Sektöre, rekabette denge getiren firma

Biraz sıradan bir espri cümlesiyle başlayacağım. Geçen sene Huawei’de Enterprise’dan sorumlu Ülke Müdürü olarak Serdar Yokuş ile bir sohbetimiz oldu. “Türk” kelimesini vurgulamak istiyorum çünkü genel müdür Serdar Yokuş, alçak gönüllü bir şekilde ifade etse de, Çin’lilerin bu yerlere Çinli dışında yönetici atamaları çok alışılageldik değil. Fakat toplantı sırasında da gördük ki, Yokuş’un şirket içi ve dışı yöntemleri de alışılageldik değil.

Örneğin son yılların çok uluslu firmalarının Genel Müdürlerine baktığımızda “arogan” olarak tanımlanan yukarıdan bakan adamlar/kadınlar görüyoruz. Türkçe tabiriyle burnundan kıl aldırmayan diyebiliriz. Bu yöntem belki, genel müdürün kendi gururu açısından iyi bir şeydir ama dışarıdan bakıldığında hem şirketine hem de ilgili kişiye eksi puan olarak yazılıyor. Çünkü bugün yaptığınız iş kadar, onun sunuluşu da önemli. Reklamlara güvenin azanldığı, teketek ilişkilerin önem kazandığı günümüzde, sunamadığınız iş ne kadar iyi olursa olsun istediğiniz yere ulaşamaz.

Huawei Enterprise doğrudan satış yapmıyor

Serdar Yokuş, 2015 projeleri ile 2016 öngörülerini anlattığı sohbetimizde, Huawei’in kanal sistemine bakışını anlattı. Malum, bilişim sektöründe üretici/satıcı firmalarla, kanal arasında karşılıklı sıkıntılar var. Kanal, kâr marjının düşük olduğu, müşterinin, ana firma tarafından ya da onun yönlendirdiği bir firma tarafından elinden alınabildiği, fiyat konusunda haksızlıklar olduğu gibi şikayetler yaparlar. Huawei’ye bu konulara nasıl baktıklarını sorduk.

Tanınmadıkları yıllarda isteyen herkese bayilik verdiklerini belirten Ülke Müdürü Yokuş, üretici-kanal sisteminde sorun çıkmasının kaçınılmaz olduğunu ancak belli kriterlerler ile çalışmanın bu sorunları azalttığını söyledi. Bunlardan ilki, Huawei’in diğer çok uluslu firmaların aksine hiç doğrudan satış yapmıyor olması. Diğer kriter değer odaklı iş yapma sistemi (ki kanalın en çok şikayet ettiği hususlardan birisidir), yani değeri oluşturan bayi ile çalışmak. Bir diğeri ise teknik kadrosu zayıf olan firmalara, iki servis firması üzerinden destek veriliyor olması.

Huawei, Türkiye’ye faydalı mı?

Yokuş, konuşması sırasında Huawei’in Türkiye’ye yararlı olduğunu belirtiyor. Bu cümleyi açarsak, tabi ki firmanın çözümlerinin ve ürünlerinin kaliteli olduğunu iddia ediyor ama asıl yararı, batılı firmaların doldurduğu pazara getirdiği rekabet ile açıklıyor. Bir soru üzerine siber güvenlik konusunda, arka kapıların (backdoor) verildiği bir ortamda olduğumuzu hatırlatıyor.

Sohbetimizde Yokuş özetle şunlardan bahsetti. Huawei’in 2015 projelerine de değinirken Fatih projesinde, okullara Netaş ile birlikte geçmiş 3,5 yıl içinde sağladıkları 20 bin switch ve 78 bin access point içinden bozulan olmadığını söyledi.

Osmanlı Arşivlerinin tamamen digital hale getirilmesi de Huawei sunucular üzerinden 5 aylık bir sürede tamamlanmış. Aynı şekilde Eti Maden ile çevik ağ projesi ve İstanbul Üniversitesi projeleri tamamlanmış.

Tarsey yani tarım sektörü entegre yönetim bilgi sistemleri, Türk tarım ürünlerinin kayıt altına alınmasını sağlayan çalışma yapılmış.

Emniyet Genel Müdürlüğün’de taşra teşkilatlarının ağ kapasitesinin arttırılması ve mevcut ürünlerin yenilenmesi ile siber güvenlik dengesi sağlanmış. Hızlı tren hatlarında GSM anahtarlamanın yetersiz kalması nedeniyle oluşturulan yeni bir sistem olan GSM-R projesi de diğer bir proje.

Türkiye’nin en büyük Süper Bilgisayarı da Yıldız Teknik Üniversitesi ve SVR Bilgi Teknolojileri işbirliği ile kurulmuş durumda.

Çinli Huawei’nin ülkemizde yaptıklarına ve çalıştırdığı insan sayısına bakınca ister istemez batı kökenli firmaların yaptıklarına da bakıyoruz ve kıyaslıyoruz. Vardığımız sonuç ise başka bir yazı konusu.

(Bu yazının bir kısmı 10 Ocak 2016 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

Bu yazılar da ilginizi çekebilir
Bilimde tasarruf olmaz
Sosyal medya bela mıdır?

Bir Cevap Yazın

EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish
%d blogcu bunu beğendi: