbir zaman 10 milyon olmaz çünkü birden fazla hat kullanan aboneleri de dikkate aldığımızda iki milyon civarında bir firenin söz konusu olması kuvvetle muhtemel. Yani bu pazar adet bazında en fazla yüzde 60 büyür.

Nitekim ADSL modem konusunda pazar lideri olan Airties, bu gerçeği gördüğü için yurt dışına yönelmeye ve oralara yatırım yapmaya başladı. Bu bağlamda Yunanistan, Ukrayna ve Rusya’ya yatırımlar yapıyor. Fakat bence Yunanistan ve Ukrayna pazarları çok büyük pazarlar değil. Oralara yatırım karlı olmayacaktır. Prestijden öte bir anlamı yok. Fakat Rusya pazarı hala çok bakir ve oldukça parlak bir gelecek vaad ediyor. Rakamlar gösteriyor ki en geç 2015’e Türkiye’deki ADSL pazarı doymuş olacaktır.

Acı olansa ülkemizdeki internet kullanıcılarının tek kaynaktan bu hizmeti satın almak zorunda kalmasıdır. Oysa ABD’de ADSL abonesinden daha fazla Kablo İnternet abonesi var. Türksat şayet Kablo İnternet konusunda uyumaya devam ederse 2015’ten sonra malını satacak müşteri bulamayacak. Şu an Türksat, bünyesinde bulunan Kablo İnternet hizmetini pazarlama konusunda neden isteksiz duruyor bir anlam veremiyorum.

(Bu yazının bir kısmı 13 Temmuz 2008 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Türkiye’de ADSL abone sayısı 5 milyonu aştı mı?

En baştan belirtmek istiyorum. Amacım ne üzüm yemek, ne de bağcıyı dövmek. Tek amacım eksik veya doğru olmayan bilgilerle kamuoyunun yanlış algılamasının önüne geçmektir. Bu noktadan hareketle önce sizlerle hafta başında e-posta yoluyla aldığım bir basın bülteninin bazı bölümlerini paylaşmak istiyorum.

“Avrupa’nın ADSL kullanıcı sayısı en hızlı artan ülkesi Türkiye!

Türk Telekom’un güçlü altyapısı ile Türkiye’de ADSL abonesi sayısı 5 milyonu aştı. Türk Telekom’un büyük altyapı yatırımları ve internet kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla yürüttüğü çalışmalara paralel olarak Türkiye’de ADSL abonesi sayısı 5 milyonu aştı. İngiliz araştırma firması Point Topic’in raporuna göre ise Avrupa’da ADSL abone sayısı en hızlı artan ülke Türkiye oldu.

Türkiye’nin telekomünikasyon devi Türk Telekom’un internet kullanımını yaygınlaştırmak ve ülkenin her köşesinde genişbant internet erişimi sağlamak amacıyla alt yapısına yaptığı büyük yatırımlara paralel olarak, Türkiye’de internet kullanıcı sayısı önemli bir artış gösterdi. 2007 yılı sonu rakamlarına göre Türkiye’de ADSL abonesi sayısı 5 milyonu aştı.

Öte yandan, internet erişimi konusunda uzman, Londra merkezli bağımsız araştırma firması Point Topic tarafından Mart ayı sonunda yayınlanan “Dünya Genişbant İstatistikleri” (World Broadband Statistics) raporunun “Dünya Genişbant İstatistikleri 2007 4. Çeyrek” (World Broadband Statistics Q4 2007) bölümünde 2007 yılı sonuçları açıklandı. Her 3 ayda bir yayınlanan rapora göre, 2005-2007 yılları arasında Avrupa’da abone sayısı 1 milyon ve üzerinde olan ülkeler içinde ADSL abonesi sayısı en hızlı artan ülke Türkiye oldu.

Türk Telekom İcra ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Paul Doany, hedeflerinin Türkiye’de modern iletişim teknolojilerini toplumun her kesimine yaygınlaştırmak, kırsal ya da kentsel ülkenin dört bir yanından internete erişim sağlamak olduğunu belirtti. Doany, “Gerek genişbant altyapı yatırımlarımızla, gerek internet servis sağlayıcıları için toptan satış fiyatlarında gerçekleştirdiğimiz indirimlerle, gerekse eğitim alanında hayata geçirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleri ile bu hedefe ulaşmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, Türkiye’de ADSL abonesi sayısının 5 milyona ulaşması ve abone sayısı açısından Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarı olması bizim için çok önemli ve memnun edici bir gelişme” dedi.”

Sizde okuyunca benim gibi heyecanlandınız değil mi? Zaten Türkiye’deki ADSL sayısı ile ilgili bir yazı yazmayı planlıyordum. Bu süper oldu diye düşünerek adı geçen araştırma kuruluşunun sitesine (www.point-topic.com) girdim. Kayıt olmak gerekiyormuş. Kayıt olup yine bültende adı geçen (World Broadband Statistics Q4 2007) raporu indirdim. Raporu inceleyince bülteni okuduğumda sahip olduğum heyecanın yerini büyük bir hayal kırıklığı aldı. Hafta içinde çeşitli yayınlarda söz konusu basın bülteni doğrultusunda çeşitli yayınların yapıldığını hatırlayınca üzüntüm bir kat daha arttı.

Daha fazla yorum yapmak istemiyorum. Söz konusu rapordan aldığımız şu tabloya bakmanız yeterli sanırım.

(Bu yazının bir kısmı 27 Nisan 2008 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Hızlı internet mi? Hadi oradan!

Bu hafta başında gazetelere ve internet sitelerine bir haber düştü. Kimi başlık “İnternetçilere müjde” diyerek davul zurna çalarken, kimi başlıksa “VDSL2 ile Telekom’dan 8 kat hızlı internet” şeklinde daha ciddiydi. Fakat başlıkların altındaki haber hepsinde aynıydı. Belli ki hepsi aynı basın bültenini kullanmıştı.

Haber özetle şöyleydi: “Türk Telekom (TT), mevcut hız kapasitesini 200’e katlayan VDSL2 servisini başlatmaya hazırlanıyor. Artık 4 dakikada 1 film yüklenecek. Hızlı internet erişimi ADSL’de altyapı yatırımlarını artıran Türk Telekom (TT), mevcut hız kapasitesini 200’e katlayan VDSL2 servisini başlatmaya hazırlanıyor

Hızlı internet erişimi ADSL’de altyapı yatırımlarını artıran Türk Telekom (TT), mevcut hız kapasitesini 20’ye katlayan VDSL2 servisini başlatmaya hazırlanıyor. TT’nin ocak ayında çıkaracağı VDSL2, ilk etapta 100 bin aboneye ulaştırılacak ve 30 megabit hızda olacak. Böylece ADSL’de 4 megabit olan hız da bir anda 8’e katlanmış olacak.

TT ayrıca internet erişimindeki hız kapasitesini de kademeli olarak artıracak. Planlara göre, bu sıralama 8, 12, 16, 20, 24 ve 30 megabit olacak. 30 Mbitlik paketin fiyatını açıklamayan TT yetkilileri, hız artışıyla birlikte ADSL ücretlerinde düşüş olacağını söyledi.

İlk etapta 30 megabit olan hız seviyesi, 70 megabite kadar çıkacak. Şirketin 2008 sonu hedefi bu servisi 250 bin kullanıcıya ulaştırmak. Bunun için ciddi altyapı yatırımı yapan firma, yurtdışı çıkış hatlarını da kuvvetlendirmek için çalışma başlattı. Bu kapsamda New York, Londra ve Paris’te POP noktaları kurulacak. Bu sayede gerek duyulduğunda buralardan da hizmet alınmış olacak.

VDSL2 sayesinde, kullanıcılar Triple Play denilen ses, görüntü, veri, yüksek çözünürlüklü televizyon (HDTV) ve interaktif oyunlardan da yararlanabiliyor.”

Haber gayet moral verici ve motive edici. Fakat haberde asıl eksik olan Türk Telekom’un VDSL için gerekli fiber optik altyapının ne kadarına sahip olduğu ve 2008 sonuna kadar ne kadarlık bir fiber optik yatırımı yapacağıydı. Çünkü VDSL ve ADSL arasındaki en temel fark VDSL’in fiber optik altyapıya ihtiyaç duymasıdır. ADSL (Asymmetric Digital Subscriber Line – Asimetrik Sayısal Abone Hattı) ile bakır kablolardan oluşan bir altyapı üzerinde standart olarak 6 km uzaktaki bir kullanıcıya hizmet verebilirsiniz. VDSL (Very High Bit-Rate Digital Subscriber Line – Çok Yüksek Hızda Sayısal Abone Hattı) ise bakır altyapı üzerinde maksimum 500 metre uzaklığa kadar dağıtılabilir. Yani VDSL’in bakır kablolu altyapıya değil fiber optik bir altyapıya ihtiyacı var.

Türk Telekom’un ne kadarlık bir fiber optik altyapı yatırımı yapması gerektiğini hesaplamayı ise sizlerin hayal gücüne bırakıyorum. Yoksa Türk Telekom bu altyapı yatırımını yaptıda bizim haberimiz mi yok.

(Bu yazının bir kısmı 7 Ekim 2007 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU
1 2
EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish