Türk Telekom 1Ç’21 Sonuçları ve Analizi

Türk Telekom 5 Mayıs 2021 tarihinde 1Ç’21 sonuçlarını açıkladı. Şahsi işlerimin de yoğunluğuyla biraz geciken bir analiz olacak. Bu çeyrek finansal performansın, operasyonel performansı gölgelediği bir çeyrek oldu. Öncelikle finansal sonuçlara kısaca göz atacak olursak, FAVÖK marjı, yıllık bazda 2.9yp artışla %50,1 seviyesinde gerçekleşti. net kar işe yıllık bazda %105 büyüme ile 1.356 milyar TRL seviyesine ulaştı. Hedge oranı ise elverişsiz kur ortamına rağmen 1.15x seviyesinde sabit seyretti. Ben bu sonuçların yalnızca başarılı bir çeyrek olmanın ötesinde daha derin anlamlar taşıdığını, özellikle de kurumsal yönetimin önemi hakkında son derece önemli dersler taşıdığını düşünüyorum.

Bu durumun sebeplerine odaklanırsak, Türk Telekom’da 2017’den itibaren açılan yeni sayfanın, verimliliği ve maliyet kontrolünü esas alarak yüksek ancak kontrollü yatırımlar ile yüksek performanslı operasyonlara dayanan yeni dönem stratejisinin yer aldığını görebiliriz. Türk Telekom’da bugün elde edilen bu başarılı neticeler, sabırlı ve iradeli şekilde stratejinin uygulanmasının, dört sene önce başlayan çabaların meyvesidir. Hatırlanacağı üzere Türk Telekom, OTAŞ ile bankalar konsorsiyumu arasında yaşanan borç krizi sebebiyle uzun ve tartışmalı bir hissedar krizi yaşamıştı. Türk Telekom gibi hissedar krizi yaşamış ve sahiplik konusunda uzun vadeli kesinlik taşımayan şirketler, hele de yapı olarak büyük ve eski şirketler böylesine fırtınalı dönemlerde genellikle kurumsal yönetimi güçlü bir şekilde tesis edip, yeniden yapılanma süreçlerini gerçekleştiremezler. Türk Telekom Üst Yönetimi geride bıraktığımız dört sene içerisinde gerekli iradeyi göstererek, gerekli önlemleri alarak grup, büyük ve eski şirketlerin aksine adeta genç bir şirket gibi çevik ve canlı hale gelerek yeni dönemde organizasyonunu sadeleştirerek, verimliliğini arttırarak dönüşümünü tamamlamış oldu. Tüm bu çabaların temelinde ise kurumsal yönetim anlayışına tam bağlılık yatıyor.

Kurumsal yönetim ilkelerini yalnızca yıl sonunda kurumsal derecelendirme raporunda yüksek puanlar elde etmek için yerine getirilmesi gereken tabiri caizse “angarya görevler” olarak tanımlamamak gerekiyor, özellikle şirketin sahiplik ve yönetim kurulunun icradan yalıtılması, üst yönetimin özgür ve kararlı hareket ederek irade göstermesi tüm bu anlayışına kalbinde yatan ana unsur olmakta. Dijitalleşme ve yeni işletme anlayışları sektörleri dönüştürecek, yeni iş modelleri ve iş kolları oluşturacak ve en sonunda büyük ve eski şirketleri değişmeye ve dönüşmeye zorlayacak. Bu süreçten yalnızca gerekli çevikliği gösterebilen, fırsatları yakalayabilen daha cesur ancak aynı zamanda itidalli tutumunu da koruyabilen şirketler başarıyla çıkabilecekler.

Türk Telekom’un, yeni dönem stratejisini ve 5 senelik planını kamuoyuna ilan etmek üzere 6 Aralık 2017 günü düzenlediği basın toplantısının kaydına ve toplantıda gösterimi yapılan sunuma ilgili bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

-Paul Doany Ne Dedi?
-Türk Telekom’un geri dönüşü

Tüm bunların yanı sıra öncelikle rahatsız olduğum bir husustan da bahsetmek istiyorum. Türkiye Varlık Fonu önceki CEO’su Zafer Sönmez, şubat ayında bir basın kuruluşuna yaptığı açıklamalarda Türk Telekom’un sahipliği hakkında bir açıklamada bulunmuş. Açıklamaların yapıldığı basın kuruluşu şu ifadelere yer vermiş “Türkiye’nin fiber ve 5G altyapı yatırımları için büyük ölçekli yatırımlara ihtiyacı olduğunu ve bunun ‘acil ve elzem’ bir konu olduğunu ifade eden Sönmez, “Bu nedenle Telekom sorununun çözülmesi önemli. Ancak bu soruna çözüm bulacak olan şirketin sahibi olan bankalardır” dedi.” Ben bu açıklamanın kötü bir niyetle yapıldığını düşünmüyorum ancak söz konusu açıklama “Türk Telekom’da hissedar krizinin devam ettiği ve şirket yönetimi ile hissedarlık işlerinin bağımsız olmadığı, üst yönetiminin iradeli olmadığı” şeklinde yorumlanmaya sebebiyet verebilir, özellikle halka açık bir şirket için, Türk Telekom özelinde yaşanan dönüşüm süreci de göz önüne alınırsa riskli bir açıklama olarak değerlendirmek gerekiyor. Açıkçası Türk Telekom’da toplam hissedarlık oranı yüzde 6.68 olan bir hissedarın temsilcisinin böyle bir açıklamada bulunması bence doğru değildir.

Finansal sonuçlara kısaca değinirken istikrarsız lira performansına rağmen hedge oranının 1.15x’te sabit seyrettiğini ifade etmiştim. Önümüzdeki yıl, şayet kamu tarafından yapılan açıklamalarda herhangi bir değişiklik gerçekleşmediği takdirde 5G frekans tahsis ihalesi gerçekleştirilecek. Bir önceki frekans tahsis ihalesi olan “LTE/IMT Yetkilendirme İhalesi” 27 Ağustos 2015 tarihinde gerçekleşmiş ve operatörlere yaklaşık 4 milyar EUR civarında finansal yüke mal olmuştu. Günümüzde elverişsiz kur ortamının etkisiyle gerçekleşecek olan 5G ihalesinde bu seviyede frekans ücretleri gerçekleşmesi halinde telco’ların epey zorlanacakları, söz konusu bedelleri finanse edebilmek için borçlanma yoluna gitmek zorunda kalacakları da aşikar. Ancak yüksek borçluluk seviyeleri telco’lar için elverişsiz kur ortamında net zarar kaydetmelerine sebep olabilir, finansalları zorlayacaktır. Özellikle telco’lar hedge oranlarını 1.x seviyelerine çekmişken haliyle yeni bir borç yükü altına girmek istemeyecektir. Bu nedenle 5G ihalesi telco’ların finansallarını zorlamayacak bedellerde yapılmalı veya farklı bir modelle (örneğin yıllık ödeme gibi) gerçekleştirilmeli. Ayrıca 5G yatırımlarında yalnızca frekans bedelleri değil, 5G’nin yapısı itibariyle daha fazla istasyon ihtiyacı ve daha yüksek transmisyon ihtiyacına bağlı fiber yatırımları gerektireceği için telco’lar mevcut finansal durum içerisinde 5G için yatırımlarını “maliyet etkin” şekilde gerçekleştirmeliler.

Operasyonel sonuçlara odaklandığımızda çok etkileyici bir performans yerine normalleşmiş bir performans gözlemlesek de sabit segment özelinde oldukça çarpıcı performansları görüyoruz. 1Ç’21’de 198 bin net abone kazanımı ile toplam abone sayısı 50,6 milyona ulaştı. Son on iki aydaki net abone kazanımı ise 2.2 milyon olarak gerçekleşti. Sabit genişbant segmentinde çeyreklik 202 bin net abone kazanımı gerçekleşti. Ancak bu verilerin detayına indiğimiz zaman fiber abone kazanımının 1Ç’21’de 1.1 milyon olarak gerçekleştiğini görüyoruz çarpıcı bir şekilde 1.1 milyon abonenin 600 bini ADSL’den fiber paketlere geçiş yapan abonelerden oluşuyor. 1Ç’21 sonunda sabit genişbant abonelerinin içerisindeki fiber abone oranı geçen yılın aynı dönemine kıyasla 17yp artışla %50’nin de üzerine çıkarak %54 olarak gerçekleşti. Ayrıca yeni abonelerin %44’ü 24Mbps ve üzeri paketlerde gerçekleşti. Bu noktada oldukça çarpıcı bir veri olarak ARPA yıllık %25 büyüme gösterdi. ARPA (Avarage Revenue per Account) , ARPU’dan (Avarage Revenue per User) farklı olarak yeni abone başına düşen geliri ifade eden bir veri. Bununla beraber bence operasyonel gelişmelerin içerisindeki en çarpıcı veri upsell verisi, ADSL’den Fiber paketlere geçiş yapan abonelerin %30’u upsell tekliflerine olumlu dönüş yaptı. Tüm bu gelişmelerin sonucunda çeyreksel bazda en yüksek upsell oranı elde edilmiş oldu. Türk Telekom, Ulaştırma Bakanlığı ve Habitat Derneği’nin destekleriyle devam eden penetrasyonu arttırma hedefine paralel olarak ülkemizdeki sabit internet penetrasyonu %68’e yükseldi. Son 4 sene içerisinde yaklaşık olarak sabit internet penetrasyonundaki %20’lik büyüme performansı sektörün geleceği açısından oldukça ümit verici. Ayrıca ilginç bir veriye de yer vermek istiyorum. 1Ç’21’de FTTH brownfield (FTTx içerisinde dönüşüm) yatırımlarının da etkisiyle FTTC homepass bir miktar azaldı. Sabit ARPU yıldan yıla %14.1 büyüme ile Turkcell’den daha iyi performans gösterdi. Her ne kadar enflasyonun altında bir büyüme gösterse de bence oldukça başarılı bir performans olduğunu gizlemiyor. Uzun süredir ARPU büyümelerinin tüketici enflasyonunun altında büyüme göstermesi esasında sadece Türk Telekom’un değil, tüm sektörün karşı karşıya olduğu bir problem. Aslında ARPU yönetimi üzerine de daha detaylı bir yazı hazırlanabilir ancak ben ARPU yönetiminde eriyen reel fiyatları tekrar yükseltebilmek için aboneye sunulan faydaların arttırılması gerektiğini düşünüyorum, örneğin olası yeni yüksek hızlı tarifeler ARPU büyümesini hızlandırmak için elverişli bir yöntem olabilir. Sabit segment gelirleri yıldan yıla %34.3 ile tüm zamanların rekorunu kırarak bu çeyrekte de gelir ve FAVÖK büyümesinin lokomotifini oluşturdu.

Mobil segmentte 165 bin net faturalı abone kazanımı ile 1Ç’21’de 102 bin net abone kazanımı gerçekleşti. Ön ödemeli abonelikler 61 bin abone kaybına uğradı. ARPU büyümesi %12.2 ile geçen yılın üzerinde bir oranda seyretmekle beraber tüketici enflasyonunun altında gerçekleşti.

Mobil ve sabit segment için bazı şahsi yorumlarım olacak ancak bu kısma geçmeden önce ESG ve Dijital segment gelişmelerinden de bahsetmek istiyorum.

Türk Telekom 1Ç’21 içerisinde İstanbul Ticaret Odası ile 430 bin işyerini kapsayan “KOBİ dijital dönüşümü” için işbirliğine imza attı. Telekomünikasyon şirketlerinin günümüzde yalnızca birer altyapı ve klasik servis sağlayıcı olmanın ötesinde bir sistem entegratörü, kurumsal danışmanlık ve yönetim alanlarında da hizmetler sunan şirketler olduklarını göz önüne aldığımız zaman, dikeylerde büyüme stratejisi için sessiz ancak oldukça kritik gelişmelerden bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz. Gelecekte bu alanda rekabetin daha da artacağını öngörmek mümkün.

ESG (Environmental, Social, Governance) alanında ise, Türk Telekom 2020 yılında UN Global Compact’a (Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi) taraf olarak insan hakları, çalışma, çevre ve yolsuzlukla mücadele için 10 temel ilkeyi destekleme taahhüdünde bulunmuştu. 1Ç’21 içerisinde de ilk ESG ilerleme raporu (CoP) yayımlandı. Sürdürülebilirlik Raporunun da 2021 içerisinde yayımlanması hedefleniyor. Söz konusu ilerleme raporuna buradan erişebilirsiniz.

Başta sabit ve mobil segment olmak üzere müşteri deneyimi ve Tivibu konusunda bazı yorumlar yapmak istiyorum. Öncelikle Tivibu için Ümit Önal, 2020 sonuçları açıklandığında 2021 yılının Tivibu için teknik anlamda bir yenilik yılı olacağını ifade etmişti. Elbette santral ve ötesinde yapılan teknik yenilikler doğrudan son kullanıcıya yansımayabiliyor ancak üzülerek henüz abone tarafında herhangi bir teknik yenilik olmadığını belirtmek istiyorum. Özellikle Tivibu IPTV arayüzünün ve STB’lerin yenilenmesi rekabette Tivibu’yu tekrar aktif hale getirebilir. Bir Tivibu IPTV kullanıcısı olarak STB’lere getirilen uygulamaların yeterince düzgün ve efektif çalışmadığını düşünüyorum. Elbette STB’ler de zaman içerisinde yeniliklerden uzak kaldı. Günümüz için 4K destekli, Android işletim sistemine sahip daha özelleştirilebilir STB’lerle Tivibu’nun hem müşteri deneyimini iyileştirebileceğine hem de çapraz işbirliklerine yönelebileceğine inanıyorum. Pandemi süreciyle beraber streaming platformlarının, geleneksel dijital platformlara daha ciddi bir rakip olarak geliştiğini görüyoruz. Tivibu IPTV özelliğine sahip olmasıyla geleneksel dijital platformlara kıyasla daha avantajlı ve potansiyeli daha yüksek, bu alanda gelişmeler görmek sevindirici olacaktır.

Türk Telekom müşterileri özellikle de sabit internet müşterileri, Türk Telekom’un hizmet ve ürünleri hakkında yaşadıkları sorunları, bildirmek istedikleri görüşleri bildirmek ve bilgi edinmek için Türk Telekom Özel Müşteri Yönetimi’ne, üst ve orta dereceli yöneticilere e-mail yoluyla iletişim kurmaktalar, genel olarak 2 senedir mail kanalları müşteriler tarafından sıkça kullanılmakta. Ancak son zamanlarda, özellikle 2021 yılıyla birlikte maillere geri dönüşlerin azaldığına dair söylentiler ve şikayetler dolaşmakta. Elbette yöneticilerin mail adreslerinin iletişim kanalı olarak kullanılması yöneticilerin ve yönetici ofislerinin iş yükünü arttırıyor olabilir. Ancak müşteri hizmetlerinin teknik ve regülatif konulardaki deneyimi konusunda genel müdürlük ve alt seviyede bölge, il müdürlüklerinde çalışan personellerle kıyaslandığında daha düşük olması, karmaşık müşteri problemlerinde çözüme ulaşılmasını zorlaştırmakta veya çözüme ulaşma süresini uzatmakta olduğundan dolayı alternatif iletişim kanallarının varlığı müşteri deneyimini önemli ölçüde iyileştirmekte. Ağustos 2017’de başlayan Müşteri Deneyimi programının ve Özel Müşteri Yönetimi biriminin geçtiğimiz sene itibariyle faaliyetlerine son verdiği ve kapandığına dair, bazı müşterilere bilgi verildiğini duydum. Müşteri deneyimi programı ve Özel Müşteri Yönetimi gibi alternatif iletişim kanallarının varlığı müşteri deneyimi için oldukça önemli olmakta birlikte, Türk Telekom’un marka algısının yükselmesinde oldukça önemli katkısının olduğu unutulmamalı. Türk Telekom’un sabit hizmetleri için 5 sene önce “Yavaş ve Sorunlu” algısının yerini “biraz fiyatlı ancak hizmeti kaliteli ve sorunsuz” algısının günümüzde yerleştiğini rahatça gözlemleyebiliriz. Bu neticeye ulaştıran çabaların devam etmesi gerektiğine inanıyorum.

Biraz da sabit ve mobil taraftaki deneyim eksikliklerine değinmek istiyorum. Sabit segmentte FTTH erişim türünde saha tipi (Huawei ve Nokia sahalarda yaşandığı gözlemlenmekte) fark etmeksizin, 100Mbps aboneliklerinde hızın 95Mbps’te sınırlandığını gözlemliyoruz. Bu durumun ONT ve saha tipinden bağımsız olarak gerçekleşmesi sebebiyle, santral tarafında, muhtemelen SSG üzerinde abone hız profili üzerine yapılan bir ayar veya sınırlamadan kaynaklandığını düşünüyorum. Bu durum temel olarak iki ayrı deneyim eksikliğine yol açmakta. Öncelikle uygulanan sınırlama, bağlantının bir nevi darboğaz etkisine uğramasına sebep olmakta, hat yük altında iken hattın istikrarı düşmekte, bu durum genellikle bufferbloat testlerinde göze çarpmakta. Söz konusu sorun yalnızca FTTH erişim türünde 100Mbps tarifelerinde meydana gelmekte. Diğer hızlarda bu tür bir sınırlama uygulanmadığı için benzeri bir sorun yaşanmamakta. Kullanım deneyimini etkileyen diğer etken ise bir sorun teşkil etmekten ziyade bir noksanlık olarak ortaya çıkıyor. 95Mbps sınırının uygulanmadığı aboneliklerde bir miktar hız aşırtması meydana geliyor, örneğin 100/8 profilindeki bir FTTH aboneliği 120/10 gibi bir hız performansı sergileyebiliyor. Bu durum kullanım deneyimini fazla değiştirmese de müşterilerin duygusal deneyimlerini oldukça olumlu yönde etkilemekte. Rakiplerden örnek vermek gerekirse Turkcell, 200Mbps’lik aboneliklerde, Turkcell servisleri için ayrıca 200Mbps’lik daha kapasite sağlamakta. Bu durum, Turkcell servislerinin toplam trafik içerisinde payı da göze alındığı zaman kullanım deneyimini ciddi olarak etkilemiyor olsa dahi, Ookla Speedtest üzerinde yapılan çoklu bağlantılı hız testlerinde (varsayılan olarak çoklu bağlantılı test yapmakta Speedtest) tarife hızının iki misli hız, 400Mbps civarında sonuçlar elde edildiği için müşterinin yaşadığı duygusal deneyim önemli ölçüde arttırmakta ve marka algısının yükselmesine katkı sağlamakta. Bu kapsamda atılacak olan adımlar, Türk Telekom’un sınıfının en iyisi erişim kalitesi taahhüdünü destekleyecektir. Sabit segmentle alakalı diğer bir eleştirim ise 100Mbps üzeri tarifelerin mevcut olmaması hakkında olacak. Belki söz konusu hızlar için tarifeler hazırlanmış olup BTK’ya takılıyor olabilir ancak yüksek hızlı tarifeler hem müşteri taleplerini karşılayacak hem de ARPU büyümesini destekleyebilecektir.

Mobil segmentte, son iki yıldır yapılan şebeke yatırımlarının da etkisiyle kullanım deneyimi ve performans oldukça önemli ölçüde arttı. Yeni eklenen frekanslarla bir çok istasyonda LTE’den LTE-A erişimi verir hale geldi. Ancak artan şebeke performansı APN AMBR sınırı sebebiyle kısıtlanmakta. Şu an Türk Telekom’un 4.5G şebekesinde APN AMBR sınırı 300Mbps DL/50Mbps UL seviyesine ayarlı durumda. APN AMBR değeri, mobil şebekede abonenin erişebileceği hızı belirleyen bir limittir. Bu nedenle yüksek kapasiteli istasyonlar bulunmasına rağmen 300Mbps üzerine çıkılamadığı için sabit segmentte de örneğini verdiğim şekilde müşterilerin duygusal deneyimlerini olumsuz yönde etkilenebiliyor buna bağlı olarak marka algısı da etkilenmekte. APN ABMR sınırının güncellenmesi bildiğim kadarıyla ek bir yatırım gerektirmeksizin yalnızca bir ayarın yeniden düzenlenmesinden ibaret, bundan dolayı APN AMBR sınırının yükseltilmesinin müşteri deneyimi ve marka algısına olumlu yönde etki edeceğini düşünüyorum. Turkcell’de bu değer 1600/500, Vodafone’da ise 536/536.

Biraz eleştiriden sonra son olarak 1Ç’21’de gerçekleşmiş olan sevindirici iki gelişmeden bahsetmek istiyorum.

Argela’nın yazılım tabanlı şebekeler konusundaki çalışmalarının güncel sonuçlarından olan, sabit ve mobilin transmisyon tarafı dahil tüm sabit şebekeyi sanallaştırıp yazılım tabanlı yönetilebilir hale getiren SEBA yazılımı, Şubat’21 sonu itibariyle İstanbul’daki iki ilçenin sahasında ticari olarak uygulanmaya başladı. SEBA ürünü ve benzeri yazılım tabanlı ağ (SDN) ürünleri, şebekeleri open network hale getirerek yatırım ve işletim maliyetlerinin azaltılmalı ve şebeke verimliliğinin artmasına katkı sağlayarak şebekelerin daha ölçeklenebilir ve esnek hale getirerek telco’lara hem kalite hem de maliyet avantajı sağlamakta.

Nokia ile Türk Telekom, Nokia AirScale çözümü iel dünyada ilk kez 5G için, mmWave (mikrodalga, n257, n258, n260, n261, 26.50-28.35 Ghz spektrumu) spektrumunda Carrier Aggregation (Frekans/Taşıyıcı Birleştirme) teknolojisini kullanarak 4.5Gbps hıza ulaşarak rekor kırdı. Huawei krizinin de sektör özelinde riskleri düşünülürse, Türk Telekom’un son yıllarda vendor’lar tarafında Nokia ile işbirliği geliştirmesi şebekesinde daha fazla Nokia ürününe yer vermesi orta ve uzun vadeli riskleri azaltıyor.

Bu güzel sonuçların elde edilmesinde emeği geçen herkese teşekkürler.

Finansal
-1Ç’21 Konsolide Gelir 7,58 Milyar TL (1Ç’20 6,3 Milyar TL)
-1Ç’21 Yıllık Bazda Konsolide Gelir Büyümesi %20.4 (1Ç’20 %21)
-1Ç’21 FAVÖK 3.8 Milyar TL (1Ç’20 2.97 Milyar TL)
-1Ç’21 FAVÖK Marjı %50.1 (1Ç’20 %47.2)
-1Ç’21 Yıllık Bazda FAVÖK Büyümesi %27.7 (1Ç’20 %20.7)
-1Ç’21 Yıllık Bazda FAVÖK Marjı Büyümesi 2.9yp (1Ç’20 -0.1yp)
-1Ç’21 Faaliyet Karı 2.351 Milyar TL (1Ç’20 1.704 Milyar TL)
-1Ç’21 Faaliyet Karı Marjı %31 (1Ç’20 %27)
-1Ç’21 Yıllık Bazda Faaliyet Karı Büyümesi %37.9 (1Ç’20 %28.1)
-1Ç’21 Yıllık Bazda Faaliyet Karı Marjı Büyümesi 4.0yp (1Ç’20 1.5yp)
-1Ç’21 Vergi Öncesi Kar 1.690 Milyar TL (1Ç’20 834 Milyon TL)
-1Ç’21 Net Kâr 1.356 Milyar TL (1Ç’20 661 Milyon TL)
-1Ç’21 Net Kar Marjı %17.9 (1Ç’20 %10.5)
-1Ç’21 Yıllık Bazda Net Kâr Büyümesi 1.104 %105.2 (1Ç’20 %125.5)
-1Ç’21 Yıllık Bazda Net Kar Marjı Büyümesi 7.4yp (1Ç’20 6.6yp)

-1Ç’21 Yatırım Harcamaları 1.253 Milyar TL (1Ç’20 896 Milyon TL)
-1Ç’21 Yıllık Bazda Yatırım Harcamaları Değişimi %40 (1Ç’20 %33.1)
-1Ç’21 Konsolide Faaliyet Gideri 3.784 Milyar TL (1Ç’20 6.969 Milyar TL)
-1Ç’21 Yıllık Bazda Konsolide Faaliyet Gideri Artışı %13.8 (1Ç’20 %21.2)
-1Ç’21 Konsolide Finansal Gider 661 Milyon TL (1Ç’20 870 Milyon TL)
-1Ç’21 itibarıyla borçluluk oranı 1.15x (1Ç’20 1.31x)
-1Ç’21 itibarıyla net açık döviz pozisyonu 100 Milyon USD fazla olarak gerçekleşti. (1Ç’20 376 Milyon USD)
-1Ç’21 Kaldıraçsız Serbest Nakit Akışı 0.8 Milyar TL (1Ç’20 1.6 Milyar TL) (Kaldıraçsız Serbest Nakit Akışı yatırımların sağladığı geliri göstermektedir.)

Operasyonel
-1Ç’21 itibarıyla toplam net abone sayısı 50.6 Milyon (1Ç’20 48.4 Milyon)
-1Ç’21 toplam net abone kazanımı 198 Bin (1Ç’20 563 Bin)
-12A’21 toplam net abone kazanımı 2.2 Milyon (12A’20 1.7 Milyon)
-1Ç’21 itibarıyla çoklu oyuncu oranı %62 (1Ç’20 %63)
-1Ç’21 itibarıyla toplam fiber uzunluğu 336 Bin Km (1Ç’20 308 Bin Km)
-1Ç’21 itibarıyla fiber homepass 27.1 Milyon hane (1Ç’20 22.6 Milyon hane)
-1Ç’21 itibarıyla FTTC homepass 19.4 Milyon hane (1Ç’20 16.1 Milyon hane)
-1Ç’21 itibarıyla FTTB/H homepass 7.7 Milyon hane (1Ç’20 6.4 Milyon hane)

-1Ç’21 itibarıyla sabit genişbant penetrasyonu %68 (1Ç’20 %57)(AB ortalaması %83)(Tüm zamanların rekoru)
-1Ç’21 itibarıyla sabit genişbant abone sayısı 13.6 Milyon (1Ç’20 11.6 Milyon)
-1Ç’21 Sabit Genişbant net abone kazanımı 204 Bin (1Ç’20 262 Bin)
-12A’21 Sabit Genişbant net abone kazanımı 2 Milyon (1Ç’20 589 Bin)
-1Ç’21 itibarıyla fiber abone sayısı 7.3 Milyon (1Ç’20 4.44 Milyon)
-1Ç’21 net fiber abone kazanımı 1.1 Milyon (1Ç’20 23 Bin)
-1Ç’21 itibarıyla fiber abonelerin toplam genişbant aboneleri içerisindeki payı %54 (1Ç’20 %38)
-1Ç’21 itibarıyla fiber paketlere geçiş yapan abonelerin ulaşılabilir hızı (FTTC-FTTB/DSL) 67Mbps
-1Ç’21 itibarıyla Sabit Genişbant ARPU 61 TL (1Ç’20 53.5 TL)
-1Ç’21 Yıllık Bazda Sabit Genişbant ARPU Büyümesi %14.1 (1Ç’20 %13.6)
-1Ç’21 itibarıyla fiberle bağlı baz istasyonu oranı %45 (1Ç’20 %45)
-1Ç’21 itibarıyla LTE nüfus kapsama alanı %95 (1Ç’20 %92)
-1Ç’21 itibarıyla 3G nüfus kapsama alanı %97 (1Ç’20 %97)
-1Ç’21 itibarıyla mobil abone sayısı 23.3 Milyon (1Ç’20 23.2 Milyon)
-1Ç’21 mobil net abone kazanımı 103 Bin (1Ç’20 253 Bin)
-1Ç’21 itibarıyla mobil ARPU 36.4 TL (1Ç’20 32.5 TL)
-1Ç’21 itibarıyla LTE abone oranı %64 (1Ç’21 %58)
-1Ç’21 LTE abonelerinin ortalama aylık data tüketimi 8.9GB (1Ç’20 8.2GB)
-1Ç’21 itibarıyla Tivibu EV abone sayısı 1.534 Milyon (1Ç’20 1.595 Milyon)
-1Ç’21 Tivibu EV net abone kazanımı -5 Bin (1Ç’20 -10 Bin)
-1Ç’21 itibarıyla Ödemeli EV TV penetrasyonu %29 (1Ç’20 %29) (AB ortalaması %83)
-1Ç’21 itibarıyla Tivibu ARPU 20.8 TL (1Ç’20 18.2 TL)
-1Ç’21 itibarıyla PSTN+Yalın abone sayısı 16.4 Milyon (1Ç’20 14.8 Milyon)(3Ç’10’dan beri en yüksek seviye)
-1Ç’21 Sabit Ses net abone kazanımı -52 Bin (1Ç’20 103 Bin)
-1Ç’21 itibarıyla PSTN ARPU 21.3 TL (1Ç’20 22.3 TL)

Dijital
-İstanbul Ticaret Odası ile 430 bin iş yerini kapsayan Dijital Dönüşüm Programı imzalandı.
-Online İşlemler Uygulaması Lansmandan bu yana 49 milyon indirmeye ulaştı.
-Online İşlemler Uygulamasını kullanan tekil abone sayısı 1Ç’21’de 16 Milyon oldu.
-Online Kanallar üzerinden tahsilat yıldan yıla %71 büyüdü
-Bireysel segmentte bankalar dahil, tahsilatta dijital kanalların payı yıldan yıla 4.0yp artışla %78 olarak gerçekleşti.

ESG (Environmental, Social, Governance)
-Türk Telekom 2020 yılında UN Global Compact’a (Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi) taraf olarak insan hakları, çalışma, çevre ve yolsuzlukla mücadele için 10 temel ilkeyi destekleme taahhüdünde bulunmuştu. 1Ç’21 içerisinde de ilk ESG ilerleme raporu (CoP) yayımlandı. Sürdürülebilirlik Raporunun da 2021 içerisinde yayımlanması hedefleniyor.

Stratejik
-Argela’nın SDN ürünü olan SEBA, Türk Telekom şebekesi üzerinde İstanbul’da iki ilçenin sahasında ticari olarak uygulanmaya başladı.
-Asistt, Contact Centre Word tarafından organize edilen “2020’nin En İyi Performans Gösterenleri Ödülleri”nde 2 ayrı kategoride dünya şampiyonu oldu.
-Türk Telekom, OpenSignal tarafından düzenlenen “2021 Global Mobil Ağ Deneyim Ödülleri”nde “Yükselen Yıldızlar” ve “Yüksek Performanslılar” listesine girerek 5 ayrı deneyim disiplininde başarı sağlayan tek mobil operatör oldu.
-Türk Telekom,TRSTTLK12216 ISIN kodlu tahvilinin birinci kupon ödemesini 15.03.2021 tarihinde gerçekleştirdi.
-S&P, Türk Telekom’un kredi notunu 15.03.2021 tarihinde “BB-/B”, Not Görünümünü “Durağan” seviyesinde teyit etmiştir. Bağımsız Kredi Profilini ise “bbb-“den “bbb”ye yükseltmiştir.
-Türk Telekom 2021 yılı öngörülerinde değişikliğe gitti.

Konsolide Gelir Büyümesi: %14 >>>> %16
Konsolide FAVÖK 15 Milyar TRL >>>> 15.4 Milyar TRL
Konsolide Yatırım Harcaması 7.7 Milyar TRL >>>> 8 Milyar TRL

Yazan: Ömer Demirtaş
İletişim: [email protected]

(Bu yazı 24 Haziran 2021 tarihinde yazılmıştır.)

Not: Bu içerik musasavas.com.tr ziyaretçileri tarafından hazırlanmıştır. İçerik ve içerikte yer alan ifadeler Musa Savaş’ın görüşlerini yansıtmaz, içerikte yer alan ifadelerden Musa Savaş sorumlu tutulamaz. İçerikte yer alan veriler Türk Telekom ve diğer ilgili kuruluşların kendi yayınlarından elde edilmiştir, kesinlik taşımamaktadır.

Bir Cevap Yazın

EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish
%d blogcu bunu beğendi: