Türkiye e-ticaret büyüme hızıyla giderek Avrupa’ya yaklaşıyor

Türkiye’nin en yüksek gelir hacmine sahip sektörlerinden e-ticaret, ülkemizin teknolojiye olan yüksek uyumu sayesinde Batı ülkelerine her geçen gün yaklaşıyor. Yıllık e-ticaret hacmi 5 milyar doların üzerine çıkan ülkemizde, tüketici davranışları ve piyasa dinamiklerine bakıldığında Batı Avrupa kadar büyük ve canlı bir piyasanın ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Avrupa 900 milyona yaklaşan dev nüfusuna rağmen sadece 296 milyon çevrimiçi kullanıcıya sahip. Buna rağmen 2016 e-ticaret geliri yüzde 12 artarak 510 milyar Euro’ya ulaştı. Avrupa’daki 15 yaş üstü nüfusun sadece yüzde 43’ünün e-ticarete adım attığını düşünürsek, ‘yaşlı kıtanın’ Türkiye gibi henüz uyanmakta olan bir dev olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye ise 80 milyonu civarındaki nüfusuyla başlı başına bir dev olmasına karşın e-ticaret alanında atması gereken birçok adım var.

Hem B2C kanallarının güçlü olması hem de alışveriş yapan yoğun bir nüfusun varlığı sebebiyle Birleşik Krallık’a benzerlik gösteren Türkiye’de e-ticaretin toplam perakendeye oranı yüzde 2’ye yaklaşırken Birleşik Krallıkta bu oran yüzde 12.

Avrupalı tüketicilerin kişi başına yaptığı harcama ise 1,540 Euro iken Türkiye’de 186,42 Dolar. Zencommerce Ülke Müdürü Emre Gülas, tüketici başına harcama düşük gibi görünse de bunun dengeli büyüyen bir piyasaya işaret ettiğini söyleyerek pazarın doğru şekilde ilerlediğine değindi.

Türkiye’de dış piyasalara benzerlik gösteren birçok dinamik söz konusu. İnternet ve mobil kullanımı çok yaygın olsa da e-ticaret hacmi halen gerçek gücünü sergileyemiyor. Gülas, Türkiye’ye yapılan yatırımların hızlanmasını sağlayacak belli adımların atılması gerektiğini söylüyor.

Türkiye’de çok fazla girişimci adayı olmasına rağmen, özellikle e-ticaret alanında hiç deneyimi bulunmayan öğrenci ve emekli kesiminde bu alana karşı bir çekimserlik gözlemleniyor. Dahası, fiyat politikalarının tüketici dostu olmaması e-ticaret alanındaki girişimcilik fikrini birçokları için hemen rafa kaldırıyor.

Türkiye e-ticaret pazarı ihtiyacı olan ilham kaynaklarını geçtiğimiz yıllarda hızlı büyüyen ve fenomen haline gelen 2008-2010 yıllarında kurulan Markafoni, Trendyol gibi yerli ve Limango gibi yabancı sermayeli bir kaç girişim sayesinde buldu. Ancak, bu olumlu hava geçmişteki yetersiz uygulamalar ve boşluklar nedeniyle desteklenemedi. Günümüzde yaygın olarak kullanılan home-office çalışma şeklinin bile o dönemde çalışmaması sorunların en basitiydi. Geçtiğimiz 10 yılda çok yol kat edilmesine karşın hala yapılması gereken çok şey var. Burada hem özel sektöre hem de kamuya büyük iş düşüyor. E-ticaret odaklı mali reformların yapılması, ihracat merkezli teşviklerin iç pazar dinamiğine yönelik olarak da arttırılması, yaygın marka ve firmaların e-ticaret penetrasyonuna teşvik edilmesi, kamu ve özel sektör ile oluşturulacak fonlarla e-ticaret girişim veya yatırımlarının desteklenmesi atılabilecek en net adımlar olacaktır.

Avrupa e-ticaret sektörü için 2017 gelir beklentisi 598 milyar Euro olurken, 2018 sonu için 660 milyar dolar olması öngörülüyor. Türkiye, Avrupa’daki e-ticaret hacminin yüzde 60’ına sahip olan Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’ya olan benzerliğiyle potansiyelini her yıl artırmayı hedefliyor.

Çizilen rotada, Türkiye e-ticaret sektörünün 2017’de 5,852 milyar dolar hacme ulaşması, en çok gelir getiren e-ticaret kanalının ise her yıl olduğu gibi ‘elektronik ve medya’ olması öngörülüyor. Bu alanda beklenen gelir ise 2,258 milyar Dolar. Bu konuda Emre Gülas, “Önümüzdeki yıllarda ülkemizde hızlı tüketim ve perakende alanlarında büyük yatırımlar yapılmasını bekliyoruz” diyor.

Sonuç olarak; Türkiye e-ticaret pazarı durmak bilmeyen bir lokomotif gibi yoluna devam ederken bu noktada e-ticaretin sunduğu potansiyeli değerlendirmek isteyenlerin beklemesi için pek bir sebep yok. Nitekim Emre Gülas’da bizim düşüncelerimiz destekleyen bir yorumda bulunuyor: “Tereddüt ettiğiniz her gün satışlara geç başlamanıza neden olacak ve teknolojik yeniliklere adapte olmakta zorlanacaksınız. E-ticaret diyenler, hızlı davranıp hemen adım atmalı.”

(Bu yazının bir kısmı 11 Haziran 2017 tarihli Para dergisinde yayınlanmıştır.)

Bir Cevap Yazın

EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish
%d blogcu bunu beğendi: