Tag Archives: 4G

4G ihalesi yaklaşırken, son durum…

Ankara kulisleri siyasetle uğraşa dursun, Telekom sektörünün gündeminde çok önemli bir ihale var. 26 ağustosta yapılması beklenen 4G ihalesi, sektör açısından yeni eşik. Kısaca hatırlatalım; IMT (Uluslararası Mobil Telekomünikasyon) hizmet ve altyapılarına ilişkin mobil elektronik haberleşme şebekesi kurulması, geliştirilmesi, işletilmesi ve yetkilendirme süresi sonunda BTK ya da göstereceği bir kuruluşa çalışır vaziyette ve bedelsiz devredilecek olan sistem için, 5 farklı bantta 20 ayrı frekans paketi ihale edilecek ve lisanslar 20 nisan 2029 tarihine kadar yani 14 yıl için geçerli olacak.

DEVAMINI OKU

Bu fırsat heba edilmesin

Bildiğiniz gibi 26 Ağustos 2015 tarihinde tüm bilişim sektörünü ilgilendiren bir ihale var. Tam adını yazarak kafanızı karıştırmayayım. Hepimizin kısaca bildiği ismiyle ertelenen 4G ihalesi diyelim. Bu ihale ülkemiz için çok büyük bir teknolojik fırsat. Yetkililerin de ellerinden gelen hassasiyeti gösterdiklerine inanıyorum. Fakat mesleki körlük sanıyorum burada da devreye giriyor. Bu ihalenin şartnamesinde dikkatimi çeken bir detayı sizle paylaşmak istiyorum.

DEVAMINI OKU

4G ihalesi ertelendi

Sonuç cümlemiz: 4G ihalesi ertelendi. 4G nedir? Neden ertelendi? Şartname değişecek mi? Gerçekten yapılacak mı? Tekrar ertelenebilir mi?.. vb. üretilen bir çok sorunun cevabını vermeyeceğim. Tüm bunlarla ilgili birçok paylaşımı internet sitelerinde ve sosyal medya araçlarında zaten görebiliyorsunuz. Burada tekrar etmem çok da anlamlı değil diye düşünüyorum.

DEVAMINI OKU

4G ile bu yıl tanışacak mıyız?

Bu hafta en ilginç toplantıyı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan yaptı. Gerçi siz bunu okurken, görevinden (seçim süreci nedeniyle) ayrılmış olacak ama gider ayak, 4G’yi de başlattı. Tabii Dr.Tayfun Acarer’in öncülüğündeki BTK’nın bu konudaki çalışmalarını da unutmamak lazım.

4G, mobil haberleşmede müthiş bir gelişmeye işaret ediyor. 3G’de hızlar 100 Mbs’lerdeyken, 4G tam 1000 katı daha hızlı. Dolayısıyla mobilleşmenin hali hazırdaki en hızlı hali. Bakan Elvan bize ihale takvimi verdi ve en önemli ayrıntılara dair bazı bilgiler sundu. Gerisini ihale döneminde öğreneceğiz.(5G çalışmaları henüz işin başında)

Bakan Elvan, 4G ihalesinin mayıs ayında yapılacağını açıkladı. BTK’nın iş planına bakılırsa, yetkilendirme yönetmeliğinin de aynı dönemde tamamlanması bekleniyor. Operatörlerin hizmet vermeye başlaması ise 2016 yılını bulacak.

Mobil telefon ihalelerinde en önemli konu, frekans tahsisi oluyor. Cep telefonları bildiğiniz gibi, havadaki frekansları kullanıyor. Bakan Elvan 4G ihalesindeki frekans planını şöyle açıkladı; “Vereceğimiz yetkilendirme kapsamında 800, 900, 1800, 2100, 2600 MHz frekanslarını mevcut 3 mobil işletmeci için ihale edeceğiz. İhalede şimdiye kadar verilen toplam frekansın iki katından fazlasını vermiş olacağız. 2600 MHz’den ise mevcut işletmecilerin yanında yeni bir işletmeciye de yer açacağız. Vereceğimiz frekansları teknoloji tarafsız olarak kullanılabilir.”

Biraz da mobil teknoloji nedir bakalım; 4G, Cep telefonu alanında teknolojinin 4. basamağını temsil ediyor. İngilizce “Generation” yani “Nesil” anlamına gelen G harfi ile kısaltılan teknoloji gelişmeleri kısaca bir hatırlayalım:
– 1G 1980’lerde ilk cep telefonu icat edildi ama analog sistemin sorunları çok fazlaydı. Sadece sesli görüşme yapılıyordu.
– 2G digital teknolojiydi ve ilk kez Finlandiya’da 1991’de kullanıldı. SMS yani metin kavramı 2G ile başladı.
– 3G mobil internet ve video görüşmeleri mümkün kılan teknoloji olarak 1998 yılında başlatıldı. İlk seviyede 200 Kbs hıza ulaşılıyordu (Türkiye’de 2009’da başlatıldı).
– 4G artan mobil internet ve video ihtiyacına parallel olarak daha geniş bantları mümkün kılan teknoloji olarak 2008 yılında başlatıldı. 100 Mbs hıza ulaşılıyor. Türkiye’de 2016’da başlayacak.
– 5G henüz üzerinde konuşulan bir teknoloji ama ilk öngörülen, çok sayıda kişiye, çok büyük bant genişliklerini ve dengeli bir şekilde sağlamayı sözveren sistemler olacağı şeklinde. Örneğin stadyumda maçı canlı seyrederken, aynı anda cep telefonunuzdan golü yakın sahne izlemek gibi. 2020’lerde kullanımın başlaması öngörülüyor.

Bu arada 4G konusunda ülkemiz yararına bir olaydan bahsedelim. Türkiye ilk defa bir teknolojide önde koşuyor.  4G daha küçük hücrelerle çalışan bir teknoloji ve dolayısıyla 4G’de evlerimize küçük baz istasyonları (başka deyişle erişim noktaları) koyacağız. Türkiye FemtoCell denilen bu teknoloji konusunda dünyadaki 3-4 teknoloji geliştiren firmalardan birisine ve hatta bir işbirliğine sahip.

Argela firmasının yazılımını yaptığı, Aselsan-Netaş ile birlikte hazırlanan “4G Advance” baz istasyonları “ULAK” ilk defa dünyanın önünde koşan bir teknoloji. Standardı bile ITU tarafından temmuz ayında yayınlanacak ve plana gore “ULAK” kasım ayı civarında hazır olmuş olacak.

Umarız Türk devleti bu ürünün kıymetini anlar. Bunu desteklemek ve büyük bir ürün haline gelmek yolunda, elinden geleni esirgemez. Belki bir ayrı şirket halinde paketler ve önemini anlar. Yüksek teknoloji ürünü dediğimiz şey işte bu.

(Bu yazının bir kısmı 8 Mart 2015 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Bilişimin 2015’i

2014’ü geride bıraktık. Artık tarihler 2015 olarak yazılıyor. Bilişim alanında gerek Türkiye’de gerekse de dünyada bizleri neler bekliyor. Sözü fazla uzatmayalım. Buyrun okuyun.

4G gelecek mi?

2014 yılının tamamına baktığımızda zaman zaman sıkı tartışılsa da özellikle son çeyreğin en önemli tartışma konularından biri 4G oldu. Türkiye 3G’ye geçerken dünyada yaygınlaşan 4G’nin 2015 yılında kullanıma gireceği müjdelendi. Fakat bu hizmetin operatörlere nasıl dağıtılacağı konusu cevapsız kaldı. Bir nevi zamana bırakıldı. 4G için en önemli şey frekanslar. En geç 17 Haziran 2015’e kadar RTÜK’ün ilgili frekansı BTK’ya devretmesi gerekiyor. Yılın son günü bir basın toplantısı düzenleyen Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ise 2015’in ilk çeyreğinde 4G ihalesini yapmayı hedeflediklerin söyledi. Görünüşe göre ihale 2015’te yapılacak fakat hayatımıza girmesi ise 2016’yı bulacak gibi görünüyor.

Fiberin döşeme hızı artacak

Son iki yıl içinde fiber konusunda hiçbir somut adım atılamadı. Sabit operatör nedense fiber yatırımları konusunda pek bir isteksiz kaldı. Diğer operatörler is belediyelerden şikayetçi. Bu konuyu gündemlerinde tutan BTK ve ilgili bakanlıkların yaptığı çalışmalar sonlanmak üzere olduğu dile getiriliyor. Bu sayede hem fiberin istenen her yere döşenmesi mümkün olacak hem de bazı telekom firmalarının ellerinde bulunan fiberi paylaşmak için isteksizlikleri devlet eliyle ortadan kaldırılacak. Fiber yatırım hızının artması gerekiyor çünkü 4G’nin için en önemli gerekliliklerin başında fiber teknolojileri geliyor. Fiberin dağılımının artmasıyla hem şirketler hem de bireyler daha hızlı internete girebilecek.

Telekomünikasyonda karlar düşecek

Türkiye’de telekomünikasyon, dünyadakinin aksine bir gelişme gösteriyor ve global daralmaya rağmen giderek artıyordu. Daha çok konuşma süresi, durmadan artan kar oranları ve tüm dünyayı kıskandıracak kadar hızlı artan 3G kullanımı. Ancak telefon penetrasyonunda neredeyse yüzde 100’e gelindi. Artık azalan verimler kanunu devrede. Rekabet artacak, fiyatlar düşecek.

İnternet ve telefon dinlemeleri

2015 yılında telefon dinlemeleri ülkemizde en az konuşulan konulardan biri olacak. Çünkü yapılması gereken kanuni düzenlemeler yapıldığında dinlemeler tamamen MİT’in kontrolüne geçecek.

Cep telefonu dünyası

Mobil teknolojilerde özellikle telefonlar alanında geçmiş senelere kıyasla daha küçük gelişmeler olması bekleniyor. Fakat fiyat rekabeti had safhada olacak. Resmen fiyat savaşları yaşanacak. Bu savaşı kullanıcısıyla duygusal bağ kurmayı başaran ürünler kazanacak. Ancak giderek zorlaşan bir ekonomide fiyat ve duygusal bağ arasındaki savaşın oldukça zorlu geçmesi bekleniyor. Ülkemizdeki karar vericiler yerli üretimi özendirebilmek için önümüzdeki sene yabancı telefonlara ekstra vergi getirmek istediğini söyledi. Bu da yabancı telefonlarla Türk olanlar arasında çok ciddi bir fiyat farkının doğabileceğini gösteriyor. Yani 2015 yılında ülkemizdeki cep telefonu pazarı ya tamamen yerli ya da tamamen Çin malı ürünlerin eline geçecek.

Bilgi güvenliğinini sağlamak daha zor olacak

2015 yılında siber saldırılar dozunu ve yaratıcılıklarını daha da artırarak sürdürecek. Dolandırıcılıklar yerel hırsızlık vakalarından çıkarak uluslararası bir boyut kazanacak. Kişisel bilgilerin ortada dolaşması eskisinden daha çok rahatsız edici olacak. E-Devlet hizmetlerinin de giderek artış göstermesiyle siber saldırılarla elde edilen bilgilerle sanal şirketler kurulabilecek, banka hesapları boşaltılacak, hatta insanlar işlerinden dahi olabilecek. Korsanların 2015’teki en önemli hedefi herkesin kişisel bilgilerinin bulunduğu cep telefonları olacak. 2015’te bilgisayar saldırılarıyla cep telefonu saldırı sayısı eşitlenecek gibi görünüyor.

Tabii ki sadece bunlar değil şu konularda da gelişmeler olacak. İstenmeyen e-posta ve SMS’ler bitecek. Nesnelerin interneti resmen patlama yaşayacak. Bulutta güvenlik kadar güvenilirlikte sorgulanmaya başlayacak. Tabletler bilgisayarların yerini almaya devam edecek. Yazılım ürünlerine harcanan para artacak.

Herkesin gönlüne göre bir yıl olsun.

(Bu yazının bir kısmı 4 Ocak 2015 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

Aklımda deli sorular… @Turk_Telekom @Turkcell @VodafoneTR @Avea @tcudhb @btkbasin @standardpoors @FitchRatings @KAPbilgi

Türk Telekom’un yatırımcılarına yönelik bir internet sitesi var. Adresi http://www.ttinvestorrelations.com şeklinde. Bu sitede kredi notları bölümüne bakınca ilginç bir tablo ile karşılaşıyoruz.

DEVAMINI OKU

4G ihalesi ertelenmesinin perde arkası… @Turk_Telekom @Turkcell @VodafoneTR @Avea @tcudhb @btkbasin

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından ilgili kamu kurumları ve operatör yetkilileri acil olarak toplantıya çağrıldı.

DEVAMINI OKU

4G ihalesi ertelendi… @Turk_Telekom @Turkcell @VodafoneTR @Avea

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından 26 Mayıs 2015 tarihinde yapılacağı duyurulan 4G ihalesi üç ay sonraya ertelendi.

DEVAMINI OKU

Cep telefonu almayı düşünüyorsanız

Mobil operatörlerin kendi markalarıyla cep telefonu üret(tir)meye ve bunu müşterilerine satmalarına karşıyım. Fakat son dönemlerde operatörlerin bu konudaki çalışmaları benim fikirlerimi bir hayli etkilemeye ve dönüştürmeye başladı.

Önce neden karşı olduğumu söyleyeyim. Ben herkesin kendi yaptığı ve iyi bildiği işle uğraşmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Operatörsen o işi en iyi yap. Platformunu geliştir ve büyüt. Müşterilerinin kesintisiz ve her zaman ulaşılabilir olması için ne gerekiyorsa yap.  Yatırım maliyetlerini başa baş noktasına getirdiğinde buradan doğacak avantajı müşterilerine daha düşük faturalar olarak yansıt. Bu ve bunlara benzer birçok şey. Benim operatörlerden beklediğim budur. Dolayısıyla cep telefonu operatörlüğü ile cep telefonu üreticiliği kesin çizgilerle ayrılmalı. Ayrılmalı ki müşteri memnuniyeti daha fazla dikkate alınabilsin.

Biz bunları söylerken operatörler kendi markaları ile cep telefonu çıkardılar. Önce hangisi çıkardı hatırlamıyorum ama Turkcell, Vodafone, Avea hatta son dönemde TTNet bile çıkardı. Cep telefonu ile kalmadılar tablette çıkardılar. Mevcut tarifenize ek bir fiyatla vadeli olarak vermeye başladılar. Aslında ben bunu haksız rekabet olarak yorumlasam da ek fiyatla cep telefonu verme işini sadece kendi markalarına yapmadılar. Neredeyse tüm marka cep telefonlarını operatörlerden taahhüt ve ek ücret karşılığı alabiliyorsunuz. Dolayısıyla satış pazarlama tarafında haksız rekabet yaptıklarını söylemem doğru olmaz. Satış konusunda tek haksız rekabet bu yılın başında uygulamaya giren ve halen de yürürlükte olan, pazardaki telefon satıcılarının cep telefonlarının satışında kredi kartına taksit yapamamaları şeklindeki ilgili kurumun kararı oldu.

Üretim tarafında ise haksız rekabet yaptıkları şeklindeki düşüncem devam ediyor. Fakat ilginç olan son dönemde Avea ve Turkcell’in kendi markaları ile çıkardığı iki telefon fikrimi değiştirmeye başladı. Avea’nın inTouch3 Large ve Turkcell’in T50’si beni gerçekten şaşırttı.  Gerek tasarımları, gerek fiyatları, gerekse de sahip oldukları teknik özelliklerden çok etkilendim.

Bu telefonları karşılaştıracak değilim. O benim işim değil. Eminim internette yayın yapan teknoloji siteleri bunu yapacaklardır. Şunu söylemek istiyorum. Bu telefonlar sadece operatörlerin markası basılmış standart cihazlardan değil. Gerçekten üzerinde ciddi bir Ar-Ge ve inovasyon var. Türk mühendislerin bu cihazların üzerine ekledikleri katma değeri ise söylemem gerek bile yok.

Turkcell’in T50’sinin üç şeyi dikkatimi çekti. Birincisi tasarımı ve hafifliği, ikincisi ses kalitesi, üçüncüsü 4G’li oluşu. Tasarımı çok şık ve göz okşuyor.  Kaç gramdır bilmiyorum ama elinize aldığınızda abartı tabirle hissetmiyorsunuz bile. Oldukça da hafif.  Bulunduğunuz ortamdaki sesleri engelleyen bir teknolojisi var. Sesiniz karşıya gayet net gidiyor. 4G ise henüz ülkemizde yok ama bu telefonda var. Yol haritasında bir değişiklik olmazsa 2016 başında 4G teknolojisini ülkemizde kullanıyor olacağız.

Daha önce Samsung ve iPhone telefonlarının maliyetlerini ve ülkemizdeki fahiş fiyatlardan satışlarını yazmıştım. Dolayısı ile cep telefonlarına tonlarca para ödenmesine sıcak bakmıyorum. Her ne kadar tamamını henüz üretemesek de operatörlerin kendi markaları ile cep telefonu üretimi, bu pazarda taşların yerine oturması açısında faydalı olacak diye düşünmeye başladım.

Bu yazıyı okuyunca eminim ki benim hangi telefonu kullandığım konusunda çeşitli geyikler dönecektir. Onu da söyleyeyim. Ben Avea inTouch3 Large kullanıyorum. Bundan sonra da operatör telefonlarını kullanmayı düşünüyorum. Yeni telefon almayı düşünüyorsanız operatörünüzün verdiği kendi markası olan telefonu bir deneyin derim.

(Bu yazının bir kısmı 8 Haziran 2014 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU

3G Enflasyonu düşürür, ekonomik krizi çözer, demokrasiyi geliştirir mi?

Bir süredir, herkes bana 3G soruyor. Aman allah sanırsınız ki, bu 3G öyle menem bir şeydir ki, hayatımızı kurtaracak. Ekonomik kriz atlatılacak, enflasyon daha da düşecek, demokrasi konusunda sorun kalmayacak.  Arkadaşlar, sarın bir 3G de bana ordan.

Şaka bir yana, kısaca tanımlayalım; 3G aslında var olan bir şeyin biraz ilerisi.  Yani yeni bir şey değil.

Bu G kelimesi, ingilizce “Generation”  yani nesil kelimesinden geliyor. Mobil telefonlar 1980lerin başında askeri amaç için geliştirildiklerinde, analog bir yapıya sahiptiler. O dönemin telefonları 1G olarak adlandırılır. 2G ise cep telefonu sektörünün yaygınlaştığı dönemi gösteriyor. Bu dönemin cep telefonları dijital. Sesli aramanın yanısıra SMS bu dönemin ürünü. İleri dönemlerde (2.5G vs) bu pakete internet’te giriyor ama tabi ki dar bant internet (EDGE teknolojisi ile).

3G ise internetin geniş  bant olması anlamına geliyor. Bunun arkasından gelecek olan ve halen geliştirilmekte olan 4G doğal olarak daha iyi olanakları getirecek. Peki bu G’ler neden geliştirilmeye çalışılıyor.

Bunun bir nedeni, kullanıcıların talepleri. Ama diğer tarafta telekom firmaların gelirlerini geliştirme ihtiyacı var.

Telekom firmaları son 20 yıldır sürekli gelir kaybına uğruyor. Yıllarca istedikleri gibi fiyatlar uygulayan dev telekom tekelleri, değişen teknolojilerin hayatımıza getirdiği olanakları, daha kıvrak sunabilen özel (alternatif) telekomculara karşı sürekli gelir kaybına uğruyorlar. Mobil alanda da aynı şey geçerli, firmalar artan rekabet ortamı, bilinçlenen tüketici ve gelişen teknolojinin getirdiği, bedava dahil daha ucuz sesli konuşma olanakları nedeniyle gitgide sıkışıyorlar. Sesli aramalarla elde ettikleri gelirlerin düşüşü ile varlık tehditi ile karşı karşıyalar.

İşte buna çözüm nedir? Veri taşımayla elde edecekleri gelir. Üstelik bu çeşit gelirin miktarı her gün artıyor. Çünkü kullanım alanları gelişiyor. Özellikle şirketler, mobil çalışma olanağı sağlayan yeni teknolojilerin gelişmesi sayesinde, iş yapış modelleri gelişiyor. Bu ise veri kullanımını arttırıyor. Dolayısıyla geliri.

İşte 3G’nin farkı bu.

3G=mobil genişbant. Yani internetin artık daha çok mobil olarak kullanımı. Bir anlamda ADSL’in sabit olmayanı diyebiliriz. Artık sadece Wifi bağlantısı olan yerlerden değil, aklımıza gelen her yerden ve gahyet hızlı bir internet kullanım olanağımız var.

Bununla ne yapılır derseniz? Mesela uzaktaki hasta, doktoruna hastalığını ya da filmlerini ya da tahlillerini gösterebilir. Eğitim alanında uzaktan erişimli uygulamalarda daha büyük olanak sağlıyor.  Satış-stok gibi alanlarda uygulamalar mümkün. Yani 3G sadece “görüntülü görüşme” anlamına gelmiyor. Çok daha başka bir şey anlamına geliyor.

Örneğin, elinizdeki 3G telefon cihazını, belli bir barkod taşıyan bir maddenin üzerine  tuttuğunuz zaman, o maddenin özelliklerini okuma olanağınız olabilecek.

Global krizi, enflasyonu ya da demokrasiyi geliştirecek olan tabi ki 3G değil, toplumumuzun strateji, politika, iş modeli geliştirme yeteneği olacak ama belki 3G sayesinde bunu daha hızlı yapma olanağımız neden olmasın.

(Bu yazının bir kısmı 2 Ağustos 2009 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

DEVAMINI OKU
1 2
EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish