İnsafsız hayat…
Düşman… Hayat boş anınızı kollayan düşman gibidir bazen. O boşluğunuzu yakaladığı an, öyle insafsız davranır ki… Yüreğinizi kan revan içinde bırakır. Çünkü yeniden doğmanıza sebep olan aşkın içine atmıştır sizi ve elinizi kolunuzu bağlamıştır… Ne kadar karşı koyarsanız koyun, sizi sevdanın tam ortasına acımasızca bırakmıştır.
Neden?
İnsanlar neden; görmezden geleni aptal, susanı korkak, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Yanıldıklarını anlamaları için illa aşağılanmaları mı gerekiyor?
Kimsin sen?
Hani… Bana git derken, kızgın bir şekilde sormuştun ya “Kimsin sen?” diye… … Bense gömüldüğüm sessizlikle sana şunları söylemiştim: “Ben seni seven adamım… Mutlu olmanı isterim… Yolun açık olsun…”
Yalnızlık nöbeti…
Koşulsuz… Aşkınızı ona koşulsuz sunarsınız. Fakat o bunu anlamaz. Yaptıklarıyla ihanet eder size ve aşkınıza. Oysa bilse ihanetin bir insanlık suçu olduğunu… Ve bilse… İhanet ile intikamın komşu olduklarını… Komşu komşunun kapısını birgün mutlaka çalar.
