RSF’nin Kara Listesine girmemize az kaldı

Reporters Sans Frontieres (RSF), bizdeki bilinen ismiyle Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü. Meslektaşlarımız internet sitelerinde (www.rsf.org) her yıl bir çok konuda raporlar yayınlarlar. Eylemler yaparlar. Tüm bu faaliyetlerinde öncelikle üstünde durdukları konu basın özgürlüğüdür.

Konunun bizi en çok ilgilendiren tarafı ise 7 Kasım 2006′da yayınladıkları “2006 yılı internet düşmanları listesi” isimli rapordu. Raporu incelediğimizde, ülkemiz adına derin bir oh çekerken problemli ülkelerdeki meslektaşlarımız adına üzüldük. Listede 13 ülke var. Bunlar Belarus, Burma, Çin, Küba, Mısır, İran, Kuzey Kore, Suudi Arabistan, Suriye, Tunus, Türkmenistan, Özbekistan ve Vietnam şeklinde sıralanıyorlar…

Raporda, bu 13 ülkenin neden listeye girdiği ayrıntılı bir şekilde yazıyor. RSF, internete yönelik sansür uygulayan ülkeler ile onlara yardımcı olan şirketleri protesto etmek için “İnternetin Kara Delikleri” isimli bir kampanya başlatmış. Kampanyada önemle vurgulanan ise dünyada toplam 60 kişinin internet yüzünden hapiste olduğu; bu kişilerin internet kullanıcısı ve blog yazarları olduğuydu. Bir günde 100 binden fazla insanın ziyaret ettiği, oy kullanıp, düşüncelerini yazdığı kampanyada; Belarus’a 2 bin 500, Burma’ya 4 bin 500, Çin’e 4 bin 100, Küba’ya bin, Mısır’a 650, İran’a bin 500, Kuzey Kore’ye 200, Suudi Arabistan’a 650, Suriye’ye 200, Tunus’a bin 300, Türkmenistan’a 250, Özbekistan’a 150, Vietnam’a da 250 protesto mesajı gelmiş…

RFS, “İnternetin 13 düşmanından birine tıklayarak sansüre karşı savaşın” başlıklı bir dünya haritası hazırlayarak, kullanıcıları bu ülkeleri protesto etmeye çağırıyor (http://www.rsf.org/24h/index.php).

Protesto liginde 29 bin 24 kişi oy kullanmış. Bunların ülkelere dağılımı ise şöyle: Belarus 3 bin 729, Burma 5 bin 17, Çin 6 bin 554, Küba bin 733, Mısır 966, İran 5 bin 379, Kuzey Kore 313, Suudi Arabistan 1,017, Suriye 311, Tunus bin 936, Türkmenistan 385, Özbekistan 258, Vietnam bin 426…

Şimdi bir de son aylarda internetle ilgili olarak ülkemizde olanlara bakalım ve 2007 yılında yayınlanacak RSF raporuna girip girmeyeceğimize hep birlikte karar verelim. Çocuk pornosuyla başlayan, dolandırıcılıklarıyla devam eden internet aleyhindeki yayınlar bilişim dünyasını derinden sarstı. Çünkü, bilişim dünyasının bir çocuğu olarak dünyaya gelen ve gündelik hayata girmesiyle de ebeveynlerine çok büyük ekonomik sıçramalar yaptıran internet isimli genç bugün bir suçlu. Medyadaki çeşitli yayınlarda öyle bir dil kullanılıyor ki, zannedersiniz ülkedeki ahlaksızlığın seviye kaybetmesinin tek suçlusu internet. Dolandırıcılığın, üçkağıdın, icatcısı da bu internet denen serseri. Bak az daha unutuyorduk. Evet. Serseri. Neden? Çünkü özgürlüğü savunuyor. Özgürlüğü düzensizlik ve başıbozukluk olarak algılayan zihniyet bu suçluya haddini bildirmeye kararlı. Gerçi şeytan insanın aklına; belki de haddini bildirmeye çalışıyor görünerek farklı hesapları görme peşindedirler gibi düşünceler de getirmiyor değil. Kim bilir!

Tüm bu olanlara karşı bilişim dünyasının sivil toplum örgütleri ne mi yapıyor? Yeni uyandılar. Balığa çıkacaklar ama, öncesinde bir araya gelip bildiri yayınladılar.

(Bu yazının bir kısmı 14 Ocak 2007 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

Yeni not: Bu yazıyı yazalı neredeyse 3 yıl olmuş. Sizce ne kadar yol kat ettik?

You may also like
Basılı medyanın kaçınılmaz geleceği
Telekom sektörünün fotoğrafı

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: